23 Ağustos 2011 Salı
22 Ağustos 2011 Pazartesi
Erythrai /Ildırı-Heroon (Yiğit Ata mezarı ve tapkı yeri)
ERYTHRAİ Antik kentinde HEROON (Yiğit Ata mezarı ve tapkı yeri) diye adlandırılan yapı, Tiyatronun kuzeybatı yakınında, devlet agorası alanının kuzey bitişiğinde bulunmakta. Önemli bir kişinin anıtsal mezar yapısı olduğu sanılıyor, fakat kimin için yapıldığı konusunda henüz bir bilgi edinilemedi. Yapım tarihinin ise İ. Ö 4. yüzyıl olduğu düşünülmekte.
20 Ağustos 2011 Cumartesi
Erythrai /Ildırı Akropolündeki Matrone Kilisesi
ERYTRAI antik tiyatrosunun yanındaki dar,toprak yoldan akropole doğru tırmanarak MATRONE Kilisesinin önüne geliyorsunuz. Manzara muhteşem, biraz ilerde Athena tapınağının arkaik izleri dururken burada bir geç dönem kilisesi ile karşılaşmak biraz sürpriz oluyor. Önde Hippi adalarına bakarken, sağda MİMAS /KARABURUN ve GERENCE Körfezini seyredebilirsiniz. Arkada ALEON Irmağı'nın kurumuş fakat tarihten gelen etkileyici izleri.
Akropoldeki Matrone Kilisesi büyük ölçüde ayakta. Kilisenin önünde Hristiyan ölülere ait mezarlar görüyoruz. Kazı ekibi bu bölgeyi yoğun ağaç ve çalılardan arındırmış. Mezarların çevresini temizlemişler ve bir çevre düzenlemesine gitme kararı almışlar.
Kazı Kurulu başkanı Doç. Dr. AYŞEGÜL AKALIN- ORBAY diyor ki;
"Biz bu kiliseyi düzenleme kapsamında içindeki dolguyu da kaldırmaya başladık. Bu dolgu içinden hem arkaik tapınak hem de tiyatroya ait mimari elemanlar ve yazıt parçaları çıktı ki bu tabi elemanları tasnif etmeye başladık. Ancak dolgu kaldırıldıkça yapının zaten köylülerin belirttiği üzere 50li yıllarda kasten yıkılan binanın , üç nefli olduğunu bunları bölen tonoz ve fil ayaklarının yok edildiğini gördük. Bu nedenle iç kısımdan bu duvarların iskelelerde desteklenmeden dolguyu boşaltmaya devam etmenin tehlikeli olabileceğini düşünüyoruz. Çalışmalar sırasında bu kilisenin halen özellikle Yunanistan ve adalardan gelen kişiler tarafından bilinip kutsal yapı niteliğiyle de yoğun ilgi gördüğüne şahit oluyoruz.
Erythrai kapsamında sanat tarihçi ve restorasyonla uğraşan uzmanlar tarafından değerlendirilmeye değer bir yapı olduğunu düşünüyoruz."
http://www.izmirkulturturizm.gov.tr/dosya/1-279633/h/erythrai-cesme-kazisi.pdf

Akropoldeki Matrone Kilisesi büyük ölçüde ayakta. Kilisenin önünde Hristiyan ölülere ait mezarlar görüyoruz. Kazı ekibi bu bölgeyi yoğun ağaç ve çalılardan arındırmış. Mezarların çevresini temizlemişler ve bir çevre düzenlemesine gitme kararı almışlar.
Kazı Kurulu başkanı Doç. Dr. AYŞEGÜL AKALIN- ORBAY diyor ki;
"Biz bu kiliseyi düzenleme kapsamında içindeki dolguyu da kaldırmaya başladık. Bu dolgu içinden hem arkaik tapınak hem de tiyatroya ait mimari elemanlar ve yazıt parçaları çıktı ki bu tabi elemanları tasnif etmeye başladık. Ancak dolgu kaldırıldıkça yapının zaten köylülerin belirttiği üzere 50li yıllarda kasten yıkılan binanın , üç nefli olduğunu bunları bölen tonoz ve fil ayaklarının yok edildiğini gördük. Bu nedenle iç kısımdan bu duvarların iskelelerde desteklenmeden dolguyu boşaltmaya devam etmenin tehlikeli olabileceğini düşünüyoruz. Çalışmalar sırasında bu kilisenin halen özellikle Yunanistan ve adalardan gelen kişiler tarafından bilinip kutsal yapı niteliğiyle de yoğun ilgi gördüğüne şahit oluyoruz.
Erythrai kapsamında sanat tarihçi ve restorasyonla uğraşan uzmanlar tarafından değerlendirilmeye değer bir yapı olduğunu düşünüyoruz."
http://www.izmirkulturturizm.gov.tr/dosya/1-279633/h/erythrai-cesme-kazisi.pdf
Yazılar yüklenecektir.
19 Ağustos 2011 Cuma
Erythrai/Ildırı çevresindeki Antik Aleon Irmağı/Azmak Deresi
Aleon Irmağı'nın kaynak havuzundaki ilkçağ duvarlarından iki fotograf;
Erythrai Akropolünden, Matrone Kilisesi ve Athena Tapınak yerinden ALEON Irmağının günümüzdeki konumunu gösteren fotograflar;
Plinius'un bildirdiği gibi yazıtlarda ALEON nehrinden söz edilmektedir. Buna karşın Erythrai sikkelerinde Axus adı verilen bir nehir tanrısı simgelenir. Bugün Erythrai'da, örenin güneyinden körfeze akan tek bir ırmak vardır. Örenin kuzeyindeki ırmak yatağı şimdi kuru bir deredir. Azmak deresi de denir. Derenin çevresinde de eski çağ malzemesi yoğun bir biçimde görünmektedir.
Aleon ırmağı'nın çıkış yerinde bir havuz var. Aleon Erythrai kent kalıntılarının doğu yanıbaşından doğan, kenti taşıyan tepenin güney eteğinden geçip hemen orda denize dökülen bir dere. (Plinius V 117) Suyu tuzlu ve kükürtlü olan bu derenin bir havuz gölcüğü içinde kaynayan başlangıç pınarlarının kimi sıcaktır, ılıca suyudur, fokur fokur kaynar,. Derenin çıkış yerindeki, sözü edilen halkapınar havuzcuğunun iç yüzü daha ilkçağda taşla döşenmiş idi. (Alıntı: IONİA: Bilge Umar- Satrote/Erythrai sayfa:107)
George Bean Eskiçağda Ege Bölgesi (ARİON YAY. Çeviri:İNCİ DELEMEN)adlı yapıtında ALEON'la ilgili şunları yazıyor;
"Böylece sınırlanan topraklar, surların içinde kentin doğusunda ortaya çıkan bir ırmakla sulanır. Irmağın denize yakın kesimleri çevreyi bir bataklığa dönüştürmüştür. Güçlü akıntısıyla iki değirmeni çalıştırabilmektedir." derken, İsmi konusunda çelişkiye düşüyor ama Plinius'a gönderme yaparak, "Yazıtlarda ALEON ırmağından söz edilmekte, Plinius'ta bunu doğruluyarak sularının insan vücudunda kıl çıkartmak gibi garip bir özelliği olduğuna işaret etmektedir."
Ayrıca ERYTHRAİ ile ilgili kanımca en önemli kaynak değerli Arkeolog Prof. Dr. CEVDET BAYBURTLUOĞLU'nun ERYTHRAİ kitabındadır, Bayburtluoğlu'da Plinius'un alıntılarıyla ALEON'u belgelemekte. Bayburtluoğlu bu ayrıntılı ERYTHRAİ kitabında 2,4,9,15,24,26,44,45,47,79,81,82. sayfalarında ALEON/ALEOS'a değiniyor. Örneğin 4. sayfada diyor ki; "Yarımadanın diğer kısımlarını bir tarafa bırakıp yalnızca Erythrai çevresini incelersek bugünkü köylülerin AZMAK dedikleri ve eskilerce Aleon veya Aleos olarak isimlendirilen derenin başlıca akarsu olduğunu görürüz. ALEON ve ALEOS antik şehrin surları içinde KLAZOMENAİ Kapısının yakınında kaynak olarak doğmakta ve menderesler çizerek köyün güneyindeki koyda denize ulaşmaktadır.
ERYTHRAİ sonraları Akropol ile kıyı arasındaki batı yamacına doğru kaymış, daha sonra ALEON'un suladığı düzlükte genişlemiş ve nihayet Hellenistik ve Roma devirlerinde doğudaki yerleşmeye ek olarak, özellikle imalat atölyeleri gibi tesisler Akropolün kuzeyindeki surlar içinde kalan sahada yoğunlaşmış. Antonius Pius dönemindeki sikkelerde NEHİR TANRISI:ALEON ismi geçmekte. Akropolün kuzeyinde, güney kuzey doğrultusunda uzanan ALEON nehrini kesen Aquadukt/Su kemeri Bizans döneminden kalma. Vaktiyle akan ALEON Nehri'nin geçtiği yerlerde antik kanal izleri bulunmakta. Piri Reis ise Kitab-ı Bahriye'sindeki haritada ALEON Irmağını MA-i Ildır olarak göstermiş...
Erythrai Akropolünden, Matrone Kilisesi ve Athena Tapınak yerinden ALEON Irmağının günümüzdeki konumunu gösteren fotograflar;
Plinius'un bildirdiği gibi yazıtlarda ALEON nehrinden söz edilmektedir. Buna karşın Erythrai sikkelerinde Axus adı verilen bir nehir tanrısı simgelenir. Bugün Erythrai'da, örenin güneyinden körfeze akan tek bir ırmak vardır. Örenin kuzeyindeki ırmak yatağı şimdi kuru bir deredir. Azmak deresi de denir. Derenin çevresinde de eski çağ malzemesi yoğun bir biçimde görünmektedir.
Aleon ırmağı'nın çıkış yerinde bir havuz var. Aleon Erythrai kent kalıntılarının doğu yanıbaşından doğan, kenti taşıyan tepenin güney eteğinden geçip hemen orda denize dökülen bir dere. (Plinius V 117) Suyu tuzlu ve kükürtlü olan bu derenin bir havuz gölcüğü içinde kaynayan başlangıç pınarlarının kimi sıcaktır, ılıca suyudur, fokur fokur kaynar,. Derenin çıkış yerindeki, sözü edilen halkapınar havuzcuğunun iç yüzü daha ilkçağda taşla döşenmiş idi. (Alıntı: IONİA: Bilge Umar- Satrote/Erythrai sayfa:107)
George Bean Eskiçağda Ege Bölgesi (ARİON YAY. Çeviri:İNCİ DELEMEN)adlı yapıtında ALEON'la ilgili şunları yazıyor;
"Böylece sınırlanan topraklar, surların içinde kentin doğusunda ortaya çıkan bir ırmakla sulanır. Irmağın denize yakın kesimleri çevreyi bir bataklığa dönüştürmüştür. Güçlü akıntısıyla iki değirmeni çalıştırabilmektedir." derken, İsmi konusunda çelişkiye düşüyor ama Plinius'a gönderme yaparak, "Yazıtlarda ALEON ırmağından söz edilmekte, Plinius'ta bunu doğruluyarak sularının insan vücudunda kıl çıkartmak gibi garip bir özelliği olduğuna işaret etmektedir."
Ayrıca ERYTHRAİ ile ilgili kanımca en önemli kaynak değerli Arkeolog Prof. Dr. CEVDET BAYBURTLUOĞLU'nun ERYTHRAİ kitabındadır, Bayburtluoğlu'da Plinius'un alıntılarıyla ALEON'u belgelemekte. Bayburtluoğlu bu ayrıntılı ERYTHRAİ kitabında 2,4,9,15,24,26,44,45,47,79,81,82. sayfalarında ALEON/ALEOS'a değiniyor. Örneğin 4. sayfada diyor ki; "Yarımadanın diğer kısımlarını bir tarafa bırakıp yalnızca Erythrai çevresini incelersek bugünkü köylülerin AZMAK dedikleri ve eskilerce Aleon veya Aleos olarak isimlendirilen derenin başlıca akarsu olduğunu görürüz. ALEON ve ALEOS antik şehrin surları içinde KLAZOMENAİ Kapısının yakınında kaynak olarak doğmakta ve menderesler çizerek köyün güneyindeki koyda denize ulaşmaktadır.
ERYTHRAİ sonraları Akropol ile kıyı arasındaki batı yamacına doğru kaymış, daha sonra ALEON'un suladığı düzlükte genişlemiş ve nihayet Hellenistik ve Roma devirlerinde doğudaki yerleşmeye ek olarak, özellikle imalat atölyeleri gibi tesisler Akropolün kuzeyindeki surlar içinde kalan sahada yoğunlaşmış. Antonius Pius dönemindeki sikkelerde NEHİR TANRISI:ALEON ismi geçmekte. Akropolün kuzeyinde, güney kuzey doğrultusunda uzanan ALEON nehrini kesen Aquadukt/Su kemeri Bizans döneminden kalma. Vaktiyle akan ALEON Nehri'nin geçtiği yerlerde antik kanal izleri bulunmakta. Piri Reis ise Kitab-ı Bahriye'sindeki haritada ALEON Irmağını MA-i Ildır olarak göstermiş...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
