11 Aralık 2009 Cuma
3 Aralık 2009 Perşembe
28 Kasım 2009 Cumartesi
Arykanda Antik Kenti/Arif Köyü
Bibliography
Cevdet Bayburtluoğlu, "Excavations at Arykanda 2006", ANMED (Anadolu Akdenizi Arkeoloji Haberleri) 5 (2007), 1-5
Yerleşim, güney Likya dağlarının dik yamaçlarında, Elmalı Ovası’ndan kıyıya inen eski bir yolun üzerinde yer alır. “Akropol” şehrin en alçak kısmında konumlanmıştır. Az sayıda Likya mezarı erken dönem yerleşimine işaret etmekle birlikte, yüzeyde görülen kalıntılar Helenistik ve Roma dönemlerine aittir. Arykanda antik kentinin ismi Luwi dilinde ARAUKAWANDA yani "YÜKSEK YERİN HALKI" anlamına gelmekte. Kazı çalışmaları Cevdet Bayburtluoğlu başkanlığında sürdürülmektedir.
Bu sezon (Piskoposluk Sarayı olarak bilinen) atriumlu büyük yapının kuzey ve batısında yer alan odalar ile Büyük Bazilika etrafındaki alanlarda kazı çalışmalarına ağırlık verilmiştir.
Piskoposluk Sarayı, yapının doğudaki ana girişi ve buradan iki basamakla inilen giriş holü dahil tamamen ortaya çıkarılmıştır. Kuzeyinde balık-pulu desenli mozaik kaplamaya sahip büyük bir salon yer almaktadır. Bu mekan büyük olasılıkla misafir kabul salonu olarak kullanılmıştır. Giriş holünün batısında ise, yaşama mekanlarına açılan bir kapı yer almaktadır. Mutfakta yağ ve tahıl amforaları, duvarlarda yağ lambası nişleri vardır. Buluntular arasında kadın başı figürlü kemik bir iğne sayılabilir. Atriumun batısında bir banyo ve tuvaletler yer almaktadır. Burada ayrıca bir çeşme bulunmaktaydı ve drenaj kanalı Hamam VI’nınkine bağlanıyordu.
İkinci kazı alanı Büyük Bazilika’nın batısındadır. 2005 yılında apsisin dış tarafında, üstüste yerleştirilmiş ve içlerinde kadın iskeletleri bulunan parçalı taş lahit benzeri iki mezar incelenmiştir. Bu alanda ayrıca yoğun dokulu, basit konutlardan oluşan bir mahalle bulunmuştur. İncelenen üçüncü alan, güney teras duvarı ile Büyük Yapı’nın ana duvarı arasındadır. Burada 7 m genişliğinde bir alan kazılmışsa da, çok sayıda ağacın varlığı çalışmaları güçleştirmiştir. Büyük Yapı’nın güneyinde, zemin seviyesinin 3,5 m altında iki oda bulunmuştur. Burada ortaya çıkarılan buluntular arasında kilise parapet kafeslerine ait parçalar, (şapel olarak kullanıldığı anlaşılan bir odada bulunan) mozaikler ve fresk parçaları sayılabilir.
2004 yılı kazı çalışmaları iyi korunmuş geç Roma Dönemi konutları üzerinde yoğunlaşarak devam etmiştir. Yerleşimin önemli bir özelliğini oluşturan su yönetim ve dağıtım sistemi konusundaki incelemeler, 800 ton kapasiteli bir sarnıcın 2002’de başlayan kazısının tamamlanmasıyla sürdürülmüştür. Apsis planlı ve beşik tonoz üstörtülü sarnıcın su geçirimsizliği sağlanmış tabanına, erozyonun etkisini azaltmak amacıyla, konik ve çokgen pişmiş toprak karolar, dik olarak yerleştirilmiştir. Sarnıç M.S. 5. ya da 6. yüzyılda kullanımdan çıkmış olmalıdır.
Çalışmalar Büyük Bazilika’nın güneyinde iki alana, peristil planlı bir ev ve halka açık bir hamama odaklanmıştır. Peristil planlı ev, yerinde kaba işlenmiş bazı sütunlar ile mimari ve diğer buluntulara dayanarak M.S. 4. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Diğer konutların çoğunda izlendiği gibi güney cephesinden girişli ve vadi manzarasına hakim konumdadır. 5. yüzyılda geçirdiği bir yangının ardından, peristil döşemesi geometrik mozaiklerle kaplanmıştır. Balık-pulu mozaik döşemeli diğer bir oda evin en önemli mekanı olarak tanımlanmıştır. Mozaikler kötü durumdadır. Duvarlarda alçı sıva üzerine renkli tasarımlar bulunmakla birlikte bunlar figüratif değildir. Evde az sayıda küçük buluntuya rastlanmış, güney kanadın alt katında özgün konumunda çok sayıda pithos ve amfora bulunmuştur. Batı Villası ile benzerlik göstermektedir.
Yerleşimde incelenen benzer işleve sahip altıncı yapı olan hamamın, bitişiğindeki peristil planlı evden daha eski olduğu düşünülmektedir. Apsis planlı caldariumu ile tipik Likya tipine uygundur. Frigidariumun su kanalında, çoğunluğu 4. yüzyıla ve Honorius’un hükümdarlığına tarihlenen 216 sikke bulunmuştur.








Cevdet Bayburtluoğlu, "Excavations at Arykanda 2006", ANMED (Anadolu Akdenizi Arkeoloji Haberleri) 5 (2007), 1-5
Yerleşim, güney Likya dağlarının dik yamaçlarında, Elmalı Ovası’ndan kıyıya inen eski bir yolun üzerinde yer alır. “Akropol” şehrin en alçak kısmında konumlanmıştır. Az sayıda Likya mezarı erken dönem yerleşimine işaret etmekle birlikte, yüzeyde görülen kalıntılar Helenistik ve Roma dönemlerine aittir. Arykanda antik kentinin ismi Luwi dilinde ARAUKAWANDA yani "YÜKSEK YERİN HALKI" anlamına gelmekte. Kazı çalışmaları Cevdet Bayburtluoğlu başkanlığında sürdürülmektedir.
Bu sezon (Piskoposluk Sarayı olarak bilinen) atriumlu büyük yapının kuzey ve batısında yer alan odalar ile Büyük Bazilika etrafındaki alanlarda kazı çalışmalarına ağırlık verilmiştir.
Piskoposluk Sarayı, yapının doğudaki ana girişi ve buradan iki basamakla inilen giriş holü dahil tamamen ortaya çıkarılmıştır. Kuzeyinde balık-pulu desenli mozaik kaplamaya sahip büyük bir salon yer almaktadır. Bu mekan büyük olasılıkla misafir kabul salonu olarak kullanılmıştır. Giriş holünün batısında ise, yaşama mekanlarına açılan bir kapı yer almaktadır. Mutfakta yağ ve tahıl amforaları, duvarlarda yağ lambası nişleri vardır. Buluntular arasında kadın başı figürlü kemik bir iğne sayılabilir. Atriumun batısında bir banyo ve tuvaletler yer almaktadır. Burada ayrıca bir çeşme bulunmaktaydı ve drenaj kanalı Hamam VI’nınkine bağlanıyordu.
İkinci kazı alanı Büyük Bazilika’nın batısındadır. 2005 yılında apsisin dış tarafında, üstüste yerleştirilmiş ve içlerinde kadın iskeletleri bulunan parçalı taş lahit benzeri iki mezar incelenmiştir. Bu alanda ayrıca yoğun dokulu, basit konutlardan oluşan bir mahalle bulunmuştur. İncelenen üçüncü alan, güney teras duvarı ile Büyük Yapı’nın ana duvarı arasındadır. Burada 7 m genişliğinde bir alan kazılmışsa da, çok sayıda ağacın varlığı çalışmaları güçleştirmiştir. Büyük Yapı’nın güneyinde, zemin seviyesinin 3,5 m altında iki oda bulunmuştur. Burada ortaya çıkarılan buluntular arasında kilise parapet kafeslerine ait parçalar, (şapel olarak kullanıldığı anlaşılan bir odada bulunan) mozaikler ve fresk parçaları sayılabilir.
2004 yılı kazı çalışmaları iyi korunmuş geç Roma Dönemi konutları üzerinde yoğunlaşarak devam etmiştir. Yerleşimin önemli bir özelliğini oluşturan su yönetim ve dağıtım sistemi konusundaki incelemeler, 800 ton kapasiteli bir sarnıcın 2002’de başlayan kazısının tamamlanmasıyla sürdürülmüştür. Apsis planlı ve beşik tonoz üstörtülü sarnıcın su geçirimsizliği sağlanmış tabanına, erozyonun etkisini azaltmak amacıyla, konik ve çokgen pişmiş toprak karolar, dik olarak yerleştirilmiştir. Sarnıç M.S. 5. ya da 6. yüzyılda kullanımdan çıkmış olmalıdır.
Çalışmalar Büyük Bazilika’nın güneyinde iki alana, peristil planlı bir ev ve halka açık bir hamama odaklanmıştır. Peristil planlı ev, yerinde kaba işlenmiş bazı sütunlar ile mimari ve diğer buluntulara dayanarak M.S. 4. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Diğer konutların çoğunda izlendiği gibi güney cephesinden girişli ve vadi manzarasına hakim konumdadır. 5. yüzyılda geçirdiği bir yangının ardından, peristil döşemesi geometrik mozaiklerle kaplanmıştır. Balık-pulu mozaik döşemeli diğer bir oda evin en önemli mekanı olarak tanımlanmıştır. Mozaikler kötü durumdadır. Duvarlarda alçı sıva üzerine renkli tasarımlar bulunmakla birlikte bunlar figüratif değildir. Evde az sayıda küçük buluntuya rastlanmış, güney kanadın alt katında özgün konumunda çok sayıda pithos ve amfora bulunmuştur. Batı Villası ile benzerlik göstermektedir.
Yerleşimde incelenen benzer işleve sahip altıncı yapı olan hamamın, bitişiğindeki peristil planlı evden daha eski olduğu düşünülmektedir. Apsis planlı caldariumu ile tipik Likya tipine uygundur. Frigidariumun su kanalında, çoğunluğu 4. yüzyıla ve Honorius’un hükümdarlığına tarihlenen 216 sikke bulunmuştur.








27 Kasım 2009 Cuma
Kadyanda/Cadianda Antik Kenti/Fethiye, Üzümlü
KADYANDA Antik Kenti/FETHİYE/ÜZÜMLÜ:
Korkuteli veya Kaş yönünden geliniyorsa,Fethiye'ye ayrılan ilk ışıklı kavşaktan 4 km.sonra sağa ayrılan yola,şayet Fethiye'den yola çıkılmışsa ya 400 nolu karayoluna ulaşmak için 5km. doğuya gidip kavşaktan Muğla yönüne ,sola dönüp,yukarıda değinilen kavşağa gelmek veya kuzeye doğru Muğla yönüne gidilmişse,Günlükbaşı kavşağından sağa ayrılan yola sapmak gerekmektedir.Kavşaktan Üzümlü 14 km.dir.Üzümlü'den sonra KADYANDA levhası takip edildiğinde,antik tiyatronun hemen güneyine denkgelen park yerine ulaşılır.Burdan sonra kuzeye doğru olan,ziyaretçilerin izlerinden oluşan patika,KADYANDA'nın içlerine doğru sizleri sevk eder.
Lykia yazısı ile yazılmış yazıtlarda ismi "KADAWANTİ olan KADYANDA,Luvi kökenli ismi ile eski Tunç,Bronz çağlarına ulaşan eski bir yerleşim yeri olduğunu gösterir.Prof.Bilge UMAR Türkiye'deki Tarihsel Adlar Kitabında Lykia kayıtlarında KHADAWATİ biçiminde de gösterildiğini belirtiyor.Plinius ismi CANDİANDA olarak aktarmış.
Umar ismin KADYS yani GEDİZ isminin adaşı olduğunu belirttikten sonra,Luvice KADU-WANDA yani "Kadys tapınıcısı halk"anlamına geldiğini söylüyor.
Buradan ilk kez Sir Charles Fellows söz etmiştir. Ondan öğrenildiğine göre kentin ana yolu çevresinde mabetler ve yapılar bulunuyorsa da günümüze onlardan hiçbiri gelememiştir.
Kadyanda'nın tarihini kitabelere dayanarak M.Ö. V.yy.a kadar indirebiliriz. Ayrıca Lykia'nın Hekatomnosların kontrolünde olduğu bir zamana ait bir kitabede Karia satrabı Piksodoros'un (M.Ö.340-334) yaptığı bir bağıştan söz edilmektedir. Bu bağış muhtemelen , bir Karia şehri olan Kaunos'a(Dalyan) karşı girişilen bir harekatta Kadyanda'nın satraba yardım ettiği anlaşılmaktadır. M.Ö. 168-67 'de Likya birliğine dahil olup birlik sikkesi bastıran 24 kent arasında Kadyanda'nın da adı geçmektedir. Kent Roma döneminde önem kazanmıştır. Followsdan öğrenildiğine göre çok köşeli ve dış yüzleri düz olan polygonal surlardan bugün yalnızca temel izleri kalmıştır. Akropolün güney yamacındaki, yarım daire şeklinde caveası olan tiyatro büyük bir olasılıkla deprem sonucu yıkılmış,daha sonra da taşlarının bir kısmı kullanılmıştır. Şu andaki durumu bile tiyatronun eski görkemini yansıtmaktadır. Akropolde beş basamakla çıkılan bir mabet ile onun yanında Agora ve 82 m. uzunluğundaki Stoa yer alıyordu. Stadionun 183 m. uzunluğunda ve 9 m. genişliğinde, kuzey yönünde de 6 oturma sırası bulunduğunu kalıntılardan anlaşılmaktadır. Ayrıca Stadion'un üzerinde Dor nizamında bir mabet ile bir mezar odası vardır. Burada 8 atlete ait bir heykel kaidesi bulunmuştur. Kaidelerden biri üzerinde Kadyanda sözü geçmektedir.
Stadionun çevresinde kentin ihtiyacını sağlayan dört büyük sarnıç görülmektedir. Bir başka sarnıç da Agoraya yakındır.
Kadyanda Lykia tipi mezarları ile tanınmıştır. Fethiye ovasına bakan yamacında oldukça yüksek temeller üzerine oturtulmuş silindirik çatılı bir Mausoleum dikkati çekmektedir. Ev tipi mezarların çoğu kabartmalı olup bunlardan birisini Ch.Fellows M.Ö. 400e tarihlemiştir. Bu mezarın yan yüzlerinden birinde atlı bir komutan yere dizleri üzerine çökmüş olan bir savaşçıya saldırmaktadır. Ayrıca Üzümlü köyü ile antik kent arasındaki yamaçta, Salas Anıtı diye adlandırılan anıt-mezarın ön yüzünde Salas ismi okunmaktadır. Ön yüzünde tek yan yüzlerde ise friz şeklinde, birbiri ile savaşan iki savaşçı görülmektedir. Büyük bir olasılıkla bu anıt Hekatomnid sülalesinden Kadyandalı bir prensin mezarıdır. Bu mezarın da bazı parçaları Britissh Museuma götürülmüştür. Kadyanda'nın ismindeki ND takısı nedeniyle, kuruluş tarihinin M.Ö.3. binlere indiği söylenebilir. Ancak antik kentten günümüze ulaşan yüzeydeki en eski kalıntılar M.Ö. 5. yüzyıldan daha eskiye gitmez. Kadyanda Örenyeri'nde kenti çevreleyen sur duvarlarının bir bölümü, kaya mezarları ve bazı kitabeler en erken dönemlere tarihlenen kalıntılardır. Bunlardan ayri olarak, Roma Dönemi'nde de onarılarak kullanılmiş olan Helle-nistik tiyatro, hamam, koşu pisti, agora, hangi tanriya ait olduğu bilinmeyen tapınak kalıntısı ve yogun sivil yapı izleri Kadyanda Örenyeri' nin antik dönemde yerleşim
geçirmiş tam bir kent hüviyetini ortaya koymaktadir.
Kent dik yamaçlarla arazinin topoğrafyasina göre birçok kez inşa edilmis, sur duvarlari ile çevrelenmistir. Bu duvarlardan özellikle güneydeki kısım ayakta kalmistir. Tiyatro alanına istinat oluşturan poligonal sur duvari Helle-nistik Dönem'e ait olup kaliteli bir işçilik göstermektedir.
Kaçak kazı izlerinin yoğun olarak izlendiği nekropol alani kentin güney bölümünde sur duvarlarının dışında kalmaktadır.
Antik kentte sayılarının çokluğu ile dikkat çeken yapı kalıntılarının bir baskası ise sarnıçlardır. Tapınağın dogu kesiminde geniş bir alanın altında inşa edilmiş, birbirine geçmeli dört büyük sarnıç, kentin antik dönemde su sorununun ne kadar etkili olduğu, belki de bu sorun nedeniyle terkedilmiş olabileceğini akla getirmektedir.
Kadyanda'da izlenen yapı kalıntılarının büyük çoğunluğu Roma Dönemi'ne aittir. Kent M.S. 7. yüzyıla kadar iskana sahne olmasına karşın geç döneme ait kalıntılar fazla yoğun olarak hissedilmez. Antik kentte 1992 yilinda Fethiye Müze Müdürlüğü'nce bir kurtarma kazısı yapılmıstır. Bu çalışma sırasında örenyerini rahatlık ve kolaylıkla gezebilmek için takriben 2.5 km. uzunluğunda bir gezi yolu yapılmıştır.
KADYANDA ile ilgili KAYNAKLAR'dan Seçmeler:
LYKİA-Prof.Dr.CEVDET BAYBURTLUOĞLU-Suna İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü Yay.
LYKİA-Bir Tarihsel Coğrafya araştırması ve gezi rehberi-Prof.Dr.BİLGE UMAR-İnkilap yay.
ANADOLU'NUN TARİHSEL COĞRAFYASI-Prof.Dr.VELİ SEVİN
ESKİÇAĞDA LYKİA BÖLGESİ-GEORGE BEAN-Çev:HANDE KÖKTEN-Arion yay












Korkuteli veya Kaş yönünden geliniyorsa,Fethiye'ye ayrılan ilk ışıklı kavşaktan 4 km.sonra sağa ayrılan yola,şayet Fethiye'den yola çıkılmışsa ya 400 nolu karayoluna ulaşmak için 5km. doğuya gidip kavşaktan Muğla yönüne ,sola dönüp,yukarıda değinilen kavşağa gelmek veya kuzeye doğru Muğla yönüne gidilmişse,Günlükbaşı kavşağından sağa ayrılan yola sapmak gerekmektedir.Kavşaktan Üzümlü 14 km.dir.Üzümlü'den sonra KADYANDA levhası takip edildiğinde,antik tiyatronun hemen güneyine denkgelen park yerine ulaşılır.Burdan sonra kuzeye doğru olan,ziyaretçilerin izlerinden oluşan patika,KADYANDA'nın içlerine doğru sizleri sevk eder.
Lykia yazısı ile yazılmış yazıtlarda ismi "KADAWANTİ olan KADYANDA,Luvi kökenli ismi ile eski Tunç,Bronz çağlarına ulaşan eski bir yerleşim yeri olduğunu gösterir.Prof.Bilge UMAR Türkiye'deki Tarihsel Adlar Kitabında Lykia kayıtlarında KHADAWATİ biçiminde de gösterildiğini belirtiyor.Plinius ismi CANDİANDA olarak aktarmış.
Umar ismin KADYS yani GEDİZ isminin adaşı olduğunu belirttikten sonra,Luvice KADU-WANDA yani "Kadys tapınıcısı halk"anlamına geldiğini söylüyor.
Buradan ilk kez Sir Charles Fellows söz etmiştir. Ondan öğrenildiğine göre kentin ana yolu çevresinde mabetler ve yapılar bulunuyorsa da günümüze onlardan hiçbiri gelememiştir.
Kadyanda'nın tarihini kitabelere dayanarak M.Ö. V.yy.a kadar indirebiliriz. Ayrıca Lykia'nın Hekatomnosların kontrolünde olduğu bir zamana ait bir kitabede Karia satrabı Piksodoros'un (M.Ö.340-334) yaptığı bir bağıştan söz edilmektedir. Bu bağış muhtemelen , bir Karia şehri olan Kaunos'a(Dalyan) karşı girişilen bir harekatta Kadyanda'nın satraba yardım ettiği anlaşılmaktadır. M.Ö. 168-67 'de Likya birliğine dahil olup birlik sikkesi bastıran 24 kent arasında Kadyanda'nın da adı geçmektedir. Kent Roma döneminde önem kazanmıştır. Followsdan öğrenildiğine göre çok köşeli ve dış yüzleri düz olan polygonal surlardan bugün yalnızca temel izleri kalmıştır. Akropolün güney yamacındaki, yarım daire şeklinde caveası olan tiyatro büyük bir olasılıkla deprem sonucu yıkılmış,daha sonra da taşlarının bir kısmı kullanılmıştır. Şu andaki durumu bile tiyatronun eski görkemini yansıtmaktadır. Akropolde beş basamakla çıkılan bir mabet ile onun yanında Agora ve 82 m. uzunluğundaki Stoa yer alıyordu. Stadionun 183 m. uzunluğunda ve 9 m. genişliğinde, kuzey yönünde de 6 oturma sırası bulunduğunu kalıntılardan anlaşılmaktadır. Ayrıca Stadion'un üzerinde Dor nizamında bir mabet ile bir mezar odası vardır. Burada 8 atlete ait bir heykel kaidesi bulunmuştur. Kaidelerden biri üzerinde Kadyanda sözü geçmektedir.
Stadionun çevresinde kentin ihtiyacını sağlayan dört büyük sarnıç görülmektedir. Bir başka sarnıç da Agoraya yakındır.
Kadyanda Lykia tipi mezarları ile tanınmıştır. Fethiye ovasına bakan yamacında oldukça yüksek temeller üzerine oturtulmuş silindirik çatılı bir Mausoleum dikkati çekmektedir. Ev tipi mezarların çoğu kabartmalı olup bunlardan birisini Ch.Fellows M.Ö. 400e tarihlemiştir. Bu mezarın yan yüzlerinden birinde atlı bir komutan yere dizleri üzerine çökmüş olan bir savaşçıya saldırmaktadır. Ayrıca Üzümlü köyü ile antik kent arasındaki yamaçta, Salas Anıtı diye adlandırılan anıt-mezarın ön yüzünde Salas ismi okunmaktadır. Ön yüzünde tek yan yüzlerde ise friz şeklinde, birbiri ile savaşan iki savaşçı görülmektedir. Büyük bir olasılıkla bu anıt Hekatomnid sülalesinden Kadyandalı bir prensin mezarıdır. Bu mezarın da bazı parçaları Britissh Museuma götürülmüştür. Kadyanda'nın ismindeki ND takısı nedeniyle, kuruluş tarihinin M.Ö.3. binlere indiği söylenebilir. Ancak antik kentten günümüze ulaşan yüzeydeki en eski kalıntılar M.Ö. 5. yüzyıldan daha eskiye gitmez. Kadyanda Örenyeri'nde kenti çevreleyen sur duvarlarının bir bölümü, kaya mezarları ve bazı kitabeler en erken dönemlere tarihlenen kalıntılardır. Bunlardan ayri olarak, Roma Dönemi'nde de onarılarak kullanılmiş olan Helle-nistik tiyatro, hamam, koşu pisti, agora, hangi tanriya ait olduğu bilinmeyen tapınak kalıntısı ve yogun sivil yapı izleri Kadyanda Örenyeri' nin antik dönemde yerleşim
geçirmiş tam bir kent hüviyetini ortaya koymaktadir.
Kent dik yamaçlarla arazinin topoğrafyasina göre birçok kez inşa edilmis, sur duvarlari ile çevrelenmistir. Bu duvarlardan özellikle güneydeki kısım ayakta kalmistir. Tiyatro alanına istinat oluşturan poligonal sur duvari Helle-nistik Dönem'e ait olup kaliteli bir işçilik göstermektedir.
Kaçak kazı izlerinin yoğun olarak izlendiği nekropol alani kentin güney bölümünde sur duvarlarının dışında kalmaktadır.
Antik kentte sayılarının çokluğu ile dikkat çeken yapı kalıntılarının bir baskası ise sarnıçlardır. Tapınağın dogu kesiminde geniş bir alanın altında inşa edilmiş, birbirine geçmeli dört büyük sarnıç, kentin antik dönemde su sorununun ne kadar etkili olduğu, belki de bu sorun nedeniyle terkedilmiş olabileceğini akla getirmektedir.
Kadyanda'da izlenen yapı kalıntılarının büyük çoğunluğu Roma Dönemi'ne aittir. Kent M.S. 7. yüzyıla kadar iskana sahne olmasına karşın geç döneme ait kalıntılar fazla yoğun olarak hissedilmez. Antik kentte 1992 yilinda Fethiye Müze Müdürlüğü'nce bir kurtarma kazısı yapılmıstır. Bu çalışma sırasında örenyerini rahatlık ve kolaylıkla gezebilmek için takriben 2.5 km. uzunluğunda bir gezi yolu yapılmıştır.
KADYANDA ile ilgili KAYNAKLAR'dan Seçmeler:
LYKİA-Prof.Dr.CEVDET BAYBURTLUOĞLU-Suna İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü Yay.
LYKİA-Bir Tarihsel Coğrafya araştırması ve gezi rehberi-Prof.Dr.BİLGE UMAR-İnkilap yay.
ANADOLU'NUN TARİHSEL COĞRAFYASI-Prof.Dr.VELİ SEVİN
ESKİÇAĞDA LYKİA BÖLGESİ-GEORGE BEAN-Çev:HANDE KÖKTEN-Arion yay












24 Kasım 2009 Salı
Kalkhedon/Kadıköy'de Ayrılık Çeşmesi, Namazgah ve 6. yy.Sarnıcı
Marmara Ray Projesi’nin Güzergahındaki 409 Yıllık Ayrılık Çeşmesi’nin Altı Tarihi Namazgah Çıktı
Haber : Kadir TOPRAKKAYA / Alıntı:Kadiköy Life
Marmara Ray Projesi’nin güzergahında kaldığı için başka bir yere nakledilmesi gündeme gelen Osmanlı Padişahlarının, Ordularıyla savaş seferine çıkarken buluşup aileleriyle vedalaştıkları Tarihi Ayrılık Çeşmesi’nde yapılan kazılarda bugüne kadar toprak altında kalan Tarihi Namazgah’ı da ortaya çıkarıldı.
1600 Yılında Sultan 4.Murat Tarafından yapılan ve Bağdat Seferine çıktığı 1638 tarihinde ise Ayrılık Çeşmesi olarak adlandırılan Tarihi Çeşme ve Namazgah’ı aslına uygun olarak restore etmek için projeler hazırladıklarını kaydeden Kadıköy Belediyesi Strateji Müdürü Şule Onur, yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkan namazgahın çeşmenin orijinal yeri olduğunu kanıtladığını, çeşmenin taşınıp taşınmama konusunda kararı ise İstanbul 5.Nolu Anıtlar Koruma Kurulu’nun vereceğini söyledi. Kurul’un Tarihi Çeşme ve Namazgahın yerinde kalması kararı vermesi Marmaray’ın güzerhının değişmesini gündeme getirebilecek.
TARİHİ NAMAZGAH KAZIYLA ORTAYA ÇIKTI
Marmaray’ın geçiş güzerhında kalan Tarihi Ayrılık Çeşmesi’ni başka bir yere nakletmek için İstanbul 5 Nolu Anıtlar Kurulu’na başvuran Kadıköy Belediyesi, Kurul’un çeşmenin tarihi değerini ortaya çıkarmak için toprak altı kazı yapılması kararı üzerine İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü denetiminde İbrahim Ağa’da bulunan Ayrılık Çeşmesi’nde kazı başlamıştı. Kazırlarda, Ayrılık Çeşmesi’nin namazgahının olduğu tespit edilerek duvar bölümleri ortaya çıkarıldı. Kadıköy Belediyesi Strateji Müdürü Şule Onur, kazıların Ayrılık Çeşmesi’nin tarihi değerini ortaya çıkarması bakımından büyük önem taşıdığını belirterek şunları söyledi:
“1600’lü yıllarda yapıldığı tahmin edilen Ayrılık Çeşmesi’nin İbrahimağa da bulunan yerinin orijinal yeri olup olmadığı tartışma konusuydu. Bazı araştırmacılar Çeşmenin ilk yapılan yerinin burası olduğunu söylerken, bazı araştırmacılarda Çeşme’nin ilk yerinin neresi olduğunun bilinmediğini, çeşmenin sonradan nakledildiğini söylüyorlardı. Oysa kazılarda toprak altı çalışmalarda Çeşmenin yanında bulunan Namazgah da ortaya çıkarıldı. Bu kazı ile Çeşmenin orijinal yerinin şuan bulunduğu yer olduğu kesinleşti. Kadıköy Belediyesi olarak Ayrılık Çeşmesi’nin ve Tarihi Namazgah’ın aslına uygun olarak restorasyonu için gerekli röleve çalışmalarını yapıyoruz. Bunları Anıtlar Kurulu’na sunacağız. Anıtlar Kurulu Çeşme’nin başka bir yere nakline yada bulunduğu yerde aslına uygun olarak restore edilip korunmasına karar verecek. Biz Kadıköy Belediyesi olarak Çeşmenin 409 yıl önce yapıldığı yerde restore edilerek korunmasını istiyoruz. Çeşmeyi tekrar akar hale getirip, Kadıköylülere armağan edeceğiz. Çeşme mevcut yerinde kalırsa, Marmaray’ın güzergahı değişebilir. Biz Anıtlar Kurulu’nun vereceği kararı bekliyoruz. Bu olay sadece Kadıköy için değil, İstanbul için de büyük bir tarihi önem taşıyor.”
AYRILIK ÇEŞMESİ’Nİ 4.MURAT YAPTIRDI
Ayrılık Çeşmesi 1600 yılında yaptırılmış, Padişah 4.Murat’ın Bağdat Seferine çıkışından itibaren de Ordusu ve ailelerinin vedalaştığı yer olduğu için de Ayrılık Çeşmesi olarak anılmaya başlanmıştır. Osmanlı Padişahları, Topkapı Sarayı’ndan Üsküdar’a geçer, Üsküdar dan Menzilhane- Karacaahmet Türbesi istikametini takip ederek Ayrılık Çeşmesi’nin başına gelir, buradaki Haydarpaşa ve İbrahimağa Çayırı’nda talim yapan askerleriyle buluşup, ailelerle vedalaştıktan sonra Anadolu’ya sefere çıkarlardı. Ayrıca Hacı Kafileleri de Kabe’ye gitmek için Ayrılık Çeşmesi önünde buluşur, buradan yola çıkarmış. Kabe’ye hediyeler götüren Askeri Birlik olan Sure Alayı da Üsküdar daki tören yolunu takip ederek bu çeşmenin başına gelir, Hacı Kafilesi ile buluşup Kabe’ye giderdi.
MARMARAY’IN GÜZERGAHINDA
Ayrılık Çeşmesi, Marmaray Projesi kapsamında bir geçiş güzergahı konumunda buluyoyor. Gebze İstikametinden gelen yolcular, Ayrılık Çeşme İstasyonu’ndan Kadıköy-Üsküdar veya Ümraniye’ye gidecek, Halkalı ve Sirkeci yönünden gelen yolcular ise yine Kadıköy ve Ümraniye’ye gidecekleri gibi Gebze Hattından Anadolu’ya devam edebileceklerdi. İnşaatı devam etmekte olan Kadıköy-Kartal Raylı Taşıma sistemi, E-5 güzergalından gelerek Ayrılık Çeşme İstasyonu’nda Marmaray ile birleşiyordu.
KADIKÖY BELEDİYESİ BÖLGENİN SİT ALANI İLAN EDİLMESİNİ İSTEMİŞTİ
Kadıköy’ün önemli tarihi alanlarından biri olan İbrahimağa daki Aylık Çeşmesi, Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı ve Ayrılık Çeşmesi Sokağı’nın Sit alanı olarak ilan edilmesi için Kadıköy Kent Konseyi Kadıköy Belediyesi aracılığıyla 4 Ekim 2006 yılında 5 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na başvurmuştu.
Ayrılık Çeşme'de İ.S. 6 yüzyıla ait olduğu tahmin edilen bir sarnıç bulundu. Sarnıcın bloklar halinde kesilip kaldırılarak, metro burgu makinesi girdikten sonra aynı yere monte edilmesine karar verildi.
























Haber : Kadir TOPRAKKAYA / Alıntı:Kadiköy Life
Marmara Ray Projesi’nin güzergahında kaldığı için başka bir yere nakledilmesi gündeme gelen Osmanlı Padişahlarının, Ordularıyla savaş seferine çıkarken buluşup aileleriyle vedalaştıkları Tarihi Ayrılık Çeşmesi’nde yapılan kazılarda bugüne kadar toprak altında kalan Tarihi Namazgah’ı da ortaya çıkarıldı.
1600 Yılında Sultan 4.Murat Tarafından yapılan ve Bağdat Seferine çıktığı 1638 tarihinde ise Ayrılık Çeşmesi olarak adlandırılan Tarihi Çeşme ve Namazgah’ı aslına uygun olarak restore etmek için projeler hazırladıklarını kaydeden Kadıköy Belediyesi Strateji Müdürü Şule Onur, yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkan namazgahın çeşmenin orijinal yeri olduğunu kanıtladığını, çeşmenin taşınıp taşınmama konusunda kararı ise İstanbul 5.Nolu Anıtlar Koruma Kurulu’nun vereceğini söyledi. Kurul’un Tarihi Çeşme ve Namazgahın yerinde kalması kararı vermesi Marmaray’ın güzerhının değişmesini gündeme getirebilecek.
TARİHİ NAMAZGAH KAZIYLA ORTAYA ÇIKTI
Marmaray’ın geçiş güzerhında kalan Tarihi Ayrılık Çeşmesi’ni başka bir yere nakletmek için İstanbul 5 Nolu Anıtlar Kurulu’na başvuran Kadıköy Belediyesi, Kurul’un çeşmenin tarihi değerini ortaya çıkarmak için toprak altı kazı yapılması kararı üzerine İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü denetiminde İbrahim Ağa’da bulunan Ayrılık Çeşmesi’nde kazı başlamıştı. Kazırlarda, Ayrılık Çeşmesi’nin namazgahının olduğu tespit edilerek duvar bölümleri ortaya çıkarıldı. Kadıköy Belediyesi Strateji Müdürü Şule Onur, kazıların Ayrılık Çeşmesi’nin tarihi değerini ortaya çıkarması bakımından büyük önem taşıdığını belirterek şunları söyledi:
“1600’lü yıllarda yapıldığı tahmin edilen Ayrılık Çeşmesi’nin İbrahimağa da bulunan yerinin orijinal yeri olup olmadığı tartışma konusuydu. Bazı araştırmacılar Çeşmenin ilk yapılan yerinin burası olduğunu söylerken, bazı araştırmacılarda Çeşme’nin ilk yerinin neresi olduğunun bilinmediğini, çeşmenin sonradan nakledildiğini söylüyorlardı. Oysa kazılarda toprak altı çalışmalarda Çeşmenin yanında bulunan Namazgah da ortaya çıkarıldı. Bu kazı ile Çeşmenin orijinal yerinin şuan bulunduğu yer olduğu kesinleşti. Kadıköy Belediyesi olarak Ayrılık Çeşmesi’nin ve Tarihi Namazgah’ın aslına uygun olarak restorasyonu için gerekli röleve çalışmalarını yapıyoruz. Bunları Anıtlar Kurulu’na sunacağız. Anıtlar Kurulu Çeşme’nin başka bir yere nakline yada bulunduğu yerde aslına uygun olarak restore edilip korunmasına karar verecek. Biz Kadıköy Belediyesi olarak Çeşmenin 409 yıl önce yapıldığı yerde restore edilerek korunmasını istiyoruz. Çeşmeyi tekrar akar hale getirip, Kadıköylülere armağan edeceğiz. Çeşme mevcut yerinde kalırsa, Marmaray’ın güzergahı değişebilir. Biz Anıtlar Kurulu’nun vereceği kararı bekliyoruz. Bu olay sadece Kadıköy için değil, İstanbul için de büyük bir tarihi önem taşıyor.”
AYRILIK ÇEŞMESİ’Nİ 4.MURAT YAPTIRDI
Ayrılık Çeşmesi 1600 yılında yaptırılmış, Padişah 4.Murat’ın Bağdat Seferine çıkışından itibaren de Ordusu ve ailelerinin vedalaştığı yer olduğu için de Ayrılık Çeşmesi olarak anılmaya başlanmıştır. Osmanlı Padişahları, Topkapı Sarayı’ndan Üsküdar’a geçer, Üsküdar dan Menzilhane- Karacaahmet Türbesi istikametini takip ederek Ayrılık Çeşmesi’nin başına gelir, buradaki Haydarpaşa ve İbrahimağa Çayırı’nda talim yapan askerleriyle buluşup, ailelerle vedalaştıktan sonra Anadolu’ya sefere çıkarlardı. Ayrıca Hacı Kafileleri de Kabe’ye gitmek için Ayrılık Çeşmesi önünde buluşur, buradan yola çıkarmış. Kabe’ye hediyeler götüren Askeri Birlik olan Sure Alayı da Üsküdar daki tören yolunu takip ederek bu çeşmenin başına gelir, Hacı Kafilesi ile buluşup Kabe’ye giderdi.
MARMARAY’IN GÜZERGAHINDA
Ayrılık Çeşmesi, Marmaray Projesi kapsamında bir geçiş güzergahı konumunda buluyoyor. Gebze İstikametinden gelen yolcular, Ayrılık Çeşme İstasyonu’ndan Kadıköy-Üsküdar veya Ümraniye’ye gidecek, Halkalı ve Sirkeci yönünden gelen yolcular ise yine Kadıköy ve Ümraniye’ye gidecekleri gibi Gebze Hattından Anadolu’ya devam edebileceklerdi. İnşaatı devam etmekte olan Kadıköy-Kartal Raylı Taşıma sistemi, E-5 güzergalından gelerek Ayrılık Çeşme İstasyonu’nda Marmaray ile birleşiyordu.
KADIKÖY BELEDİYESİ BÖLGENİN SİT ALANI İLAN EDİLMESİNİ İSTEMİŞTİ
Kadıköy’ün önemli tarihi alanlarından biri olan İbrahimağa daki Aylık Çeşmesi, Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı ve Ayrılık Çeşmesi Sokağı’nın Sit alanı olarak ilan edilmesi için Kadıköy Kent Konseyi Kadıköy Belediyesi aracılığıyla 4 Ekim 2006 yılında 5 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na başvurmuştu.
Ayrılık Çeşme'de İ.S. 6 yüzyıla ait olduğu tahmin edilen bir sarnıç bulundu. Sarnıcın bloklar halinde kesilip kaldırılarak, metro burgu makinesi girdikten sonra aynı yere monte edilmesine karar verildi.
























Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














