19 Temmuz 2010 Pazartesi

Tenedos'tan Bozcaada'ya





















Yukardaki ilk grup fotograflar arasında TENEDOS/BOZCAADA KALE'SİNDE sergilenen ilk çağ buluntularıını görüyorsunuz.
Tenedos isminin Hellen dilinde bir anlamı yok. Burada Tenes isiml bir erkek tanrıya tapınıyorlardı. (Fiehn RE tENEDOS Maddesi, s095 satır:63
İsim Tene tapınıcısı halk anlamındaki "TENEDA" idi. Sonra arkasına Nesos ve ada ekiyle bu biçime giren bir ad. (Bilge Umar-Troas)
Umar Tenes kök sözcüğünün öz biçimini, anlamını saptayamadığını, Tenes'in yılan simgesi olabileceğini, Apollon'un hayvanlarından birisi olarak vurguluyor. Önceki ismi KALYNDA ya da LEUKOPRYS., stratejik konumundan dolayı çağlar boyunca birçok kez istilaya uğramış ve el değiştirmiş. Adadaki nekropol sahasında yapılan kazılardan anlaşıldığı üzere adanın tarihi M.Ö. 3000 yıllarına dayanıyor. Adanın bilinen ilk sakinleri Pelazziler. (Pelasges'liler)
Ayrıca adada Herodot'a göre bir Aiol yerleşimi de var. Sikkelerde görülen çift ağızlı balta simgeleri.
Kaynaklar:21. Araştırma sonuçları toplantısı 26 mayıs 2003 Bozcada -Tenedos araştırmaları sahife:67 ALİ YALÇIN TAVUKÇU, CEVAT BAŞARAN, ZERRİN AYDIN TAVUKÇU, ERTAN KÜÇÜKEFE




Çanakkale İli’nin Bozcaada İlçesi,Çanakkale Boğazı ağzının 18 deniz mili güneyinde;Doğusundaki en yakın Anadolu kıyısı olan Kumburnu mevkiine 3 mil ,Yükyeri Feribot İskelesine 3.5 mil mesafededir.Bozcaada Ege Denizinde Ülkemize ait olan iki adadan biri olup Gökçeada’ya 29 mil uzaklıktadır.Çanakkale İl merkezine uzaklığı ise 27 mil Kuzeybatıdaki İmroz’a 20,Batıdaki Limni’ye 30, Güneydeki Midilli’ye 32 mil uzaklıktadır.
Adanın tam mevkii şöyledir;
ENLEM : 39 derece 48’ N Kuzey
BOYLAM :26 derece 02’ EDoğu
Zamanımızdan 15 bin yıl önce Bozcaada,Gökçeada ve Limni esas kara parçası olan Anadolu’ya bitişik olup henüz Çanakkale Boğazı da teşekkül etmemiştir.Bundan sonraki 5 bin yıl devamınca jeolojik olaylar neticesi Gökçeada, Limni ve Çanakkale boğazı teşekkül etmiş Ege denizi Marmaraile birleşmiştir.6 bin yıl önce Holosen adı verilen bir çağ yaşanmış,Ege kıyıları Holosende önemli değişimlere uğramıştır.İşte bu değişimler sonucu Bozcaada meydana gelmiş ve kıyılar bugünkü halini almıştır
Çevresi 14 mil tutarındadır.Çevresinde oluşan irili ufaklı adacıklarla birlikte yüzölçümü yaklaşık 42 Km2’ dir.En yüksek noktası ile 192 metre ile Göztepe’dir.


:
Adanın genel yapısı genellikle alçak ve basık olmasına rağmen birkaçtepe bulunmaktadır. Bunlar ;
1. Göztepe ( 191 m )
2. Yenikale Tepe ( 115 m )
3. Hacı Mahmut ( 92m )
4. Tuzburnu Tepe ( 84m )
5. Kaplan Tepe ( 75m )
6. Yalama Tepe ( 65m )
7. Fakı Tepe ( 57 m )
:
Eskikale Burnu
Erenler Burnu
Tabya Burnu
Nar Burun
Sarıtaş Burnu
Tuzburnu
Kocatarla
Mermer Burnu
Sulubahçe Burnu
Habbeli Burnu
Batı Burnu
Killik Burnu
olmak üzere oniki burun mevcuttur.
:
Liman Koyu
Değirmenler Koyu
Poyraz Limanı
Çanak Limanı
Çapraz Limanı
Kocatarla Limanı
Lagor Limanı
Ayana Limanı
Ayazma Koyu
Sulubahçe Koyu
İğdelik Koyu
olmak üzere onbir koyu mevcuttur



Bozcaada’nın etrafında büyüklü,küçüklü 13 ada vardır.Bunlar ;
Tavşan Adası/MAVRİ : Adanın 10 km kadar kuzeyindeki en büyük ada olup .93km2 genişlikte,20-25 metre yüksekliktedir.Kıyı uzunluğu 5 km dir
Yılan Ada : Bozcaada’nın Kuzey doğusunda yer almakta olup Kıyı uzunluğu 1.2km yüzölçümü 0.08 km2 dir
Fener Adası :Adanın 1.5 mil doğusunda küçük bir adadır.Üzerinde bir deniz feneri ve bir bekçi binası vardır.
Taş Ada : Bozcaada’nın doğu kıyısına 200 metre kadar mesafede Katranlık Burnu karşısında büyükçe bir kaya parçasıdır.
Yıldız Ada/MAUNA :Adanın kuzey batısına yakın bir yerde Killik Burnu karşısındadır
Kaşık (Kemal) ve Gökçe Adalar : Bu iki adaya Horoz Taşları da denir.Yıldız adanın doğusundadırlar.
Sıçancık Ada :Bu adada Horoz taşlarının doğusundadır.
Presa ve Orak Adaları : Bozcaada ile Tavşan ada arasında yer alan bu iki küçük ada tavşan adası ve yılan adası ile birlikte tavşan adaları veya Eşek adaları diye bilinmektedir.
Tuzburnu Adası ve İncirli Ada : Bozcaada’nın doğusunda Tuzburnu kıyılarına yakın mesafede bulunan iki küçük adadır.
1Baklataşı Ada : Bozcaada’nın güneyinde yer alan tek adadır.Habbele kumsalı civarındadır.

Bozcaada’nın hemen hemen büyük bir kısmı düzlüklerden oluşmaktadır. Bunlar ;
a. Habbele Ovacığı
b. Tekir Bahçe
c. Sağır’ın bahçe
d. Papaz Bahçe
e. Sulu Bahçe
f. Çayır Mevkii
g. Poyraz Limanı Ovacığı

Bozcaada akarsu bakımından zengin değildir.Adada bulunan derelerin isimleri ise ; Kocamış, Balcılar, Çanel, Hacımahmut, Kulkutoğlu, İçmece, Sulubahçe, Yanakut, Habbelipınar ve Tuzburnu’dur.
Yukarıda adı geçen akarsular ancak kış yağmurlarıyla birlikte haraketlenmektedir.


Bozcaada Akdeniz ikliminin etkisi altında olduğundan bitki örtüsü genel olarak makiliktir.Ancak güneybatı bölümlerinde çamlıklar mevcuttur.Adanın bitki örtüsü hakkında en geniş araştırmayı Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Botanik Kürsüsü Öğr. Üyelerinden Dr. Özcan Seçmen tarafından yapılmış ve 1977 yılında Tübitak tarafından yayınlanmıştır.
İki yıllık bir araştırmanın eseri olan bu çalışmada Bozcaada’nın 65 değişik familya grubundan 437 tür bitki çeşidine sahip olduğu ortaya konulmuştur.













Tenedos/Bozcaada Güvercin Koyu












8 Temmuz 2010 Perşembe

Khrysopolis/Üsküdar/ Apsisli yapı (Hagia Marina manastırı) kalıntıları

Khrysopolis kalıntılarını blogspotumda şu linkte aktarmıştım.
http://erkmensenan.blogspot.com/2009/07/khrysopolisskodrauskudar-marmaray.html

2007 yılında çekmiştim o fotografları, aşağıda son beş altı fotograf yine o yıl çekilmişti, onları yine yayınlıyorum karşılaştırma yapılması için.

Aşağıda 2010 temmuz ayında çektiğim Apsisli yapı kalıntısı Marmaray kazı alanının bir tarafında şimdilik öylece bekliyor,
Khryosopolis Kalıntılar alanı, demir parmaklıklar arasında korunuyor, bakımı ve çağdaş bir düzenlemeyi bekliyor.

Üsküdar'da yürütülen çalışmalarla burasının KHRYSOPOLİS Antik kenti olduğu kanıtlandı. Fotoğraflarını puslu bir kış gününde çekebildiğimiz apsisli(Apsidal)yapının ise Ortaçağda HAGİA MARİNA Manastırı olduğu düşünülüyor.



Apsisli yapı ve Marmaray kazıları ile ilgili Sayın Şehrazat KARAGÖZ'ün kısa makalesini okuyunuz..ÜSKÜDAR MARMARAY KAZILARINDA YENİ BULUNAN BİR BİZANS MANASTIRI
Şehrazat Karagöz

Ulaştırma Bakanlığının, Gebze-Halkalı banliyö hatları ve boğaz tüp geçiş (MARMARAY) projeleri nedeniyle, Üsküdar Meydanındaki Arkeolojik Kurtarma Kazıları, İstanbul Arkeoloji Müzeleri elemanları tarafından yapılmaktadır. Son aylardaki kazılarda ortaya çıkarılan Bizans Manastır kalıntıları, Üsküdar'ın (Khrysopolis) Bizans Devrine ait kısıtlı bilgilere yeni bulgular katmıştır. Sunulacak bildiri yeni bulunan manastıra dair bir araştırmadır.



Kazı alanında, depo-dükkan-ev gibi kalıntı temel duvarları, Pervititch'in 1933 yılı Üsküdar'ına ait yerleşimleri gösteren şehir planlarından saptansa da, yöredeki asfalt yükseltilmesi ve alt yapı çalışmaları (P.T.T, İSKİ, Elektrik gibi) ve de çevre sakinlerinin farklı kullanım istekleri doğrultusunda, büyük ölçüde tahrip olmuştur. Ancak, 18-20. yüzyılın grift yapı temellerinin altında, Bizans dönemi mimari özellikleri gösteren, apsisi kuzeydoğuda olan dikdörtgen planlı ve oldukça sağlam temel duvarlarına sahip, tek nefli bir yapı ortaya çıkarılmıştır. Horasan harcı ile sağlam örülmüş duvarlar 11-13.yy.'ın tipik özelliğini yansıtmaktadır. Yapının, doğu kısmındaki mezarlıkta ortaya çıkarılan mezarlardaki bazı iskeletler ile birlikte bulunan bronz Haç Rölikerler, dolgu topraktaki keramik parçaları, 12. yüzyıla tarihlenen önemli buluntulardır.
Khrysopolis'in (Altın Şehir) mitolojik hikayesine göre;
Khrysos, Khryseis ve Agamemnon'un oğludur.KLytaimnestra'nın hışmından kaçıp Anadolu'ya gelirBuradan 'Kırm'a geçmeyi planlar,Ancak Bithynia kıyılarında (Üsküdar Sahili) hastalanır ve ölür,mezarı burada olduğundan şehre bu ad verilir.

Bir diğer görüşe göre MÖ 547-46 yıllarında Anadolu'yu ele geçiren Pers Kralı Dareios MÖ. 513 te İskit seferine çıkar ve boğazı sandal dizisiyle geçer. Khrysopolis'te egemenliği altındadır. Perslerin ganimet ve vergileri burada toplanır bu nedenle şehre Altınşehir denir.Tarihçi Ksenophon(MÖ:430-355) hellenika adlı eserinde Pers ve Atinalı komutanların ant içme töreni için burada buluştuklarını yazar.Kenti çeviren surlar liman gümrüğü ve 30 gemilik bir koruma filosu bulunduğu da yine anı yazara ait bilgilerdir.

Üsküdar meydanında antik bir kenti ortaya çıkarmak çok zordur.Şehir kazıları birçok kazılara göre farklı güçlükler içerir. Bizans mimarisinde; apsisler tarihlendirme açısından çok önemlidir. Erken devirlerde dıştan üç cepheli olan apsisler zamanlaa çok köşeli hale dönmüşlerdir. Marmaray kazısıyla bulunan Apsidal yapı bölgenin Bizans döneminde de önemli olduğunu gösterir.Apsidal yapının tarihlemesine neden olan,İS 12-13 yy larda kullanılan "Gizli tuğla tekniği" duvar örgüsü rahatlıkla ayırd edilir. Bu teknik Geç Bizans-Erken Osmanlı dönemi duvar dokusu olarak ta bilinir.

Tarihi verilerde Aziz Philippikos( Bizans İmparatoru Mavrikios'un eniştesi) manastırından söz edilse de nerede olduğu şimdilik bilinmezliğini korur. Ancak Apsidal yapı'nın bir tepe yamacındaki Hagia Marina Manastırına ait olması kuvvetli bir olasılıktır.Buluntular yapının Bizans'ın farklı dönemlerinde kullanılan dinsel bir merkez olduğunu gösterir.

Bu kazıya ait bilgiler, İstanbul Arkeoloji Müzesi Arkeolog Asistan Dr.Şehrazat Karagöz'ün "Gerçeğe Dönüşen Kent-Üsküdar" *adlı makalesinde daha detaylı biçimde yer almaktadır.

*Dr. Şehrazat Karagöz, "Gerçeğe Dönüşen Kent-Üsküdar"- ArkeoAtlas Sayı: 6/2007syf:162-167




SKODRA ve KHRYSOPOLİS.Skodra adının Luvi dilinden geldiği bu dilin verileri ile sabit.ASKA/SKA =Ada ve ADRA yani AnaTanrıçanın erkeği ögelerinden türemiş bir isim olarak görülüyor.Adranın yarımadası anlamında.Balkan yarımadasındaki İLLYRİA krallığının ismi de SKODRA idi.(Şimdi İŞKODRA)Bu iki isimde adaş.Tüm ilkçağ kaynaklarında Üsküdar'dan bahsediliyor ve güçlü bir liman kenti olduğu ve Khalkedon/Kadıköyle ilişkili bir yerleşim olduğu kesin.
Üsküdar kentinin tarihsel çekirdeği bugünkü ŞEMSİPAŞA Semti.Çıkan kalıntılarla ilgili kazı ekibinin kazı raporlarını heyecanla bekliyoruz.



Kaynaklar:Anadolu'nun tarihsel coğrafyası: 1 prof.Dr.Veli SEVİN
Bithynia:Prof.Dr.Bilge UMAR






























5 Temmuz 2010 Pazartesi

Panaztepe, Menemen

Panaztepe, İzmir ili Menemen ilçe merkezinin 13 km. batısında, Yeditepeler olarak da anılan kesimin kuzey ucunda bir doğal tepe ve yamaçları üzerinde yer almaktadır. Gediz Nehrinin taşıdığı alüvyonlar, Panaztepe ve çevresinin zaman içinde dolmasına yol açmıştır. Bugün kıyıdan 10 km. içeride yer alan tepenin tarihöncesi dönemlerde İzmir Körfezinin kuzey kesiminde stratejik bir konuma sahip olan bir ada yerleşimi olduğu düşünülmektedir. Yerleşim bazı kesintilerle birlikte Erken Tunç Çağından Osmanlı Dönemine kadar iskan görmüştür.
Panaztepede 1985 yılından beri İzmir Kazı ve Araştırmaları Projesi (IRERP) çerçevesinde sürdürülmekte olan kazı ve araştırmalar H.Ü. Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Armağan ERKANAL başkanlığında öğretim görevlileri ve öğrencilerden oluşan bir ekip tarafından yürütülmektedir. Ayrıca Güney Aiolis Yüzey Araştırmaları adı altında bölgenin antik dönemlerdeki yerleşim dokusunu ortaya koyacak yüzey araştırmaları da kazı çalışmalarına paralel olarak sürdürülmektedir.


Panaztepe'de antik kentin aşağı bölümünün tarihi İ.Ö. 2000 başlarına, yukarı bölümünün tarihi ise İ.Ö. 2000'in ikinci yarısına dayanır. Prof. Dr. Armağan Erkanal, Panaztepe'de 1985 yılından beri arkeolojik kazılar yürütmektedir. Antik kentin nekropolisinde yapılan kazılarda, mezarlar, ölü koyma küpleri ve bunların içindeki eserler bulunmuştur.

Panaztepe, Gediz Nehri'nin güneyinde, Menemen ile Foça arasında kalan Maltepe Beldesi'nin yakınındadır. İzmir-Çanakkale karayolundan, Seyrek ya da Gerenköy üzerinden ulaşılabilir. Antik kent Maltepe yolunun kenarındadır. Menemen Organize Deri Sanayi Bölgesi Panaztepe antik kentinin yakınına yapılmıştır. Panaz, Banaz ismi ise Anadolu'da en çok karşılaştığımız bir coğrafya adı.PANAZ ismi, aslı PA luvi dilinde su demek.
Luvi dilinde,PA(WA)NA-ASSA su,ırmaksal kent,yerleşim anlamına geliyor.(Bilge UMAR-Türkiye'deki Tarihsel Adlar)