3 Ocak 2010 Pazar

Bir Aiol Antik Kenti:Pitane/Çandarlı

ÇANDARLI KALESİ ve ÇEVRESİ, Eski bir fotograf,






Çandarlı Kalesi içi 


 Kıyıdaki sur kalıntılarının eski bir fotografı, bu sur taşları hala duruyor, aşağıdaki fotograflarda izlenebilir.
 Roma döneminden bir dehliz, bir evin içinde



Pitane/Çandarlı'da ilk yüzeysel arkeolojik araştırmaları 1910-1911 yıllarında Bergama kazılarında görevli olan A.CONZE ve W.DORPFELD yapmışlardır.Adal mahallesi dediğimiz yarımadanın dil kesiminde bir bağda portakal renkli,perdahlı,mühürlü Sicilya keramiği (Terra Sigilate)türüne rastlamışlardır.
Ayrıca İstanbul müzeler müdürü,Ressam ,arkeolog Osman Hamdi Bey tarafından yapılan kazılarda birçok arkaik monokrom(Tek renkli,çok tonlu) keramiklere,çanak çömleklere ve yortan tipi kaplara rastlanmıştır.Bu buluntularla burada m.ö 2.binde burada bir yerleşme olduğu kanıtlanmıştır.
Bu araştırmalar sonucunda Pitane'nin yapılan planından anlaşıldığı üzere bugün Adal mahallesi diye anılan yarımadanın etrafı surlarla çevrili olup içinde Tiyatro,Stadium,Hamam,dehliz gibi antik yapı kalıntıları saptanmıştır.
Ancak bu antik yapılar yerleşmenin altında kalmış,kıyı kenti olduğu için de varolan işlenmiş taşlar denizden başka yapılara malzeme olması için taşınmıştır.
1958 kışında Çandarlı'da bir arkaik KUROS heykeli bulunmuştur.Prof.Dr.Ekrem AKURGAL'da 1959'da kazılara başlamıştır.
KUROS heykeli köylüler tarafından küpler arasında yere yatık olarak bulunmuştur.Bu ilginç heykel bugün Bergama müzesindedir....


ÇANDARLI/PİTANE'de Nekropolde (eskiçağ mezarlığı)1960 yılında Arkeoloji Profesörü SN. Ekrem AKURGAL bir kazı yaptı.
Aşağıda Eskiçağda EGE ve İZMİR adlı Yaşar Vakfı Yayınlarından çıkan kitabında Sn.AKURGAL'ın buluntularla ilgili yazdıkları:
Pitane'de (Çandarlı)1960 tarihinde ortaya çıkan bir arkaik heykel nedeni ile gittiğimde kentin berzahında güzel oryantalizan vazolar içeren birantik mezarlığın bulunduğunu görerek hemen kazı yapmaya karar verdim.1965 yılına değin süren bu kazıyı o sırada asistan olan Cevdet BAYBURTLUOĞLU ve Ümit SERDAROĞLU ile yürüttüm.Çalışmalara arkeoloji öğrencileri olan Güven BAKIR,Tomris BAKIR ve Brigitte Schauenberg-Frier de başarı ile katıldılar.
Hergün bir kaç düzine vazo ve birçok küçük buluntu veren bu nekropolis şimdiye değin Anadolu'da ortaya çıkarılmış en zengin Eskiçağ mezarlığıdır.İstanbul Arkeoloji Müzesinde büyük salonda ,birkaç odada Çandarlı eserleri sergilendiği gibi,depolar da yine bizim kazıdan gelme eserlerle doludur.İzmir Arkeoloji müzesinde de Çandarlı eserleri sayı bakımından ön sırada yer alır.Bir vitrin dolusu Çandarlı eseri de Bergama müzesinde sergilenmektedir.
Pitane'de gün ışığına çıkan eserler genellikle MÖ.(625,500)tarihlerinde üretilmişlerdir.Chios türü Oryantalizan vazolarla taşra ürünü eserler büyük önem taşırlar.Ayrıca bir Myken vazosu da Osman Hamdi Bey tarafından ele geçirilmiştir. Tiyatro kıstağı önceleri görünüyordu, ancak bu muheşem sit, ne hikmetse imara açıldı ve tiyatronunun yerinde şimdi bir apartman yükseliyor.
İşte PİTANE NEKROPOLÜ'nde 60lı yıllarda çekilmiş fotoğraflar...
Not:Bugün bu nekropol alanını bulmak kolay değildir.Üzeri kapatılmış haldedir,ilgisizlik bir tarafa vatandaşların bir çoğunun burada böyle bir nekropol olduğundan bile haberi yoktur.
Bu örneklerle ne yazık ki gittiğimiz birçok antik yerleşimde karşılaşmakta,kelimenin tam anlamıyla kendi kültürel değerlerimize olan bu ilgisizlik yüzünden kahrolmaktayız........
Aşağıda Pitane surlarının bugünkü durumlarıyla ilgili, antik liman kalıntısını görüyorsunuz. Geniş toprak renkli deniz kenarında bulunan arsa PİTANE Antik kentinin Stadyumunun bulunduğu alandır. Bu alanda bilimsel bir kazı yapılmamıştır.
Kaynak:Eskiçağda EGE ve İZMİR-Ord.Prof.Dr.Ekrem AKURGAL-Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı yayınları-1993
Çandarlı'nın Öyküsü: EYÜP ERİŞ-Çandarlı Belediyesinin bir hizmeti- 1991
Aiolis: Bilge UMAR- İnkilap yayınları
Pitane buluntusu bir sütun gövdesi Çandarlı limanında gırgırlara iskele babalığı yapıyor.



Aşağıda Antik harita,sahildeki Sur kalıntıları, antik liman ve İki fotoğrafta toprak arsada görülen stadyum yeri. Antik Kane/Karadağ'ın yanında harika denizi ile bir cennettir Çandarlı.
Eski liman
 Rum Hamamı
Hamamın  Soğukluk bölümü
 Hamamın sıcaklık bölümü
 Nekropolden bir mezar
Prof. Dr. Ekrem AKURGAL'ın açtığı nekropol kalıntıları, şimdi ara ki bulasın.







Aiolis ve Elaitikos Kolpos (Çandarlı Körfezi































Temnos Antik Kenti Tiyatrosu,Theatre /Görece, Menemen


Antik Aiolis bölgesinden TEMNOS antik kentine daha önce değinmiştik. Henüz kazı yapılmayan ören yerinde defineciler 6-7 metre derinliklere ulaşan dev, derin çukurlar açmışlardır. Akropol'ün kuzey yamacında, tiyatroya ait kalıntılar bulunmaktadır. Yapının oldukça küçük bir bölümü korunmuş olmasına karşın, caveanın oturma sıraları yer yer görülebilmekte ve sahne binasının temelleri anlaşılabilmektedir. Burada, birinin üzerinde, kime ithaf edildiğini belirten yazıtlar olan, Geç Helenistik Döneme ait iki heykel kaidesi bulunmuştur.
Tiyatro yapısı meşe ağaçlarıyla kaplı. Kavea taşlarının çoğu orkestra çukuruna yuvarlanmış durumda. Tiyatro koyağı belli. Erken örneklerden. Oturma basamakları kenarlarındaki süslemeli motifler Ildırı'daki ERYTHRAİ antik kentindeki tiyatroya çok benzemekte. Temnos ve Erythrai tiyatrolarını aynı mimar ve mühendis ekibin yaptığı söylenebilir. İzleyici koyağı yamaca yaslanmış durumda. Sahne binasının ön cephesinin sütunlarla çevrelendiği belli oluyor. Tiyatro bilimsel kazı yapılmayı beklemekte. Değerli Araştırmacı Yük. İnşaat Mühendisi Yaşar Yılmaz Anadolu Antik Tiyatroları adlı güzel inceleme kitabında Temnos Tiyatrosunun yaklaşık 2800 kişilik olduğunu söylemekte.







2 Ocak 2010 Cumartesi

Çengelköy/Sophiana/Kikonion/Protesdikos















Petrus Gyllius, aktarmıştır, Thrakio Bosporo'da/İstanbul Boğazı kitabında. Dionysios Byzantios, Anaplus Bosporou adlı kitabında diyor ki;
Lykadion burnu (Vani KÖY) yakınında Nausimakhaion (Kuleli Bahçesi) ardından KİKONİON denilen yere gelinir. Burası adını sakinlerinin aşırı derecede yabanıl ve kötü olmasından alır. Bunların yarattığı bir karışıklık şiddetle bastırılmış ve buranın sakinleri bölgeden ayrılmak zorunda kalmışlardır. *
*KİKONİON:Bir Thrak boyu olan Kikon'lara karşı kazanılan bir zafere binaen verilmiş bir isim olmalıdır. Oberhummer,"Bosporos"- Real Encylopadie, Sütun 754. Kikonlar için bkz. Homeross Odysseia 9.39-52 Herodotos 7.110
Bazı kaynaklarda Çengelköy'ün Bizans Çağındaki isminin Protes Dikos/Proces Dikos olarak geçtiği yazılıyor. Kaynaklar: Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi 7. cilt İstanbul Yer adları bölümü 1994, Bölgemiz Marmara İstanbul Ve İlçeleri-Ülkü Algın s:114 Çengelköy maddesi. 1987
Semavi Eyice; Bizans Devrinde Boğaziçi kitabında şunları yazıyor;
Çengelköy Koyu'nun Bizans zamanındaki Sophianai Limanı olduğu zannedilir. Bu liman, imp. 2. İustunos ( 565- 6758) tarafından karısı Sophia için bu bölgede 568de yaptırılmasına başlanan bir saraydan bu adı almıştır. *
*Janin, Consantinople byzantine, s 152; 2. baskı, s. 153. İustianos 569da burada ikinci bir saray daha yaptırmış ve 1. Herakleios'un oğlu genç Herakleios 612 yılında bunların birinde doğmuştur. Bu sarayın civarında Prens Justos'un mezarının da bulunduğu Hagios Mikhael ve Theotokos (= Meryem Ana) adlarına birer de kilise olduğu bilinmektedir. Anthologia Palatina'da günümüze kadar gelen epigramda koyun, denizin dalgaları ile seslendiği ve Avrupa'nın Asya'yı gördüğü bir yerde, İmparatorun oğlunu kaybetmenin acısı ile Mahzun SOPHİA için bu altın sarayı yaptırdığı söylenir. İnciciyan ise Çengelköyü'nde Aya Yorgi (Hagios İoannes) Kilisesi'nin çok eskidiğinden zamanında yeniden yapıldığını yazmakta ise de eskiyen kilisenin Bizans devrine kadar inip inmediği anlaşılmaz. Fakat burada görülen Panagia (Meryem) Kilisesi harabesinin herhalde Bizans devrinden kalma bir yıkıntı olduğu tahmin edilebilir. " Kilisenin bulunduğu sokağın içinde aski zamanlardan kalmış ve haç şekilleriyle süslü bir taş havuz vardır" cümlesinden ise burada Çengelköyü'nde Bizans Devrine ait kalıntılar olduğu ve bunlardan haçlarla süslü olanın ya bir vaftiz teknesi veya bir lahit olduğu neticesi çıkarılabilir.
Çengelköyü'nde Bizans devrinde zengin malzeme ile yapılmış bir yapının bulunduğuna dair deliller vardır. Daha 16. yy. da Süleymaniye Camii yapılırken çeşitli yerlerden toplanan değerli işlenmiş taşları sayan listede Çenger/Çengelköyü'nde bir bostan içinde bulunan aklı-siyahlı serçe gözü bir direk" in de bahsi geçmektedir. Böyle başka bir sütun gövdesi de yakın tarihlerde aynı yerde bulunmuştur. Yukardaki fotograflarda da sütun ve sütun gövdelerini görüyorsunuz.
Çengelköy Bizans döneminde dini bir merkez.. Justinien bugünkü Çamlıca ve Çakal Dağı eteklerinden doğarak denize dökülen Bekar Dere ağzındaki koya, eşi Sophia’nın anısını sonsuzlaştırmak için Sophiani Limanı adını vermekle kalmamış içinde bulunduğu aşırı dinsel heyecanı ile buraya yine Aziz Mikhael ve Aziz Theosyus adlarına kiliseler yaptırmıştır. Sonraları Aya Pania Kilisesi de bunlara eklenebilir. 18. yüzyılda buradaki Aya Yorgi Kilisesi’nin tamir edildiğini görüyoruz. Bizans’ın bu bölgeye verdiği önemi bugünkü Havuzbaşı mevkiinde yaptıkları saraydan, set bahçelerden ve büyük bir havuzdan da anlayabiliriz. 

Çengelköy Türkçe ismini gemilerin,hurda ve demir işlerinden almış görünüyor, Demir parçaları ve çengel ismi liman hayatından bugüne yaşıyor.