8 Mart 2009 Pazar

Hagios Paulos Yetimhanesi/Gülhane Parkı/2



Hagios Paulos Yetimhanesi:
Topkapı sarayı'nın aşağısına denk düşen, Gülhane Parkı'nda; hemen Gothlar Sütunu'nun yanında bir tarihi kalıntı var. Bu Bizans Dönemi kalıntısı geçtiğimiz yıllarda demir parmaklıklarla çevrilerek korumaya alındı. Sütunları ile duvar kalıntılarıyla görkemli bir mimari yapının ögeleri belli olmakta.
Kaynaklarda Sarayburnu'ndaki yapılar arasında geçen bu kalıntı bir Bizans yetimhanesine ait. HAGİOS PAULOS Yetimhanesi...
2.Justinus (565-578) tarafından kurulan yetimhane 1.Komnenos zamanında (1081-1118) genişletilmiş.
Kaynak: İstanbul Arkeoloji Müzesi- Dr.ALPAY PASİNLİ- Akbank Kültür ve Sanat Dizisi- 2003 Sayfa:28
Hagios Paulos Yetimhanesinin etrafını çevirerek korumanın yetmediği kesin,burası da çok yoğun bir temizlik ve araştırmayı bekliyor.. Bir tek tabela bile yok, hergün oradan yüzlerce insan, turist geçiyor...
Yetimhane ile ilgili literatürlerde bilgi bulmak çok zor, gereken bilgiyi Dr.Alpay PASİNLİ'nin açıklamasında 2003 yılında bulabildim. O zamana kadar iğne kuyu kazarak, araştırmalardan bir sonuç alamamıştık. Dolayısıyla İstanbul Arkeoloji Müzesinin Bizans Salonunda da Hagios Paulos Yetimhanesi ile ilgili açıklamalı bir bölüm de var, orayı da gezmenizi öneririm.
Değerli Arkeolog Alev BAŞARAN ise Hagios Pulos Yetimhanesiyle ilgili şu bilgileri iletti.

Hagios Paulos (Ορφανοτροφείο του Αγίου Παύλου)ile ilgili gerçekten yabancı literatürde de çok kısıtlı bilgiler var. Yunanca kaynaklarda da Aziz Pavlos (St. Paul) adını taşıyan bu yapının bulunduğu yer;modern İstanbul'un kuzeyinde" Sütun Goth yanında ve Topkapı sarayının hemen dışında" diye belirtiliyor. Kalan kalıntıların yetimhane kısmına ait olduğu,Justin II (565-578) tarafından kurulduğu bilgisi var.Yapının içinde aynı zamanda yaşlılar, körler ve savaş gazilerine ayrılmış bölümler olduğu ama bunun kalıntılarının yok olduğu yazılmış... Aynı zamanda o mahallede bu yetimhaneye komşu iki küçük kilise varmış,Aziz Menas ve Aziz Demetrius Kiliseleri. ve yetimhanenin devamlılığı bu kiliselerin yardımlarıyla sağlanırmış. Yetimhanenin Boğaz'a ve Haliç'e bakan muhteşem bir manzarası olduğu da dile getirilmiş. Kontoskali (Kumkapı) ve Psamathia(Samatya) yı anlatan birçok araştırmada bu yetimhaneye ait kesik cümleler bulmak mümkün.S. Gerasimos'un birçok eserinde de adı geçiyor.












Temmuz 2008'de Son gidişimde birşey dikkatimi çekti. Demir parmaklıklı kapı açıktı ve içeride gene bir tahribat başlamıştı. Mimari ögeler, kalıntılara boyalar dökülmüş, kirletilmiş, birileri gene içeriye dalmış ve artık görmeye başladığımız, ne yazık ki alıştığımız, o vandallık belirtileri kendini gösteriyordu...











Hagios Paulos Yetimhanesi/Gülhane Parkı/1

 













Hagios Paulos Yetimhanesi:
Topkapı sarayı'nın aşağısına denk düşen, Gülhane Parkı'nda;  hemen Gothlar Sütunu'nun yanında bir tarihi kalıntı var. Bu Bizans Dönemi kalıntısı geçtiğimiz yıllarda demir parmaklıklarla çevrilerek korumaya alındı. Sütunları ile duvar kalıntılarıyla görkemli bir mimari yapının ögeleri belli olmakta.
Kaynaklarda Sarayburnu'ndaki yapılar arasında geçen bu kalıntı bir Bizans yetimhanesine ait. HAGİOS PAULOS Yetimhanesi...
2.Justinus (565-578) tarafından kurulan yetimhane 1.Komnenos zamanında (1081-1118) genişletilmiş.
Kaynak: İstanbul Arkeoloji Müzesi- Dr.ALPAY PASİNLİ- Akbank Kültür ve Sanat Dizisi- 2003 Sayfa:28
Hagios Paulos Yetimhanesinin etrafını çevirerek korumanın yetmediği kesin,burası da çok yoğun bir temizlik ve araştırmayı bekliyor.. Bir tek tabela bile yok, hergün oradan yüzlerce insan, turist geçiyor...
Yetimhane ile ilgili literatürlerde bilgi bulmak çok zor, gereken bilgiyi Dr.Alpay PASİNLİ'nin açıklamasında 2003 yılında bulabildim. O zamana kadar iğne kuyu kazarak, araştırmalardan bir sonuç alamamıştım. Dolayısıyla İstanbul Arkeoloji Müzesinin Bizans Salonunda da Hagios Paulos Yetimhanesi ile ilgili açıklamalı bir bölüm de var, orayı da gezmenizi öneririm.
Değerli Arkeolog Alev BAŞARAN ise Hagios Paulos Yetimhanesiyle ilgili şu bilgileri iletti.

Hagios Paulos (Ορφανοτροφείο του Αγίου Παύλου)ile ilgili gerçekten yabancı literatürde de çok kısıtlı bilgiler var. Yunanca kaynaklarda da Aziz Pavlos (St. Paul) adını taşıyan bu yapının bulunduğu yer; modern İstanbul'un kuzeyinde" Sütun Goth yanında ve Topkapı sarayının hemen dışında" diye belirtiliyor. Kalan kalıntıların yetimhane kısmına ait olduğu,Justin II (565-578) tarafından kurulduğu bilgisi var.Yapının içinde aynı zamanda yaşlılar, körler ve savaş gazilerine ayrılmış bölümler olduğu ama bunun kalıntılarının yok olduğu yazılmış... Aynı zamanda o mahallede bu yetimhaneye komşu iki küçük kilise varmış,Aziz Menas ve Aziz Demetrius Kiliseleri. ve yetimhanenin devamlılığı bu kiliselerin yardımlarıyla sağlanırmış. Yetimhanenin Boğaz'a ve Haliç'e bakan muhteşem bir manzarası olduğu da dile getirilmiş. Kontoskali (Kumkapı) ve Psamathia(Samatya) yı anlatan birçok araştırmada bu yetimhaneye ait kesik cümleler bulmak mümkün.S. Gerasimos'un birçok eserinde de adı geçiyor.







Hagios Polyeuktos Kilisesi kalıntıları/Saraçhane-2


Yine o tel örgülerin yer yer eğilerek, kesilerek bu antik harikamızın ortadan kaldırılma çalışmalarının sürdüğünü ve burasının bir mezbeleye çevrilme aymazlığının artarak devam ettiğini öğrenmiş bulunuyoruz.. Yani o pırıl pırıl Şehremini Liseli gençlerin ideali cehalet duvarına çarptı.
O güzelim, akıllı, sorumlu öğrenci kardeşlerimizin tüm çabasına karşılık olarak; himaye edilen, hoşgörülen kör cehalet, görgüsüzlük, lumpenlik, vandallık, kültür karşıtlığı, ve sorumsuzluk meydan okumaya devam ediyor demek ki....Ne zaman ülkemizin Dünyanın en önemli Turizm ve Kültür Kenti olabileceğini ve bunun için tüm tarihimize sahip çıkmak zorunda olduğumuzu anlayabileceğiz?..
Ne zaman?

Polyeuktos Kilisesi'nin tarihsel evrelerini izleyelim...
6.Yüzyılın ilk yarısı:
3. Valentinus'un yeğeni,Anicia Juliana524-527 yıllarında Forum Tauristen Havariyyun Kilisesine giden anacaddede (Mese) Konstantiniani ya da Theodosianai diye adlandırılan bölgedeki aile mülkü yakınlarında, Aziz Polyeuktos 'a adanan bir kilise yaptırır. Kilise bir olasılıkla Mese'nin kuzeyinde , hafifçe güneybaıya kayan yamacında ve üzerinde önceden pek çok yapı bulunan bir arazide kurulur. Pek çok yapı ögelerinin yanı sıra, günümüze sadece güçlü temelleri ve kubbeli mahzeni kalmıştır. Ancak bunlar yapının rekonstrüksiyonu ile ilgili kesin bir veri oluşturmazlar.Tüm yapı (Vaftizhane, Martriyum) ve dışarıdan 52X58 m. büyüklüğündeki asıl mekandan oluşur. Bu mekanın geniş bir merdivenle ulaşan narteksi atriumun seviyesinden ortalama 5m. daha yüksektir. Üstteki nişlerle bölünmüş ana mekan, ortalama 7m. genişliğinde iki duvarla üçe ayrılır. Ortadaki nefin kubbeyle örtülü olduğu sanılmaktadır.Yeraltındaki doğu-batı yönündeki dehlize bağlanan kilisenin eksenindeki oval temel , bir ambonun varlığına işaret eder.
Kilisenin iç donanımı hem edebi belgelere hem de buluntulara göre çok zengin olmalıdır. Zemin ve duvardaki mermer kaplamalar, mozaik ve taş kakmaları çok özel nitelikte olup sanat tarihi açısından önemlidir.
Marmara/Prokonnessos Adasından getirilen işlenmiş mermerler ile biçim verilmiş ve kabartmalarla bezenmiş yapı taşları bulunmaktadır.
7,8. yüzyıl:
Bugüne kadar kalmış kubbeli mahzenler 7. yüzyılda molozla doldurulur. İkonakırıcılık döneminde ise kilisenin figüratif kabartmaları ortadan kaldırılır,
10. yüzyılın Sonu/12. yüzyılın ortasında Polyeuktos Kilisesinin konumu:
Kilise 10, yüzyılın ikinci yarısına kadar kullanılır. Atrium ve narteks altyapısındaki moloz katmanlarından da anlaşıldığı üzere, 10. yüzyılın sonuna ya da 11. yüzyılın başına doğru kısmen haraptır.(Belki de 1010 yılındaki depremde yan Kiliselerin de kubbeleri yıkılmıştır.12. yüzyılın ortalarına doğru atrium yağma edilir, kuzeydeki yapı sarnıca dönüştürülür ve atrium mezar olarak kullanılır.

13. yüzyıl:
Bu arada iyi korunmuş olan Kilise Latin Döneminde baştan aşağı yağmalanır.Yapının teker teker pekçok parçası Venedik'e götürülür ve oradaki San Marco'nun inşasında kullanılır.(Örneğin, Plastri Accritani) Diğer yapı parçaları Eski İstanbul'daki diğer yapılarda yeniden kullanılır. Azizlerin kutsal kalıntıları ise 14. yüzyılda Rus Hacıların yazdıklarına göre Havariyyun Kilisesinin bir yan şapelinde bulunmaktadır.

15. Yüzyıl:
İstanbul'un fethedilmesinden sonra Kilise kalıntılarının kuzeybatısında ,eski anayolun üzerinde 1474 -1475 yılında küçük, Mimar Üstad Ayas Mescidi yapılır. Bunu 1489 yılında kilisenin kalıntıları üzerine inşa edilen Karagöz Mescidi ve 15. yüzyılın sonlarına doğru (Yaklaşık 1493,1494) bunun biraz doğusunda, yoğun bir yerleşim bölgesinde, Sadrazam Çandarlı İbrahim Paşa (1430-1499) tarafından yaptırılan Uzun Çarşı'daki vakfın mülkü olan İbrahim Paşa Hamamı izler.Her iki yappıda da -özellikle hamamın temelinde- Bizans Kiliselerinden alınan yapı taşları kullanılır.

19. 20. Yüzyıllarda POLYEUKTOS Kilisesinin konumu:
Aralarında pek çok mahzenli eski evin de bulunduğu eski kilise civarında inşa edilen yapılar zamanla pek çok kere-özellikle yangınlar dolayısıyla - yıkılır ve yeniden yapılır. Ancak 1943 yılında Atatürk Bulvarının yapılmasıyla İbrahim Paşa Hamamı ve harap durumdaki Karagöz Mescidi yıkılır. Bunları 1958 yılında Mimar Ayas Mescidi izler.Saraçhane'deki kazı çalışmalarında 1912 yılında ilginç bir sütun başlığı bulunur. Bunlardan biri de yazıt fragmanıdır. Bunun üzerine, Polyeuktos Kilisesinin bulunduğu bölge 1964-1968 yılları arasında R.M Harrison ve Nezih Fıratlı tarafından yapılan pek çok kazılarda incelenir.İç donanıma ait pek çok yapı malzemesinin yanında, Polyeuktos Kilisesi'nin temelinden bahçe ile de ilintili pek çok temel parçası da ortaya çıkarılır.



KAYNAK:İstanbul'un Tarihsel Topoğrafyası- Wolfang Müller-Wıener YKY yay. Çeviren: Ülker Sayın
















Hagios Polyeuktos Kilisesi kalıntıları/Saraçhane-1












Saraçhanebaşı Belediye sarayının kuzeybatısında ve Atatürk bulvarı üzerinde kalıntıları duran Ayios Polyeuktos Kilisesi Ayasofya'dan sonra İstanbulun en büyük bazilikalarından biri olarak gösteriliyor.
Bazilika 6.yüzyıla tarihleniyor.
Saraçhane'deki Aziz Polyeuktos'a adandığı için bu ismi alan kilise, 11. yüzyılda önce harap edildi, sonra da yağmalandı. Kilisenin kıymetli parçaları ve sütunları Barcelona ve Venedik'e kaçırıldı. Kilise, Bazilikal planlı ve kubbeliydi.
Birkaç sene öncesine kadar çok bakımsız olan yapı ve çevresi neyse ki pırıl pırıl üç Öğrencinin duyarlılığı sayesinde tel örgülerle çevrilerek "açık hava tuvaletinden" "kapalı hava müzesi!"ne dönüştü.

Nihan Parlak, Barış Baruter ve Mert Güller Fatih Şehremini Lisesi`nde okuyan üç başarılı, çevre bilinçli, tarih meraklısı gencimiz. bir eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı`nın düzenlediği proje yarışmasına katıldılar. Ancak aylardır emek verdikleri projeleri Anıtlar Kurulu engeline takıldı. Projelerine konu olarak Saraçhane`deki Ayios Polyeuktos Kilisesi`ni seçtiler. Etrafı devlet kurumları ile çevrili olan 1500 yıllık kilise, içler acısı durumdaydı. Kilise kalıntılarını yakından incelemek isteyenler, burunlarını tıkamak zorunda kalıyorlardı. Polyeuktos bir açık hava tuvaletine ve tinercilerin barınma yerine dönüşmüştü. İşte bu üç lise öğrencisi de bu kilise kalıntılarını temizleyip, turistik bir mekana dönüştürme amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi`yle irtibata geçtiler ve olumlu yanıt aldılar. Bunun üzerine afişler, tanıtım yazıları hazırladılar. Büyükşehir ile temizlik, ışıklandırma, güvenlik personeli ve bilgi panosu konusunda ortaklık anlaşması imzalandı. İlk iş olarak Park ve Bahçeler Müdürlüğü kalıntıların çevresini tel örgü ile çevirdi. Neyse ki ben son gördüğümda bu tarıhı eserimizin çevresi tel örgülerle çevriliydi ve bu olumsuz dış etkilerden biraz olsun kurtarılmış gibi görünüyordu,
Bu çevre ve tarih bilinçli pırıl pırıl genç öğrenciler sayesinde..Şehremini liseli bu üç öğrencimizle na kadar övünsek az.
Saraçhane'deki Ayios/Hagios/Aya Polyeuktos kazılarıyla ilgili R.M Harrison,Hayes isimli arkeologların "Excavation at Saraçhane in İstanbul "adlı araştırma, kazı raporları var.
Ayrıca Polyeuktos kazılarında çok miktarda , seramik, Taş, sütun başlığı, sütun tamburu ve sütun gövdesi elde edilmiştir.Bunların bir çoğu kalıntıların ortasında istifli (Veya yığılmış) olarak durmakta.
Ayios Polyeuktos Kilisesi kazılarında çok miktarda cam parça da ortaya çıkmıştır.(Harrison-Nezih Fıratlı,1966,s.59;Hayes 192,s.400-409;Philippe,1990,s.44)Bunlar arasında kandil,kadeh ve pencere camları sayılabilir. Pencere camları yuvarlak veya köşelidir; renkleri kahverengi, yeşil, oliv, sarı ve mavi-yeşilin tonlarıdır. Renksiz denecek kadar açık renkli olanları da vardır.Yuvarlak camlar"crown"*tekniğiyle üretilmiştir ve ortaları göbeklidir, kenarları ise içe katlanmıştır. Köşeli camlar kesin olarak 7.yüzyıla tarihlenmekle birlikte (Harrison,1986,s.206)Göbekli camların bir kısmı Bizans,bir kısmı ise Türk dönemine ait olabilir.
Polyeuktos kilisesinde kadeh, kandil, bilezik, kase, şişe ve tabak parçaları da bulunmuştur. Renkleri yeşil, mavi, mavimsi yeşil, sarı, oliv tonlarındadır, renksiz örnekler de vardır. 5.yüzyıldan 13.yüzyıl başına kadar tarihlenebilirler.(Hayes,1992 s.400-405)
Ayrıca kilisede çok ilginç parçalara da rastlanmıştır. Bunlar duvar kakmaları, altın varaklı duvar plakası ve mineli şişe parçalarıdır . Hayes,1992,s.405;Harrison,1986s.174)
*Crown:Göbekli cam tekniği
Polyeuktos ile ilgili önerilebilecek diğer Kaynaklar:

Dünden Bugüne Fatih-Fatih Belediye Başkanlığı yayını-2004
İstanbul'un Tarihi eserleri-Petrus Gyllius-Çeviren:Erendiz ÖZBAYOĞLU-Eren yayınları-1997
Prokopios-İstanbul'da Iustinianus döneminde yapılar,1.kitap-Arkeoloji ve Sanat yayınları Çev:E.Özbayoğlu 1994
Iustinianus döneminde İstanbul'da yapılar-Prokopus'un 1. Kitabının analizi-Fırat DÜZGÜNER-Ark.ve.snt yay 2004
İstanbul'un Tarihsel Topoğrafyası-Wolfang Müller WEİNER-Yky. 1.Baskı 2001,2.Baskı 2007 Çeviren: Ülker SAYIN
Anadolu Camcılığı Dr.ÜZLİFAT ÖZGÜMÜŞ-Pera yayıncılık-2








İzmir'de eskiçağlarda yer adları





İzmir'de eskiçağlarda yer adları

Karataş:Melantia
Karantina:Kallithea
Göztepe:Entopi
Güzelyalı:Myracti
Turan:Agia Triada
Naldöken:Petrota
Karşıyaka:Kordelio
Alsancak:Punta
Darağaç:Cerenage/Caranage
Yamanlar Dağı:Amanara
Harmandalı:Armanda
Şemikler/Kara Bostanlısı:Tomaza/Tomazo
Deniz Bostanlısı:Papas/Papa Scala
Kahramanlar:Mortakya
Havra sokağı,Keçeciler,İkiçeşmelik:Juderia
Buca:Kohl,Boudja
Üçkuyular:Uyracti
Yazıbaşı köyü:Fortuna
Kadifekale:Pagos
Eski İzmir,Bayraklı:Palaia Smyrna,Naulokhon limanı
Tepecik:Kintus,Qintus
Kokluca: Coryphaion/Korypaion/Opeon
Hacılar: İnoude/İnoudes
Işıklar:Lampidon
Mersinli:Myzsine
Değirmentepe/Değirmen Dağı:Coryphee/ Korife

İzmir'imizde antikçağda yer alan semt ve yer adları dikkatle incelendiğinde isimlerin hemen hepsinin özbeöz eski Anadolu dillerinden geldiği anlaşılmakta.Bu gerçek ise Anadolu uygarlıklarının yurdumuzdaki güçlü geçmişini daha yoğun ve güçlü araştırmamız gerektiğini bize göstermektedir.İzmir ve tüm Anadolu topraklarında yaşamış tüm uygarlıklar Anadolu dillerinden oluşan isimleri değiştirmeye çalışmış iseler de özellikle Tunç çağı kültürleri ve dilleri hala yer adlarında yoğun bir biçimde yaşamaktadır.

Kaynaklar:Ne demek İzmir;Buca,Niye Buca-Önder Şenyapılı_ODTÜ yayıncılık
Türkiye'deki Tarihsel Adlar-Bilge UMAR

Yukarıdakilere ilave olarak Prof.Dr. Ersin DOĞER'in kitabından şu yer adları da çıkıyor karşımıza;..
Mantaia:İkinci idari birim Lembos manastırı kayıtlarında Mantaia adıyla karşımıza çıkmaktadır.Bu idari birimin Prinobaris/Bornova ve Baris/Bayraklı ile komşu olduğu ortaya çıkmakta.Smyrna'nın doğusunda ve Olympos-Lembos yani Nif dağının kuzeybatı eteklerini kapsayan Mantaia'nın sınırları içinde Lembos manastırı da bulunuyormuş.Manta ismin yine luvi kökenli ana tanrıça kültünü tanımlayan bir yer adı tıpkı Magnesia/Manisa ,Madra,Matar-Metropolis,Maiandros/Menderes gibi..
Periklistra:Pınarbaşı
Mormonda/Mourmonta/Sancaklı kalesi:Amanara/Yamanlar dağında Doğançay köyünün 3km.kadar kuzeydoğusunda Kocabahçe mevkiindedir.Luvi kökenli bir yer adı daha.
Silleon:Bugünkü Çiğli(Konya'da bulunan Antik Sille'nin ismi ile hemen hemen ayni,luvi kökenli bir isim,ila eki luvi dilinde geçit anlamında,Umar'a göre Sille kutlu güzel geçit anlamında.Benzer örnek olarak Antalya'da Sillion/Silliyon antik kenti ve Anadolu'da yüzlerce Killik ismi var.O da luvi kökenli
Ommatas:Yukarıda levanten agirlikli bir isim olarak Entopi geçiyordu.Günümüzde Susuzdede olarak bilinen Göztepe olması kuvvetle muhtemel.
Palatia:Balatçık
Memanimenos/Mainomenos:Menemen ovası
Oksous:Karşıyaka'da soğukkuyu.Kökende yine eski Anadolu dillerinin belirtileri var.
Melanpagos:Gökkaya,yamanlar dağının kuzey yamacında Emiralem (Amuralema-B.Umar) çayının açtığı vadinin başlangıcında Gökkaya adı verilen yalçın ve sivri kayanın bulunduğu yerde.iö.1.yy.da terkedilmiş bir yerleşim.
Sivrikaya Kaletepe:Pınarbaşı'ndan sonra İzmir-Aydın otoyolunun rotası Gökdere köyüne kadar Arapderesi vadisine paralel gider.Gökdere'nin hemen güneydoğusunda Sivrikaya üzerinde iö.4.yy.da Smyrna'nın ileri karakollarından birisidir.
Belkahve Geçidi ve Kalesi:Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün de konakladığı kale,ilkçağların önemli bir kalesiydi.
Teganion:Muhtemelen Turan...En eski isimlerinden biri olmalı,Agia Triada ismini önce vermiştik.
İzmir'in Smyrna'sı -Prof. Dr. Ersin DOĞER-İletişim yay.
Menemen ya da Tarhaniyat Tarihi- Prof. Dr. Ersin Doğer-Sergi Yayınevi
Türkiye'deki Tarihsel Adlar-Prof.Bilge UMAR-İnkilap yay.
İlkçağda İzmir-Cecil John Cadoux-İletişim yay.


ANTİKÇAĞ'LARDA İZMİR VE ÇEVRESİNDEKİ YER ADLARI:
KARABURUN YARIMADASI ve Çevresi:
Karaburun yarımadasının Kalkolitik(Bakır çağı)çağdan itibaren iskan gördüğü anlaşılmakta.
Tunç(Bronz) çağına tarihlenen bazı bulguların ve aletlerin ÇAKMAKTEPE höyüğünde bulunması Karaburun'un çok eski bir yerleşim yeri olduğunu kanıtlamakta.
Bilinen en eski adı MİMAS.Eski Karaburun'dan, bazı harita ve belgelerde,STELAR veya STELARİUS
isimli bir yerleşim yerinden söz ediliyor.Gene eski haritalarda CAPO CALABERNO olarak adlandırılmakta.
Yarımada TÜRK egemenliğine geçtikten sonra AHURLU veya AHIRLI olarak anılmış.
16.Yüzyılın ünlü denizcilerinden PİRİ REİS,KİTAB-I BAHRİYE'sinde yarımadanın kıyıları hakkında ayrıntılı bilgi vermiş.Ayrıca biraz da MİMAS isminin üzerinde duralım.Bir Titan,dev adı olarak görülüyor.Ancak Prof.Bilge UMAR adın aslının LUVİ dilinden M(a)ima ,MA Halkı yani (Ana tanrıçaya tapan halk)olduğu kanısında.
Bu örnek bile içersinde bulunduğumuz coğrafyanın Anadolu kültürü bakımından ne kadar önemli eski tunç çağı yerleşimlerine kadar uzandığını kanıtlamakta..
Yörede araştırma yapan tüm antikçağ araştırmacılarının İzmir körfezinin hemen karşısında yükselen Karaburun yarımadasının görkeminden ve ilginç görünümünden etkilendiği de açıktır...



KARABURUN YARIM ADASININ TARİHSEL COĞRAFYASINA BİR BAKIŞ:

Karaburun veya eski adıyla MİMAS yarımadası üzerinde TEOS,KLAZOMENAİ ve ERYTHRAİ şehirlerinin toprakları bulunduğu bilinmektedir.Kuzeyde 1210 metreye ulaşan MİMAS(Akdağ) gerekse 600 metre olan KORYKOS (Kıran dağı)ve bunları birleştiren sırtlar KLAZOMENAİ ve TEOSun sınırlarını oluştururlar.KORYKOS ve çevresinin ERYTHRAİ toprakları içinde yer aldığı antik kaynaklarda belirtilmektedir.M.Ö.5.yüzyıldan beri isimleri antik kaynaklarda belirtilen,ERYTHRAİ'a bağlı ufak yerleşme yerlerini biliyoruz.MESATE BURNU Çeşme yarımadasının en kuzeyindeki burundur.(Top burnu) BOUTEİA/MELİ/MELİE Karareisçiftliği;
SİDOUSA Ahırlı ve saip,PTELEON Denizgiren,VOUTHİA/ VOİNİATİS Parlak,POLİKHNA Balıklıova.Ayrıca bu yörede bulunan üzerinde prohistorik kalıntılar barındıran Mordoğan'a yakıştırılan isim de MARDAWANA olup,LUWİ kökenli bir ismi çağrıştırmaktadır.Çünkü Mordoğan'da MERTEKYAN TEPE isimli 1039 metre yüksekliğinde bir tepe vardır.MELAİNA BURNU ise Karaburunun en kuzeyinde KYBELİA adlı bir yerleşim ile yer almaktaydı. ERYTHRAİ ile KHALKİS (Ilıca?) arasındaki şimdi Şifne ve Germiyan Yalısının da bulunduğu bölgenin isminin LEOPODON olduğu anlaşılıyor.KYSSOS bu günkü Çeşmenin antik çağdaki ismi.
KLAZOMENAİ'nin ilk iskanının erken tunç çağına kadar uzandığı kanıtlanmıştır.Bu yörenin ilk ismi KHYTRİON,KHYTRON ya da KHYTON idi.KLAZOMENAİ'ye yakın; DRYMOUSA,PELE,MARATHOUSSA gibi adlar taşıyan adalar vardır.Tıpkı ERYTHRAİ (Ildırı) çevresinde yer alan HİPPOUS ADALARI gibi,ONUS Mustafa Çelebi,PRASOLİ,MONAVTİ Ufakada,APEGA Çifte adalar,PETA yassıada,GONİ eşekadası bu adaların bilinenleridir.
KHALKİDİKİA Çeşme yarımadasının güneybatısında KHİOS Sakız adasına en çok yaklaştığı ARGENNON Ak burun ve daha aşağıdaki HALONNESOS Adası aşıldıktan sonra güneydoğuda KORYKOS(Kıran dağı)yöresine ve adını aynı dağdan alan KORYKİON-KORAKA (Kokar burnu)burnuna varılır.Burada da sn.Prof,Dr,H.ERKANAL araştırmalar yapmış ve çok önemli kalıntılar bulmuştur.Çılga mağarası da buradadır.Kokar burnundan sonra AİRAİ (Demircili) isimli yerleşime gelinir.TEOS bu yöredeki en önemli yerleşimdir.GERRAİDAİ adlı limanı ile ünlü Seferihisarın güzel beldesi Sığacıkta bulunan TEOS'tan içerde KYRBİSSOS adlı bir kale vardı. Güneyde Çıfıt kale diye bilinen MYONNESOS adlı küçük adadaki yerleşim vardır.
Ayrıca yörede bazı yerleşim tahminleri hala sürmektedir ve daha da süreceğe benzemektedir.Çeşmealtı yöresine HYPOKREMNOS,Alaçatı/Alacaat koyuna ERYTHRAS veya AGRİLYA Körfezi tesbitleri benzeşmektedir.
DAPHNOUSA'nın ise ERYTHRAİ karşısındaki THALOUSE adasına verilen isim olduğu önerileri getirilmiştir.ELAİOUS,HELOS,DORİON gibi küçük kale ve yerleşim yerlerinin ise nereler olduğu meçhuldur.Ayrıca bir Bizans yerleşimi olan ve bugünkü URLA ilçemizde eski cami ve yanındaki dere yakınında olduğu ileri sürülen BRYELA küçük yerleşimini de unutmamak gerekir.Unutmayalım ki Karaburun ve ülkemizin ilkçağ tarihi de Türkiye Cumhuriyet Tarihimiz kadar önemlidir ve bizim topraklarımızın ne kadar önemli bir coğrafyada olduğunu kanıtlamaktadır.
Kaynaklar:
ERYTHRAİ,Prof.Cevdet BAYBURTLUOĞLU Türk Tarih Kurumu Yayınları 1975
ESKİ ÇAĞDA EGE VE İZMİR Prof.Ekrem AKURGAL Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı 1993
EGENİN YEL DEĞİRMENLERİ Tepekule tarih dergisi Şükrü TÜL Yaz 2000
ADALAR DENİZ KILAVUZU Ahmet Rasim Barkınay Prof.Mustafa PULTAR Denizler Kitabevi 2005
ESKİ ÇAĞDA EGE BÖLGESİ George BEAN Arıon yayınları 1966,1979
IONİA Prof.Bilge UMAR İnkilap yayınları 2001
TÜRKİYEDE TARİHSEL ADLAR Prof.Bilge UMAR İnkilap yayınları 1993
İLKÇAĞDA İZMİR Cecıl John CADOUX Çev.Prof.Bilge UMAR İletişim yayınları 2003
DESTANLAR ÇAĞINDAN 19.YY.A İZMİR Konstantınos OIKONOMOS F.SLAARSÇev.Prof.B.UMAR İletişim yayınları2001
ANADOLUNUN TARİHSEL COĞRAFYASI 1 Prof.Dr.Veli SEVİN Türk Tarih Kurumu yayınları 2003
ANADOLUNUN TARİHİ COĞRAFYASI W.W.RAMSAY Çev.Mihri PEKTAŞ MEB yayını 1960
ANTİK ANADOLU COĞRAFYASI STRABON Çev.Adnan PEKMAN Arkeoloji ve sanat yayınları 1987
İZMİR'İN SMYRNA'SI-Prof.Dr.Ersin DOĞER-İletişim yayınları 2006i

Eskiçağda Ayvalık Adaları/Hekatonessos ve Cunda/Yunda

ERKMEN SENAN
Hayallerde Apollon Adaları (Ayvalık)
Apollon in the islands of dreams
Tual üzerine akrilik
Acrylic on canvas
60x90
2010
İstanbul Küçükyalı






Cunda Adası;Ayvalık ve çevresindeki adalarla ilgili Amasyalı STRABON ;Geographıka'da şunları anlatıyor ;
"Asia ile Lesbos arasında boğazda yaklaşık yirmi küçük ada vardır. Timosthenes'e göre bunlar kırk tanedir. Bunlara HEKATONNESOS Adaları denir." Strabon diyorki;"Hekatonnesos APOLLONNESOS'a karşılıktır;çünkü HEKATE APOLLON'dan başkası değildir."
Bu adalar üzerinde ve Ayvalık , Gömeç çevrelerinde Prof.Dr. Engin BEKSAÇ tarafından yoğun ve kapsamlı bir yüzey araştırması yapılmış ve yörede özellikle Roma dönemi keramik parçaları bulunmuştur. Cunda adası üzerinde bulunan PORDOSELENE veya ada anlamına gelen NESOS şehri bir iskan sahası olmuştur..Dolap adasında, Cunda'da, Çıplak adada, Maden adası ve Çakalya burnunda(HERAKLEİA) ilkçağ buluntuları ile karşılaşılmıştır. Çakalya Burnunda bulunan yerleşimin ilkçağ yapıtlarında adı geçen HERAKLEİA olması kuvvetle muhtemel. Cundanın ismi ile ilgili de önemli bir değerlendirmeyi atlamayalım.YUND dağları buraya biraz uzak da olsa Bergama yakını Kınık'ın güneyinde ve Şakran(Gryneion) ve Antik AİGAİ kentinin çevresinde yer alır. Ancak yund dağları bir jeolojik formasyonun ismidir aynı zamanda. Cunda ismi de bulunduğu formasyondan yani YUND DAĞI jeolojik formasyonundan gelmekte, YUNDA eski Luvi dilini çağrıştıran bir ad iken, değişerek CUNDA'ya dönüşmüş görünmekte...
Ayvalık Adalarındaki ilkçağ kalıntıları da talandan nasibini almış durumda. Ancak çevre çok ilginç bir arkeolojik araştırma alanı. Doğaldır ki; Hekatonnesos adalarından bahsederken bugün Gömeç yakınlarında bulunan KİSTHENE/KIZÇİFTLİĞİ'nin ve Antik KİDONİA yerleşiminin de adalara uygun birer yerleşim olduğunu da söylemeliyiz.

AYVALIK ve CUNDA ÇEVRESİNDEKİ ADALARIN ANTİKÇAĞ İSİMLERİ:
Maden adası (PİRGO) 11.297 uzunluğunda
Küçük Maden Adası 1852m.
Cunda adası (NESOS,MOSKO,YUNDA) 44.818 m. uzunluğunda
Güvercin adası (ST.GİORGİo/KIZLAR MANASTIRI, PSİFİ) 370 m. çevre uzunluğunda, uuzunluğu 210, en geniş yeri 51 m. Aya Yorgi Manastırıyla görülmeye değer.
Yumurta adası (KİLYOSTA,ELEOS PULO,TOPAN ADASI) 741 m.
Güneş adası (İLYOSTA,ELEOS,OİLİOS) "Midilli adasına en yakın Türk adasıdır" 3519 m.
Yuvarlak adacığı(KALAMO PULO)
Kara ada/Kamış adası (KALAMO,KALAMOS) 1297 m.
Poyraz ada/İncirli, Yellice (LEYAH) 3704 m.
Kılavuz ada (MOSKO PULO)
Tavuk adası (ST.YOANNİS, AYA YUANNU MANASTIRI) 463
Çıplak ada (CHALKİS,CİMNO) "Prof.Dr.Veli SEVİN aşağıdaki yapıtında Çıplak Ada'yı Küçük KİDONİA diye adlandırmış" 9.417 Metre çevre uzunluğuna sahip
Dolap adası (KROMİDO) 3334 M. Evangelista Manastırı var.
Hasır ada (SEFİRİ) 1852 m.
Kalemli adası (KALAMAKİ)
Kutu adası/Kara adası (KUDHO)
Balık adası, Büyük Karadada, Tavşan (PSARİANO) 2778 m.
Taş adası (KLAVO) 370 m.
Göz (KALAMOPULO)
Akoğlu adacığı (KOPANO)
Gizli kayalar (PETRO)
Yumurta adası (DASKALİ,DASKALİO)
Kız adası (ULYA) 1668 m.
İkiz Kayalar (DASKALİ)
Çiçek adası (ARGİSTRA,ANGİSTRİ) Gümüşlü Burnu karşısı, Gömeç yakını 2685m.




İsimlere dikkat edilirse ;hepsinin kökeninde hellenistik dönem öncesi Anadolu,Tunç çağı Luvi, Leleg, Pelasges adları,sesleri yani özbeöz ANADOLU topraklarının dillerinin varlığı görülecektir. Tüm Ülkemizde ve özellikle Akdenizdeki komşularımızda olduğu gibi.
Faydalandığım kaynaklar:
GEOGHRAPHIKA- ANTİK ANADOLU COĞRAFYASI:STRABON Çev: Adnan PEKMAN /Arkeoloji ve Sanat Yayınları
ASSOS Prof. Dr. Ümit SERDAROĞLU'nun Arkeoloji ve sanat yayınlarından çıkan kitabındaki harita
ADALAR DENİZ KILAVUZU -Ahmet Rasim BARKINAY/Prof.Dr.Mustafa PULTAR Denizler Kitabevi
AYVALIK'I GEZERKEN- Ahmet YORULMAZ Geylan Yayınları
TARİHİN IŞIĞINDA BURHANİYE- Prof.Dr.Engin BEKSAÇ
Prof.Dr Engin BEKSAÇ'ın Kültür Bakanlığınca yayınlanan Araştırma Sonuçları Toplantılarındaki bilgiler..
TÜRKİYE'DEKİ TARİHSEL ADLAR- Prof.Dr.Bilge UMAR /İnkilab yayınları
MYSİA VE IŞIK İNSANLARI- Sefa TAŞKIN-Sel yayıncılık
ANADOLU'NUN TARİHSEL COĞRAFYASI-Prof.Dr.Veli SEVİN-Türk Tarih Kurumu Yayınları
TÜRKİYE ADALAR ATLASI:ÖZEL KOLEKSİYON 2009-ATLAS KEŞİF KİTAPLIĞI