10 Mayıs 2010 Pazartesi

Burgazada Metamorphosis ve Hristos Kilise, Manastırı









BURGAZADA'nın antik çağdaki isimleri ANTİGONE/PANORMOS/PYRGOS. Ama Pyrgos ismi çok eskilere dayanan Luvi kökenli bir isim olarak, tıpkı Perge, Pergamon, Bargylia, Bergaz, Pyrrha, Pura isimlerine çok benziyor, uç , hisar, burç anlamlarında. (Türkiye'deki Tarihsel Adlar: Prof. Dr. Bilge Umar) Burgazada'nın en tepesinde METAMORPHOSİS/HRİSTOS Manastırı,Kilisesi var. Sn.Prof.Dr.Erendiz ÖZBAYOĞLU gerek burada gerekse de HEYBELİ(Chalki),KINALI(Proti),TAVŞAN(Neandros),YASSI(Plati),SİVRİADA(Oxia)'da antikçağ araştırmaları yapmış ve resimlerini gördüğünüz manastır alanında da bir düzenleme,toparlama gerçekleştirmişti.Tepe gerçekten çok güzel,manzara harika ve gizemli.Bu manastırın Türkçe ismi de SURET DEĞİŞİMİ,Fransızca'sı ise Transfigürasyon.Fotoğraflarda Gördüğünüz manastırda geç Roma,Bizans döneminden kalma işlenmiş taşlar,arşitrav ve lento parçaları dediğimiz mimari antikçağ ögeleri bol miktarda..
Son zamanlarda bulunan bir belgeye göre bugünkü kalıntılar 1603 yılından kalan yapıya aittir. Bugüne ulaşmayan ilk yapı, Makedonyalı Vasil tarafından (865) yaptırılmıştır. 4. Murat zamanında burada ayin için yakılan ateşler, halk arasında yangın paniğine yol açtığından Sultan'ın emriyle yıktırılmıştır. Burgazadalı Yunan Hurmuzis devrin padişahlarından da yardım sağlayarak, burada eski kalıntılarla bir şapel* ve okul yapmıştır. Hurmuzis, Burgazadası ile ilgili önemli bir belge olan," I Nesos Antigoni" isimli bir de monografi yazmıştır. Geçen yy.da Bizans Kommenos sülalesine ait sikkeler bulunmuştur. Ülkemizde Erken Hırıstiyan Bizans tarihçisi çok bulunmadığından burası da yabancılar tarafından araştırılmaktadır.Christos (Hristos)* Metamorphosis Kilisesinde bu bölgede Selanik Aristo Üniversitesi bünyesinde kurulan Bizans Araştırmaları Enstitüsü önemli araştırmalar yapmaktadır. (Alıntı: Alev Başaran)

*Şapel: Küçük kilise.Genelde kolej, hastane, saray, gibi büyük yapı komplekslerine bağlı olarak yapılan küçük kutsal alanlardır.
*Christos (Hristos), Hz. İsa`nın Rumcadaki adıdır ve manastır ona adanmıştır.
9 Mayıs 2010 tarihinde Metamorphosis Manastırı ve Hristos Kilisesini Fotografcı arkadaşım Değerli Arman İspiroğlu, Sevgili Emel Akın ve çok güzel insanlardan oluşan Fotograf Düşü grubuyla beraber gezdik, bahçe nisbeten kontrol altında, patrikhane tarafından maaşları ödenen bir bekçi ailesi yaşıyor, size çok güzel gözleme, kahvaltı ve çay servisi var, ama bu alanın istiflenmiş mimari ögelerin bilimsel anlamda korunduğunu göstermiyor. Doğallık güzel, ancak daha bilimsel bir koruma da gerekiyor. Metamorphosis/Hristos Kilise ve manastır alanı; Bayrak tepesinin en üstünde tam arkeolojik bir doğa cenneti. Her taraf Devşirme Roma, Geç Roma, Erken ve Geç Bizans dönemi işlenmiş mimari ögeleriyle dolu, topraktan taşlarla birlikte tarih fışkırıyor. Kilisenin içindeki görüntüleri blogumuzda başka bir başlıkta yükleyeceğim.
Burgazada Metamorphosis Manastırı ve Kilisesi ile ilgili Kaynaklar:
18.Araştırma Sonuçları Toplantısı: 1.Cilt Sayfa 115 Burgazada incelemeleri Prof.Dr.Erendiz ÖZBAYOĞLU Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müd.Yay.22-26 Mayıs 2000
Antigoni'den Burgaz'a:Orhan TÜRKER,Sel yay.2007
Prens Adaları:Gustave SCHLUMBERGER Çev:Haluk ÇAĞLAYANER İletişim yay.1996







































































7 Mayıs 2010 Cuma

Adramytteion/Burhaniye:Köylerdeki kaya sunakları-3 Dedekaya

Bahadınlı Köyü’nün  doğusunda,  dağlara doğru giden yolun sağında ve derenin kıyısındadır (Resim 183).
          Karınca Deresi’nin (Antik Ollios-Erkmen Senan) kıyısında yükselen doğal ve büyük bir kaya kütlesi çevresinin alt kesimlerine insan eliyle bazı düzenlemeler yapılmıştır: İki ayrı bölüm gibi görünen  bu kaya kütlesinin kuzeyinde küçük bir kovuk yapan bölüm ve bunun ortasında, zeminde dikdörtgen biçimli bir senotaf çukuru yer alır. Güney yönündeki düzlem üzerinde çesitli boyda kanallar ve çukurlar ile batı yöne bakan iki  sunak (altar) vardır. Daha alçak durumda olan kuzeydeki düzlükteki kayaya oyulmuş kareye yakın biçimli derin bir törensel havuz ile onun kuzeyinde bir sunak ve kapı düzenlemesi  bulunur
Prof. Dr. Engin Beksaç, 2000, s. 117; Olgunlu, 2006, s. 4










5 Mayıs 2010 Çarşamba

Adramytteion/Burhaniye:Köylerdeki kaya sunakları-2Merdivenli Kaya

Burhaniye’den gelen yolun Dutluca Köyü’ne ulaştığı yerde ve yolun sol tarafındadır. Köy girişindeki doğal kaya blokları insan eliyle işlenerek, mimari düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenleme kademeli olarak yapılan, dikdörtgen biçimli bir giriş yeri ve birkaç basamaktan oluşmaktadır.
Prof.Dr.Beksaç, 2000, s. 116; Sodan, 2006, s. 9. Sodan’ın Merdivenli Kaya olarak verdiği resim
Bahadınlı Dedekaya’ya aittir.


Adramytteion/Burhaniye:Köylerdeki kaya sunakları-1Deliktaş



Deliktaş. Balıkesir 'e bağlı Adramytteion/Ören, Burhaniye Dutluca Köyü’nün kuzey kenarında olan Deliktaş, ilginç görünümüyle dikkat çekicidir. Geniş bir kaya kütlesinin orta kesimi kemer biçiminde oyuk haldedir (Resim 181). Kaya kütlesinin kuzeydoğu tarafında da irili ufaklı oyuk ve delikler vardır.
İnsan eliyle yapılmış düzenlemelerle ritüalistik bir özellik kazanan Deliktaş’ın, halk arasında dişiliği ve üremeyi simgelediği inancı yaygındır. Ona atfedilen bu inanç özelliği, eskiçağın “Ana Tanrıça” kültünün günümüzde hala etkisini sürdürdüğünü göstermektedir.
Prof. Dr. Engin Beksaç, 2000, s. 116, s. 121, Sodan, 2006, s. 5




3 Mayıs 2010 Pazartesi

Çeşme Bağlararası Arkeolojik Kazısı-İzmir

Türkiye'nin en eski Şarap Evi



Türkiye'nin şarap imal edilen yerine ait en eski buluntular Çeşme'de bulundu.
İzmir'in Çeşme ilçesi merkezinde Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü ile Çeşme Müze Müdürlüğü tarafından 2002 yılında başlayan kazı çalışmalarında elde edilen ve günümüzden 3600 yıl öncesine tarihlenen bulgular, Türkiye'nin en eski şarap yapılan yerinin Çeşme'deki antik yerleşim olduğunu gösterdi. Çeşme Belediyesi tarafından yakın zamanda yerleşime açılan alanda inşaat hafriyatı sırasında ortaya çıkan bulgular üzerine başlayan kazı çalışmalarına Çeşme Müze Müdürü Emrullah KARATURGUT başkanlık etmektedir. Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı öğretim Üyesi Prof.Dr. Hayat ERKANAL ile birlikte yine aynı

bölümden Arş.Gör.Dr. Vasıf ŞAHOĞLU ve bir grup öğrenci tarafından yürütülen kazı çalışmaları Ekim ayına kadar devam edecek. Şahoğlu'ndan edinilen bilgilere göre o döneme ait önemli bilgilere ulaşılan bulgular antik kentte yaşayanların Miken'lilerle ticari bağlantısını kanıtlamaktadır. Şahoğlu; antik kentte yapılan çalışmaların henüz daha başında olduklarını ancak şimdiye kadar elde ettikleri bilgilerin Anadolu tarihindeki eksik kalan noktaları aydınlattığını bunun da çalışmalarına ayrı bir heyecan kattığını belirtmiştir.






yapılan incelemeden buranın üzüm tanelerinin ezilerek suyunun toplanması amacıyla kullanılan bir yer olduğunun anlaşıldığını ve bundan dolayı da gün ışığına çıkarılan kalıntılar olarak şarap imalatı yapılan bir yere ait Türkiye'nin en eski bulgularının bu yerleşimde ortaya çıkarıldığını söylemenin mümkün olduğunu belirtmiştir.

Temmuz 2003


http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.dekomostra.com/antikkent/P1040216kesit.jpg&imgrefurl=http://www.dekomostra.com/antikkent.htm&usg=__3Q7GZYlC0357N02RpGzB3NUIhgE=&h=307&w=600&sz=188&hl=tr&start=4&sig2=gSYwgrlpKnz0pny6k6pbdA&um=1&itbs=1&tbnid=hlXZzcrro203HM:&tbnh=69&tbnw=135&prev=/images%3Fq%3D%25C3%2587e%25C5%259Fme%2Bba%25C4%259Flararas%25C4%25B1%2Bkaz%25C4%25B1s%25C4%25B1%26um%3D1%26hl%3Dtr%26newwindow%3D1%26sa%3DN%26tbs%3Disch:1&ei=EtXeS-GbFdKdONypzfUG

Çeşme Bağlararası Kazısı

Çeşme Bağlararası’ndaki arkeolojik kazılar, Ankara Üniversitesi ve Çeşme Arkeoloji Müzesi’nin 2002–2005 yılları arasında ortaklaşa yaptıkları çalışmaların ardından, 2009 yılından itibaren Ankara Üniversitesi tarafından tekrar başlatılmıştır. Doç. Dr. Vasıf Şahoğlu, başkanlığında yürütülen kazılar Çeşme’de günümüzden 4500–4400 yıl öncesine, yani M.Ö. 2400-2500 yıllarına tarihlenen çok önemli bir liman kentinin kalıntılarına rastlanıldığına işaret etmektedir. Çeşme’nin en eski yerleşmesi olan Bağlararası’nda yollar ve yolların etrafındaki yapılardan oluşan planlı bir yerleşim düzeninin ortaya çıkmaya başladığı bu kazılar sayesinde bölgenin en azından M.Ö. 3. Bin’den günümüze kadar sürekli bir şekilde iskân edildiği anlaşılmıştır. Yapılan kazılar sadece yapıları ortaya çıkarmakla kalmamakta aynı zamanda o dönemde yaşayan insanların günlük yaşayışları, sosyal ve dini faaliyetleri, kullandıkları aletler, ev araç ve gereçleri, yedikleri ve yemedikleri hayvanlar ile bölgede o dönemde görülen bitkilerle ilgili bilgiler de sağlamaktadır.


2009 yılında yapılan kazılarda bir şaraphane ortaya çıkartılmıştır. M.Ö. 1700’lü yıllara ait bir şaraphanenin tespiti burada bulunan üzüm çekirdeklerinden, şarapların konulduğu amforalardan, yonca ağızlı testilerden, şarap ezilen haznelerden ve şarabın muhafaza edildiği depolardan anlaşılmıştır. Tüm bu önemli keşifler, bağcılığın ve şarap üretiminin binlerce yıldır Çeşme’nin önemli ekonomik faaliyetlerinden biri olmaya devam ettiğini ortaya koymaktadır.
O dönemde Çeşme’nin önemli bir liman kenti olduğu ve burada yaşayan insanların Girit ve Ege adalarıyla ticaret yaptığı da elde edilen sonuçlar arasındadır.

Şaraphanenin olduğu kazı alanının üzeri kış şartlarından korumak ve tahrip olmasını engellemek için geçici bir konstrüksiyonla kapatılmış ve koruma altına alınmıştır. Önümüzdeki yıllarda hem bu alana hem daha eski kalıntıların tespit edildiği bölgeye yönlendirici tabelalar konularak vatandaşlarımız ve turistler burada yaptığımız kazı çalışmaları hakkında daha detaylı bilgilere ulaşabilecek böylece bölge zaman içerisinde turizm açısından daha da önem kazanacaktır.









Çeşme Boyalık Kazıları-İzmir

Vasıf Şahoğlu, Hüseyin Vural, Emrullah Karaturgut, “Çeşme – Boyalık Erken Tunç Çağı Mezarlığı” 26. Araştırma Sonuçları Toplantısı - I, Ankara , 2009, 235-252.



27 Nisan 2010 Salı

Thyateira antik kenti/Akhisar-Manisa




















Akhisar ve Thyateira antik kenti:Akhisar şehir merkezi Batı Anadolu'da  Ege Denizi kıyısından yaklaşık 50 km. içeride, İzmir'in 80 km. Kuzey-Doğusunda ve  başkent Ankara'nın 485 km. Batısında kendi adıyla anılan ovanın ortasında yer  alır. Şehir, Türkiye'nin en önemli limanları olan İzmir ve İstanbul'a demiryolu ve  karayoluyla doğrudan bağlıdır.


Akhisar şehri, Kuzey-Güney  doğrultusunda uzanan 2400 km2'lik geniş ve verimli bir ovanın ortasında yer  almaktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği genellikle 60 ila 100 m. arasında değişen  bu ovaya Akhisar Ovası denir. Akhisar ilçe arazileri Kuzey, Kuzey-Doğu  yönünde  tepeler ve dağlık alanlarla kaplıdır. Doğudaki Görenez Dağı  Yaylatepe Zirvesi 1295 m.'lik rakımıyla Akhisar topraklarının en yüksek noktasıdır.

Akhisar Ovası Kuzeyde Kadıdağ, Batıda  Yatağan Tepesi ve Yunt Dağı ile sınırlanır. Arazi yapısı genellikle alüvyondur.  Gürdük ve Kum çaylarının doğal olarak suladığı verimli bir arazidir. Akhisar  Ovası tamamen düz olmayıp, tatlı eğimleri olan hafif engebelerle kaplıdır. Bu  eğimlerde tütün tarlaları, zeytinlikler, çam ormanları bulunur. Akhisar'da 141500  hektar orman alanı bulunmaktadır. Tarıma elverişli alan yaklaşık 100000 hektar  kadardır. Şehrin hemen Güney-Batısında yeralan 400 m. yüksekliğindeki Karahöyük  Dağı, geniş Akhisar Ovası ve şehir merkezinin panoramik bir şekilde izlenebildiği  bir yerdir.

LİDYA, PERS VE  HELENİSTİK ÇAĞLAR
Prof. Dr. Bilge Umar Lydia adlı yapıtında Thyateira ismiyle ilgili şöyle diyor; "Hellenleşme döneminde Thyateira biçimirde kullanılmış adın aslının, Lydia dilinden Tuwateira yani (A)tu-uwa-te-ira, Atys tapınağının yüce kamı olduğunu sanıyorum.
Thyateira antik Lidya Devletinin Kuzeydeki en  önemli kentiydi. Paranın Lidya'lılar tarafından icat edildiği düşünülürse,  Akhisar yeryüzünde paranın ilk kez kullanıldığı şehirlerden biridir denebilir.  Thyateira'da bulunan Lidya sikkeleri genellikle çift yüzlü balta ve anatanrıça  Kybele'yi tasvir eder. Kybele'ye verilen önem Lidya'daki anaerkil toplum yapısını da  ortaya koymaktadır.

Bulunan bazı kalıntılar Hitit  egemenliğinde geçen bir dönem bulunabileceğini akla getirmektedir. MÖ 500 civarında  Pers işgaline uğrayan Thyateira, daha sonra MÖ 300 civarında Büyük İskender  tarafından fethedilerek Makedonya egemenliğine girmiştir. Bu yıllar, Batı Anadolu'da  Helenistik devrin başladığı dönemdir. Sonraki yıllarda MÖ 80'de başlayan Roma  Devrine kadar Thyateira sırasıyla Seleucid'lerin ve Bergama Krallığı'nın  egemenliklerine girmiştir.



ROMA DEVRİ


Manisa İli, Akhisar ilçe merkezi sınırları içinde olan Thyateira antik kenti, bugün modern yerleşmenin altında kalmıştır. Modern kentin merkezinde bulunan ve Tepe Mezarlığı olarak isimlendirilen alanda, 1968-1971 yılları arasında gerçekleştirilen kazılarda; 2-4.yüzyıl arasına tarihlenen bir portiko ile 5-6.yüzyıla tarihlenen absidal planlı bir yapının kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Portico, Roma İmparatorluk Döneminde, Batı Anadolu'nun birçok kentinde inşa edilmiş olan sütunlu caddelerdendir. Apsisli yapının ise dinsel işlevi olmayan bir bazilika olduğu düşünülmektedir. Akhisar ilçesinin merkezinde bulunan Tepe Mezarlığı'nda Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğünce 1969, 1970 ve 1971 yıllarında kazılar yaptırılmıştır. Bu, şu ana kadar kent ve çevresinde yapılan tek bilimsel kazıdır. Ancak 1968 yılında da arkeolog E. Ataçeri ve Manisa Müzesi eski Müdürü K. Z. Polatkan'ın katkıları ile kazılar yapılmıştır Akhisar Tepe Mezarlığından çıkarılan sikke ve yazıtların incelenmesinde N. Okay, C. Artuk ve L.Tuğrul görev almıştır. 1974 ve 1975 yıllarında da Rustem Duyuran bu kazılara devam etmişti




Thyateira MÖ 80 yıllarında Roma  İmparatorluğu sınırları içine dahil olmuştur. Büyük Roma İmparatoru Sezar'ın  MÖ 48 yılında Thyateira'ya geldiği bilinmektedir. Roma İmparatorluğu devrinde  Thyateira önemini hiç kaybetmemiştir. MÖ 20 yıllarında gerçekleşen büyük bir  depremden sonra Thyateira'dan bir heyet Roma'ya giderek Batı Anadoluda yıkılan  şehirler için Roma Senatosundan yardım talep etmiştir.

Roma İmparatoru Caracalla MS 214 yılında  Thyateira'ya gelmiş ve şehri yargı yetkisine sahip bir bölgesel idari merkez  (conventus) olarak ilan etmiştir. Caracalla şehirde birkaç ay kalmış ve halk  tarafından çok sevilmiştir. Thyateira halkı daha sonra imparator anısına sikkeler  basarak, iyiliği karşılıksız bırakmamıştır. Thyateira Roma devrinde en parlak  devrini yaşamış, 3 tiyatrolu büyük bir metropol haline gelmiştir.
Thyateira antik kentinin günümüze kalan kalıntıları,tepe mezarlığı denilen bölümündedir.
Kent merkezinde  bulunan bu tepe mezarlığı bir höyüktür.1962 yılında Yusuf BOYSAL yönetiminde ;1968-1971 de de Rüstem DUYURAN yönetiminde kazı çalışması yürütüldü.Kentin sütunlu ana caddesinden bir bölüm,Roma dönemi kalıntılarıyla,ortaya çıkarıldı.
KAYNAKLAR:
LYDİA-Prof. Dr. Bilge UMAR -İnkilap yayınları
Anadolunun tarihi coğrafyası-Prof. Dr. Veli SEVİN- Türk Tarih Kurumu Yayınları