24 Haziran 2009 Çarşamba

Antik İda/Kaz Dağı

KAZ DAĞI:
Kaz Dağı yöresi, Çanakkale ve Balıkesir illerinin sınırları içerisinde yer alır
Antikçağın en önemli anlatılan,Troia destanında sözü edilen yükseltileridir.Antikçağdaki ismi İDA..

En alçak yeri Edremit Körfezi kuzey kıyılarında, yaklaşık deniz düzeyinde olmak üzere, Kaz Dağı'nın en yüksek noktası 1774 metredir (Karataş Tepe).


Kaz Dağı, Güney Marmara Bölümü'nün batısında Biga Yarımadası'nın güneyinde, Edremit Körfezi'nin kuzey kenarında yer alır

Kaz Dağı yöresine, Çanakkale'nin Bayramiç, Yenice ve Ayvacık ilçeleri ile Evciler, Kalkım ve Küçükkuyu beldeleri ve Balıkesir'in Edremit ilçesi ile Güre, Akçay ve Altınoluk beldelerinden ulaşılabilir








Kaz Dağı, esas olarak, batıdan Tuzla Çayı ve Kara (ya da Eski) Menderes Çayı, kuzeyden Gönen Çayı tarafından çeşitli düzeylerde aşındırılarak şekillenmiş olan Paleozoyik yaşlı eski bir masiftir (kütledir). Kaz Dağı, batıda Dede Dağı, ortada esas Kaz Dağı, doğuda Eybek Dağı, kuzeydoğuda Gürgen Dağı ve Kocakatran Dağı'ndan oluşan kütlenin adıdır (Soykan, 2001).
İklimi
Genel olarak, Türkiye'nin batı ve güney bölgelerinde, subtropikal karaların batı bölümlerinde oluşan, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı büyük Akdeniz iklimi egemendir. Thornthwaite nemlilik, Erinç yağış etkinliği ve Çölleşme Sözleşmesi kuraklık indisi gibi çeşitli iklim sınıflandırmalarına göre, Biga Yarımadası'nın Kaz Dağı gibi dağlık yöreler dışında kalan geniş bir bölümünde, yarınemli iklim egemendir (Koç, 2001; Türkeş, 1990, 1999, 2003). Coğrafi olarak Akdeniz ile Karadeniz iklimleri arasında bir geçiş özelliği taşıyan yöre iklimi, geleneksel sınıflandırmaya göre yarınemli Marmara geçiş iklimine girer.
Günümüzde Kaz Dağı'nda ve yakın çevresinde açık bir meteoroloji istasyonu kalmadığı için, bu değerlendirmede zorunlu olarak şu anda kapalı olan üç istasyon (Bayramiç, Çan ve Biga) ile açık olan Edremit istasyonun klimatolojik verilerinden yararlanıldı. Klimatolojik verilerinden yararlanılan istasyonların gözlem kayıt dönemleri şöyledir: Bayramiç (1954-1990), Çan (1948-1990), Biga (1931-1990) ve Edremit (1975-2000). Yıllık ortalama sıcaklık, Kaz Dağı'nın çevresindeki istasyonlardan Bayramiç'te 14.0 °C, Çan'da 13.3 °C, Biga'da 14.1 °C ve Edremit'te 16.3 °C'dir. Tüm bu istasyonlarda, en sıcak ve en soğuk aylar, sırasıyla Temmuz ve Ocak'tır. Yıllık ortalama toplam yağış Bayramiç'te 624.3 mm, Çan'da 713.6 mm, Biga'da 756.6 mm ve Edremit'te 665.6 mm'dir.
Ancak, yörede Akdeniz ikliminin etkisiyle, özellikle kışın bir su fazlalığı, buna karşın yaz mevsiminde önemli bir su açığı yaşanır. Örneğin, aylık olarak değerlendirildiğinde, Yağışın en yüksek ve düşük olduğu aylar, Bayramiç'te Aralık (118.2 mm) ve Ağustos (8.3 mm), Çan'da Ocak (102.3 mm) ayına çok yakın olmakla birlikte, Aralık (106.4 mm) ve Ağustos (10.6 mm), Biga'da Aralık (123.3 mm) ve Ağustos (12.4 mm) ve Akdeniz iklimin daha kuvvetli olarak hissedildiği Edremit'te ise Aralık (125.5 mm) ve Ağustos'tur (3.0 mm). Bu yüzden, yağış rejimi ya da mevsimselliği açısından, yöre yazları kurak, kışları yağışlı Akdeniz yağış rejimi bölgesine girer. Yörenin Kaz Dağı ile Çan-Yenice arasındaki bölümü ise, daha nemli bir iklime sahiptir. Bunun nedeni, aynı zamanda yörenin en yüksek noktasını da oluşturan Kaz Dağı'nın burada yer almasıdır. Bu yüzden Kaz Dağı, yörenin yerüstü ve yer altı su kaynaklarını oluşturan, besleyen ve onların sürekliliğini denetleyen en önemli yaşam kaynağıdır. Kaz Dağı, yüksekliği ve bölgeye bereketli yağışları taşıyan hakim hava akımları ile Akdeniz ve orta enlem siklonları açısından uygun bir konumda bulunması nedeniyle (, yörenin daha nemli bir iklime, bu nedenle de doğal bitki örtüsü ve tarımsal etkinlikler açısından çevreye göre daha zengin olmasını sağlıyor . Bugün için Kaz Dağı'nın orta ve yüksek bölümlerindeki iklimi temsil eden herhangi bir meteoroloji istasyonu bulunmamasına karşın, konumu ve yükseltisinin katkısıyla, Kaz Dağı'nın bulunduğu yörede kendine özgü serin/nemli bir mikroklima alanı (serin/nemli dağ iklimi) oluşturduğu çok açık bir gerçektir.

Koruma Alan ve Statüleri
Milli Park, Tabiatı Koruma Alanı, Tabiat Parkı, Tabiat Anıtı, Özel Çevre Koruma Alanı, RAMSAR Alanı, Sit Alanı, Yaban Hayatı Koruma Sahası, Yaban Hayatı Geliştirme Sahası vs.

Milli Park : Kaz Dağı kütlesinin esas olarak Balıkesir il sınırları içinde kalan güney yüzü, Zeytinli Çayı'ndan Altınoluk beldesinin batısına kadar olan bölümü ile bu bölümün doruklara kadar olan yükseklikleri, 17.04.1993 tarih ve 21555 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 93/4243 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Milli Park kabul edilerek, koruma altına alınmıştır.

Önemli Canlı Türleri
(Endemik, nesli tehlike altında olan (CR-EN-VU), yoğun olan kuş, memeli, (Ayı, Yaban domuzu, Gelincik, vs.) çiftyaşamlı, sürüngen, omurgasızlar, kelebekler ve bitki türleri vs.)

İDA çevresindeki Antik Kentler: Skepsis(Bayramiç), Thebe (Havran Tepeoba, Kumluca), Astyra(Güre), Adramytteion(Burhaniye, Ören), Antandros (Altınoluk, Avcılar) Palaia Gargara(Çaltıköy), Gargara (Nusratlı, Küçükkuyu), Lamponia(Kozlu), Assos(Behramkale)
Kaynaklar:
kazdaglari.org
balıkesir.com
balıkesir.bel.tr















































































Astyra Antik Kenti?/Güre-Edremit Körfezi

Edremit ilçesine bağlı Güre beldesinde 2006 yılında başlayan arkeolojik kazılar, bu sezon da devam ediyor. 25 Haziran'da başlayan kazılarda bu yıl özellikle antik ılıcaya ağırlık veriliyor.
Güre, Astyra Antik Kenti? ve Ilıcası



Trakya Üniversitesi öğretim üyelerinden Yard. Doç. Dr. Ahmet Yaraş'ın başkanlığında sürdürülen kazıda, değişik üniversitelerden akademisyen ve öğrencilerden oluşan 15 kişi ve yakın çevre köylerden 20 işçinin çalıştığı açıklandı. Doç. Dr. Yaraş, Güre'de kültürel varlıklarının olmasının belde için çok büyük kazanç olduğunu vurguladı. Modern ılıca tesislerin hemen yanında ortaya çıkartılmaya başlanan antik kalıntıların, zaten var olan sağlık turizmini, kültür turizmi ile destekleyeceği ve bundan böyle bölgeye gelen ziyaretçilerin antik eserleri da görebileceği ifade edildi. Büyük olasılıkla Güre Ilıcalarının ASTYRA olabileceği belirtiliyor.


Yaraş, Almanya'da Baden Baden, Badenweiler ve İngiltere'de Bath gibi tarihsel kalıntıların modern ılıcalarla birlikte ziyaretçilere hizmet verdiklerini söyleyerek, "Diğer belediyelere örnek olan bu görüş, zaman içinde daha iyi anlaşılacaktır. Ilıca ile birlikte Astyra antik kentinin bulunması Güre için çok önemlidir. Bölgede yoğun define avcılığı da bu çalışmalarla asgariye indirilecek. Çalışma bölgemizde bugüne kadar seramik, metal ve cam eserlerin yanı sıra 50 civarında sikke bulundu. Eserler, konservasyon ve restorasyonu tamamlandıktan sonra müze uzmanlarına teslim edilecek. Daha uzun süreli ve yoğun çalışılabilmek için sponsor arayışı içindeyiz" diye konuştu.


Güre sınırı içinde tescil edilmesi gereken en az on yerleşmenin daha bulunduğu bildirildi. Ayrıca antik kaynaklara göre Astyra yerleşiminde bir "Astyrene Artemisi" tapınağı olduğundan söz edilir..
Geoghraphika'nın yazarı Amasya'lı Strabon ASTYRA için şunlar yazıyor;
ayfa 148: Vaktiyle Lydia'lılara tabi olan Adramyttion yakınındaki topraklar şimdi Mysia'lılara aittir. Adramyttion'da Lydia'lı kapısı adında bir kapı vardır; söylediklerine göre kent Lydia'lılar tarafından kurulmuştur. Komşu ken Astyra ' nın Mysia'lılara ait olduğu söylenir. Biz zamanlar burası küçük bir kasabaydı ve burada kutsal bir alanda Astyrene Artemis'inin tapınağı vardı. Bu tapınakla birlikte burada yapılan ayinleri de yakın komşuları olan Antandros'lular yönetirdi. Burası eski Khrysa'dan 20 stadion uzaklıktadır ki buranın da tapınağı bir kutsal alandadır; Akhilleus'un tahkimatı da buradaydı.

Sayfa 149: Astyra yakınında, kayalık bir kıyıya ağzı bulunan ve çok derin Sapra adında bir göl vardır. Andeira'nın aşağısında, "Tanrılar Anası"(Kybele) Andeirene'ye tahsis edilmiş bir tapınak ve Palaia diye adlandırılan ve Andeira'dan 130 stadion uzaklıkta bulunan bir yerleşim vardır.



















22 Haziran 2009 Pazartesi

Akadeğilmi Antik"leş" Sergisi Medyada

İzmir'de dev sergi-Kent haber
Yazı Boyutu
İstanbul'dan yola çıkan ünlü ressamlar Akadeğilmi adındaki gruplarında oluşturdukları "Antikleş" sergisinin ilk ayağını İzmir Resim Heykel Müzesindeki sergileriyle başlattılar.

Antikleş Plastik Sanatlar sergisi adını verdikleri sergi ile antik eserlere dikkat etmek isteyen sanatçılar Allinoi, Hasankeyf, Zeugma, Bergama ve diğer antik kentleri konu alan sergileriyle büyük ilgi gördü.

Sanatçılar Bahri Genç, Bülent Bayrak, Caner Karavit, Emel Akın, Erkmen Senan, Mehmet Tuncer, Murat İrtem, Neslihan Özgenç, Ömer Güney, Selçuk Fergökçe, Yıldanur Ketenci, Zeliha Akaoğlu İzmirde bir hafta açık kalacak olan serginin devamının İstanbul'da ve Efes'te olacağını belirttiler. Sergiye ünlü sinema oyuncusu Salih Güney de katılarak sanatçılara destek verdi.

Yıllarını resim sanatına ve antik eserlere veren ressam Erkmen Senan serginin amacını şöyle ifade etti "Ege'nin ve tüm tarihsel coğrafyamızın, tunç çağı kültürlerinin ve Anadolu aydınlanmasının günümüze taşınan bağlarına dikkat çekmek Antik'leş' sergisinin amaçları arasındadır. Özellikle Ege Kentleri; Smyrna, Kyme, Aigai, Elaia, Atarna, Gryneion, Myrina, Phokaia, Larissa, Bergama, Efes, Milet, Didyma, Priene, Sardeis, Aphrodisias, Teos, Pamukkale, Assos, Klazomenai, Erythrai, Latmos Herakleiası, Maiandros Magnesia'sı, Halikarnassos, Daha niceleri. Hepsi de bizim tarihsel coğrafyamızda, Anadolu topraklarında yeşeren muhteşem ve inanılmaz bir rüya gibidir. Peki, niçin bu muhteşem topraklarda antikleşen kalıntılar bizlere yabancılaşsın ve birer değersiz kültürel atıklara dönüştürülsün? Antik"leş'" teması; bu körleştirme ve yabancılaştırmaya bir estetik inat, bir kara mizahi yaklaşım, bir ironidir. Akadeğilmi Sanatçıları, görsel, plastik sanat yapıtlarıyla, bu destansı, görkemli antik geçmişimize sahip çıkarak, Antik"leş"meyi teşhir etmeyi, kişilikli tavrıyla sanat platformunda sürdürecektir"



İzmir'de büyük resim sergisi
PAZARTESI, 22 HAZIRAN 2009 10:26 SkyTv
1 2 3 4 5
( 0 Oy )


İstanbul'dan yola çıkan ünlü ressamlar Akadeğilmi adındaki gruplarında oluşturdukları "Antikleş" sergisinin ilk ayağını İzmir Resim Heykel Müzesindeki sergileriyle başlattılar.

Antikleş Plastik Sanatlar sergisi adını verdikleri sergi ile antik eserlere dikkat etmek isteyen sanatçılar Allinoi, Hasankeyf, Zeugma, Bergama ve diğer antik kentleri konu alan sergileriyle büyük ilgi gördü. Sanatçılar Bahri Genç, Bülent Bayrak, Caner Karavit, Emel Akın, Erkmen Senan, Mehmet Tuncer, Murat İrtem, Neslihan Özgenç, Ömer Güney, Selçuk Fergökçe, Yıldanur Ketenci, Zeliha Akaoğlu İzmirde bir hafta açık kalacak olan serginin devamının İstanbul'da ve Efes'te olacağını belirttiler. Sergiye ünlü sinema oyuncusu Salih Güney de katılarak sanatçılara destek verdi.

Yıllarını resim sanatına ve antik eserlere veren ressam Erkmen Senan serginin amacını şöyle ifade etti "Ege'nin ve tüm tarihsel coğrafyamızın, tunç çağı kültürlerinin ve Anadolu aydınlanmasının günümüze taşınan bağlarına dikkat çekmek Antik'leş' sergisinin amaçları arasındadır. Özellikle Ege Kentleri; Smyrna, Kyme, Aigai, Elaia, Atarna, Gryneion, Myrina, Phokaia, Larissa, Bergama, Efes, Milet, Didyma, Priene, Sardeis, Aphrodisias, Teos, Pamukkale, Assos, Klazomenai, Erythrai, Latmos Herakleiası, Maiandros Magnesia'sı, Halikarnassos, Daha niceleri. Hepsi de bizim tarihsel coğrafyamızda, Anadolu topraklarında yeşeren muhteşem ve inanılmaz bir rüya gibidir. Peki, niçin bu muhteşem topraklarda antikleşen kalıntılar bizlere yabancılaşsın ve birer değersiz kültürel atıklara dönüştürülsün? Antik"leş'" teması; bu körleştirme ve yabancılaştırmaya bir estetik inat, bir kara mizahi yaklaşım, bir ironidir. Akadeğilmi Sanatçıları, görsel, plastik sanat yapıtlarıyla, bu destansı, görkemli antik geçmişimize sahip çıkarak, Antik"leş"meyi teşhir etmeyi, kişilikli tavrıyla sanat platformunda sürdürecektir"
Küreselleşmeye karşı AntikLEŞ

'Akadeğilmi Sanatçıları' geçmişten gelen Anadolu uygarlıklarının kültür verilerine, görsel sanatlar açısından estetik öğelerle yüklü bir yaklaşım getirerek AntikLEŞ sergisi ile karşımızda...


11 Haziran'da başlayıp 24 Haziran'a kadar İzmir Resim Heykel Galerisi'nde sürecek olan AntikLEŞ sergisi, Akadeğilmi Grubu Yurt Sergileri kapsamında görülebilir...
Sergide Akadeğilmi Grubu'ndan Emel Akın, Bahri Genç, Caner Karavit, Erkmen Senan, Murat İrtem, Ömer Güney, Selçuk Fergökçe, Yıldanur Ketenci, Zeliha Akçaoğlu ve misafir katılımcı olarak Neslihan Özgenç, Bülent Bayrak, Mehmet Tuncer'in eserleri yer alacak Ayrıca Yeşilçam'ın unutulmaz yıldızlarından Salih Güney de; tarihi eserlerimiz için yurtiçi ve yurtdışında verdiği mücadelesi doğrultusunda AntikLEŞ sergisine bir kolaj çalışmasıyla katılacak.

TARİHİ GEÇMİŞE SAHİP ÇIK!
Peki, İzmirli sanatseverleri kucaklayan ve ağırlıkla Smyrna, Kyme, Aigai, Elaia, Atarna, Phokaia, Bergama, Efes, Milet, Didim ve Priene gibi Ege kentlerini temel alarak oluşan bu serginin içeriği nedir? Gelin sergiye katılan sanatçıların ortak fikrinden oluşan söylemlerine bir göz atalım:
'Küreselleşme ekonomik ve sınıfsal olduğu kadar tüm insanlığa da bir kültürel dayatmadır. Küresel azmanlık, kültürel tüketim seçeneklerini ve ilişkilerini kar ve fayda esasına göre biçimlendiriyor. Fayda biçimlendirmesi, yer yer sosyal cinnetlere, çağ dışı eğilimlere dönüşebildiği gibi, insanlığa büyük bir körleşmeyi de dayatıyor...
Yerel kültürler eğer küresel ilişkilerin hizmetlisi, kulu rolünü oynarsa değerli gösteriliyor, tanıtılıyor, tanzim ediliyor ve pazarlanıyor. Anadolu uygarlıkları ve kültürü ise bellek dışı bırakılmaya, magazinleştirilerek etkisi yok edilmeye çalışılıyor. Bu uygarlıklar özellikle, prehistorik çağlardan başlayarak çok yoğun bir tarihsel coğrafyaya yayılmış. Anadolu uygarlıklarından günümüze kalanların yoğunluğu çok fazla. Birçok bölgede kalıntılar, bakımsız ve tahrip ediliyor. Tüketici faydacılık, ihmalkarlık ve kullanılan, himaye edilen tutucu cehalet ile bu kalıntılar ya kaderine bırakılıyor ya kaçak kazılarca yok ediliyor ya da arkeolojik sitlere dayatılan, barajların, tarihsel ve çevresel katliamların tehdidi altında kalıyor. Peki, niçin bu muhteşem topraklarda antikleşen kalıntılar bizlere yabancılaşsın ve birer değersiz kültürel atıklara dönüştürülsün?'
Kısacası AntikLEŞ teması; bu körleştirme ve yabancılaştırmaya bir estetik inat, bir kara mizahi yaklaşım, bir ironi kurmak. Akadeğilmi sanatçıları; görsel, plastik sanat yapıtlarıyla, bu destansı, görkemli antik geçmişimize sahip çıkarak, AntikLEŞmeyi teşhir etmeyi, kişilikli tavrıyla sanat platformunda sürdüreceklerini söylemekten de geri kalmıyorlar.

SELİN ÖZAVCI-selin.ozavci@aksam.com.tr