17 Ekim 2010 Pazar

Herakleia/Çakalya, Ayvalık

Evet 2004 yılında temmuz ayında edindiğim, okuduğum bilgilerle yayan olarak çıktım yola. Pura burnu /Pyrrha Karatepe, Karaağaç ve Bademli Burundan, Gümüşlü (Argy? Arga?) yolunu takip ederek, karşıma Hekatonessos Adalarını alarak, Kisthene/Kız Çiftlik/Trikopi, Gömeç, Kuzuluçay ve Keremköy/Koryphantis yolundan sağıma Argistri /Çiçek Adasını da katarak Şirinkent'den sonra İğdeli Plaj ve Çakalya Burnu'na geldim. Yapılaşma 2004 yılında da had safhadaydı. Herakleia'nın bulunduğu alanda keramik kırıkları, bitkilerin, otların, makiliklerin arasında bazı eski izler, temel kalıntıları, etrafa dağılmış, saçılmış kalıntılar gördüm ve bir arkeolojik alanın daha ranta gittiğini gözlemledim.
Çakalya Burnu'ndaki ve İğdeli Plaj yakınındaki Herakleia ile ilgili bilgiler Prof. Dr. Engin Beksaç'ın Balıkesir, Burhaniye, Ayvalık, Gömeç, Edremit, Havran'daki önemli yüzey araştırmalarında mevcut. Sayın Beksaç özellikle Soğan Adası, Yunda/Cunda, Pateriça, Çıplak ada, Tıfıllar Köyü ve çevrelerinde yaptığı yüzey araştırmalarında Çakalya burnu'na da değinir. Herakleia'ya Strabon Geographica'sında değiniyor. Amasya'lı Strabon şöyle diyor;
Pyrrha (Karatepe burnu, İntaland ve Artur yeri) Burnunun ve körfezin dışında terkedilmiş Kisthene Kenti (Kız çiftliği, Gömeç) bulunur. Bunun yukarısında, daha içerlerde Perperene(Aşağıbey). Trarion (Kozak Yaylası, Yukarıbey Köyü? veya Burhaniye Kuyumcu Köyü?) ve bu ikisi gibi diğer yerleşimler de vardır. Kıyının bundan sonraki uzantısında Mytilene'lilerin köylerine yani Koryphantis (Keremköy civarı) ve HERAKLEİA'ya gelinir.
Prof. Dr. Veli Sevin Anadolu'nun Tarihi Coğrafyasında (Türk Tarih Kurumu yayınları) Koryphantis ile Herakleia'yı Mytilene'nin köyleri olarak anıyor.

Prof. Dr. Engin Beksaç HERAKLEİA ve KORYPHANTİS'in LESBOS adasının peraia'sı olduklarını belirtiyor ve yüzey araştırmalarında bize şu bilgileri veriyor;
1998 yılındaki çalışmanın ilk merkezi Ayvalık ilçe merkezinin kuzeydoğusunda Çakalya Burnu ile İğdeli Plaj arasındaki küçük kayalık burun oldu. Bu alan geçmiş yıllarda, zeytinli çay bahçesinin yapılışı esnasında yok edilmiş olup tepe üstünde yüzeye çıkan kayalık zemine göre bir kaya üstü yerleşmesi olarak karşımıza çıktı.Arkeolojik malzeme batıya doğru akan karışmış toprak üzerinde yer almaktaydı. Yüzeyde bölgeye özgü tipte siyah hamurlu bir küçük ağırsakla birlikte, parlak gri açkılı ve benzerleri Ege Adalarında görülen tipte bir Bronz Çağı fincan sapi ve bölgede yaygın olarak bulunan parlak kahverengi açkılı sepet formlu bir kabın sap kısmının bulunması "Krizli Yıllar" ile ilişkiyi göstermesi açısından önemliydi. Bunlar yanında daha erken süreçleri hatırlatan formlarıyla karşımıza çıkan gri mat Aeol keramikleri, sepet formları ve değişik tipleri sergiliyordu. Ayrıca yüzeyde Roma ve çok yeni keramik parçaları da vardı. Deniz kıyısında yapılan inceleme bu kesimin toprak ve taş doldurularak orijinal şekli bozulmuş olan küçük bir koy intibaını verdi. Sitin yanındaki bahçelerde arkeolojik veri bulunmaması ilginçti.
Alıntı: http://www.kulturvarliklari.gov.tr/sempozyum_pdf/arastirmalar/17_arastirma_2.pdf
Bu satırlar 1998 yılındaki araştırmaya ait. Ben ise 2004 yılında gitmişim...

İşte bugünkü durumu da 2004 yılından farklı olmayan Hekatonessos adaları karşısında artık tarihi bir uykuya dalan Çakalya Burnu'ndaki Herakleia'dan belge niteliğindeki artık biraz eskimiş, digital öncesi dönemde Canon'umla çektiğim fotografların fotografları....
















16 Ekim 2010 Cumartesi

Kebrene antik Kenti-Bayramiç Çal Dağı-Fuğla Tepe


KEBRENE Antik Kenti Bayramiç'ten kuş uçuşu 12 km kadar güney doğuya denk düşen Çaldağ köyü yakınındaki Çalı Dağı güney doruğu ile, 1 km ilerisindeki güneybatıya düşen Fuğla Tepe arasındadır. Buraya gitmek için, Ezine Bayramiç yolunda, Bayramiç'in 7km. kadar öncesinde güneyde göreceğiniz yola sapınız. Bu yol önce Ağaç Köy'e sonra da Çaldağ köyüne gider.
Kebrene ismi Luvi ve ardılı Anadolu dillerinde K uwa ebra wana ögelerinden türetilmiş Kebrana'dır.( Bilge Umar- Troia kitabı Kebrene) Güzel kutlu ögeleriyle türetilmiştir ve tam bir eski Anadolu kent ismi özelliği göstermekte.
Kebrene antik kentinin ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu hakkında kesin bir bilgi yok. Xenephon ve Strabon kentin isminden bahsederlerken Evciller'de Bayramiç yakınlarındaki önemli Troas kenti Skepsis ile Skamandras ırmağı arasında bir yer olduğunu söylerler, ayrıca buradaki bir kuleden de söz etmişler. M.Ö.479-334’de Kymeli göçmenler kenti olarak nitelendirilmiştir. M.Ö. 400’de kadın satrap Mania’nın yönetimine girmiş, 339’da da Spartalı komutan Derkylidas’a boyun eğmiştir. M.Ö.334’de Büyük İskender’in Granikos savaşındaki galibiyeti ile bölge onun hâkimiyetine girmiş, ölümünden sonra generallerinden Lysimakhos yeni kurulan Alexsandria-Troas’ı büyütmek için Kebrene halkını buraya zorla yerleştirmiştir. Oldukça geniş bir alana yayılan kentin kalıntılarından 3-4 km. uzunluğundaki surları, tepe üstü düzlügünde temel izleri, yer yer etrafa saçılmış işlenmiş taşlar, ayrıca doruk düzlüğünde bol keramik kırıkları bulunuyor. Kalıntılar çok geniş bir alana yayılmıştır. Schliemann 1882’de burada kazı yapmış, bazı kaya mezarlarını açmış ve bazı gümüş ziynet eşyası çıkarmıştır. Bugün bu eserler Çanakkale Müzesi’ndedir.
Kebrene'ye ve çevresine belki 20 sene öncesi bir gittiğimi hatırlıyorum, elimde belli belirsiz fotograflar var, bu sene KEBRENE'ye bir çıkıp özellikle Bilge Umar'ın da Troia kitabında yayınladığı o tepe üstü düzlükteki keramik kırıklı alanı, temel izlerinin hala durup durmadığını görmek ve makinamla kaydetmek isterim. Kebrene çok görkemli bir yerde konumlanmış, bir Anadolu yerleşimi...Troas bölgesi bir büyük uygarlıklar hazinesi, gez gez, oku oku bitmiyor.



14 Ekim 2010 Perşembe

Assos: Bouleuterion-Meclis Yapısı





Assos'ta da tüm antik kentlerde olduğu gibi meclis düzenli olarak toplanır, yönetsel sorunlar tartışılır, kararlar alınırdı.
Prytan'lar yani temsilciler içinden secilen 50 kişi görevlendirilir ve Prytaneion'da (Devlet Konuk Evi) kalır orada devletin hesabıyla yer, içerlerdi.
Meclisin yetkileri şunlardı; elçi yollama ve kabul etme, devlet memurlarını denetleme, vergi toplama, donanma ve maliye yönetimi gibi görevleri vardı. 500 drahmiye kadar da ceza kesme yetkisine sahipti.
Üyeler, tiyatroda şeref koltuğunda da otururlardı. Tiyatro etkinliklerine parasız girebilirlerdi.
ASSOS KENT MECLİSİ, BOULEUTERİON 150 kişilikti. 20.62X21m. boyutlarında tek katlı bir yapıydı. Agora'ya açılan 5 kapısı vardı.
İçeride ikisi kazı sırasında insitu bulunmuş 4 adet sütun, binayı örten ahşap çatıyı taşımaktaydı. Üyelerin oturduğu taş sıralar sağlam ele geçirilememiş. Dor düzenindeki cephe sütunları 63 cm çapında, içteki çatıyı taşıyan sütunlar ise 75 cm. çapındaydı. Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu Assos adlı yapıtında ve kazı raporlarında çok harap durumdaki yapıyla ilgili de çok fazla bilgi sahibi olmadıklarını vurgulamış. Bouleuterion'un güneyindeki agoraya giriş kapısının yanında merdivenlerle bir alt geçide inilmekteydi. Geçit bir su haznesinde sona erer. Kapının güneyinde de bir yapının kalıntıları var.
Kaynak: BEHRAMKALE-ASSOS Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu Arkeoloji Ve Sanat Yayınları-3. basım 2005



















13 Ekim 2010 Çarşamba

Assos Agora Tapınağı

ASSOS Agora Tapınağı Agora yönünden ve arkasındaki Muhteşem manzaralı Edremit Körfezi ile Lesbos/Midilli Adası'na bakış. (İlk iki fotograf.)

ASSOS'ta Agora'ya batıdan girişte bir podium üzerinde oturan 16.50x10m. ölçülerinde bir PROSTYLOS bir tapınak var. Ancak temelleri kalmıştır. M.S 5. yüzyıldan sonra bir kiliseye çevrildiği anlaşılmakta. Ön çıkış merdivenleri, pronaos ve naos'u anlaşılabilmekte. Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu ASSOS adlı yapıtında tapınağın agora ile büyük bir olasılıkla çağdaş olduğunu vurgulamakta.




11 Ekim 2010 Pazartesi

Didim/Didyma/Didauma Apollon Tapınağı

Ephesos'ta Artemis Tapınağı, Didyma'da ise Artemis'in ikiz kardeşi Apollon'un tapınağı bulunmaktadır. Apollon paganist inanşta güneş, kehanet, müzik ve sanat tanrısıdır. Efsaneye göre tanrı Apollon, Didyma'da çoban Brankhos'a rastlamış, ondan çok hoşlanmış ve ona biliciliğin (kehanetin) sırlarını vermişti. Brankhos ise karşısına çıkan defne ormanı ve su kaynağının bulunduğu yerde Apollon Tapınağını kurmuştu. Daha sonra Brankhos'un soyundan gelenler "Brankitler" olarak anıldılar ve tapınağı yönettiler. Hatta Didim'e "Brankhidai" de denilmiştir. Daha sonra Miletoslular Didyma'da tanrı Apollon adına dev bir tapınak yaptılar. Bu tapınağa ulaşmak için bir de Kutsal Yol inşa ettiler. Devasa Apollon Tapınağı Didyma'yı antik çağı kehanet merkezi haline getirdi. Nisan-Mayıs ayı ortalarında Miletos'tan Didyma'daki ayine katılmak için oluşan konvoy dini törenlerle ve ilahilerle, istasyon denilen noktalarda molalar vererek dört günde Didyma'ya ulaşıyordu. Didyma'ya girmeden önce tapınağın hemen yanındaki Artemis kutsal alanında bekliyorlardı. Kutsal Yol 24 km uzunluğunda ve 6 m genişliğindeydi. İki yanında Brankhos ve aslan heykelleriyle çevriliydi. 1858 yılında Newton adlı bir İngiliz bu heykellerin çoğunu British Museum'a götürmüştür. Günümüzde Kutsal Yolun çok büyük bir kısmı toprak altındadır. Miletoslular mimariye büyük önem veriyorlardı ve Dünya'nın yedi harikasından biri olan Artemis tapınağına karşılık olarak Apollon Tapınağı'nın ölçeklerini öyle büyük tuttular ki tapınağı tam olarak bitirebilmek ne Miletoslulara, ne Büyük İskender'e ne de Romalılara nasip oldu. Apollon Tapınağı Artemision ve Sisam'daki Hera Tapınağı'yla beraber Helenistik çağın en büyük üç tapınağından biridir. Tapınak 109x51 metre boyutlarındadır. Kült heykelin bulunduğu iç kısım olan naos ya da cella alanı ise 53x21 metre ebatlarındadır. Tapınak, 19,5 metre uzunluğunda 120 adet iyon düzeni sütunla çevriliydi. Bugün bunlardan sadece üç tanesi ayaktadır.


Sütun yüksekliği bakımından Yunan tapınakları arasında en büyüğü



Apollon Tapınağı. Sonraki devirlerde Romalılar daha yükseklerini yapmış. Mesela Lübnan - Baalbek'teki Jüpiter Tapınağı'nın 22, Bacchus Tapınağı'nın 21,5 metrelik sütunları en meşhur olanları ancak bu yapılar sütun sayısı ve büyüklük bakımından Apollon Tapınağı'na kıyasla çok küçükler. Roma tapınaklarında sütun sayısı 40-60 iken Apollon'da 122'dir.

Daha önce Apollon Tapınağı'nın 109x51 metre boyutlarında olduğunu yazmıştım ancak bu boyutlar Büyük İskender'den önceki boyutlar(imiş). Büyük İskender Didim'i alıp kontrolünü Miletliler'e verince eski tapınağın üzerine daha büyüğü (118x60 metre boyutlarında) inşa edilmiş. Bu boyutlar o devrin en büyük tapınakları olan Sisam'daki Hera (108x55), Efes'teki Artemis (115x55) ve Atina'daki Zeus (96x40) tapınaklarından büyüktür.