7 Şubat 2010 Pazar

CittaSlow'lu Seferihisar'dan eski izler


























Myonessos/Çıfıt Kale,Doğanbey, Seferihisar

Adanın adı antikçağda; MYONNESOS'..Çevrede ÇIFIT KALE,kısaca ÇIFIT diye anılmakta. Bazen SIÇAN ADASI diyenlere de rastlanmakta...
Seferihisar'dan ve Teos/Sığacık'dan güneye uzanan yeni turistik kıyı yolunda,İpsili /Doğanbey kavşağını geçmenizden 3km. kadar ileride,sağda göreceğimiz yola saparsak kavşaktan 2 km. kadar sonra yol ikiye ayrılır.Soldaki yola girersek ve 2km. daha gidince adanın önüne varırız.
Ada,karanın pek yakınında neredeyse karaya bitişik ve dimdik bir kaya görünüşünde. Adanın üzeri genişçedir.
Çıfıt Kale adasını karaya bağlayan denizdeki dolgu geçit binlerce yılın bakımsızlığı sonucu dağılmış ve deniz suyunun altında kalmışsa da,ayakkabılarınızı çıkarıp bileğinizle dizinizin orta yerine kadar derinlikte suyun içinden geçerek birkaç m.yürümeyi göze alırsanız,Teos/Sığacık gibi bir yerden deniz motoru tutmadan adaya çıkabilirsiniz.
Ada üzerinde ilkçağdan,ortaçağdan ya da Osmanlı Egemenliği döneminden kalmış pekçok dağınık duvar ve yapı kalıntısı bulunmakta .
Adayı karaya bağlayan ,şimdi çoğu su altında kalmış geçitde görünen bazı taşlar,ilkçağ kentlerindeki sabırlı taş işçiliği ile kesilmişlerdir.
Adanın güney yanında suyun içinde görülen eski liman rıhtımının bazı bölümleri seçilmekte.
İlkçağ kentinin KYKLOP denen arkaik çağ yapıtı surlarından bazı kalıntılar da görülebilmekte...
KAYNAK
IONİA:Prof.Dr.Bilge UMAR İnkilap yay.
ANADOLU'NUN TARİHSEL COĞRAFYASI 1 :Prof.Dr.Veli SEVİN Türk Tarih Kurumu Yay.
Milet'li Hekataios yaklaşık İ. Ö. 500'de yazdığı yazıda Myonnesos'tan (Çıfıt Kalesi ya da Fare,Sıçan Adası) "kent" diye söz ediyor. Ama bu kayalıklı adacığın kasabadan daha büyük bir yerleşim olması imkansızdır. Makria Burnu'nun hemen kuzeyinden, deniz içinden 60 metre yükselen sarp kayalıklardan oluşan bu yer Cebelitarık'ın minyatürü adeta. Antik çağlarda adacık, taşları su altından bugün bile görülebilen bir yolla anakaraya bağlı idi. Antik kentten bugüne sadece şekilsiz dev taşlardan yapılmş kyklop tarzı örgüde Arkaik savunma duvarlarının bir bölümü kalmış, diğer kalıntılar çok daha geç dönemlere ait. Roma dönemi boyunca Myonnesos korsan yuvası olmuş,çünkü denizlerle çevrili kayalıklar amaçlarına hizmet etmekte idi. Gemilerini anakaradan ve gözlerden uzakta demirliyor ve geriye oradan tüccarların geçmesini beklemek kalıyordu Eldeki tek kaynak Livius olsaydı, Myonnesos kayalığının yalnızca bir korsan sığınağı olduğu sonucuna varılırdı. Yerleşme İ.Ö. 500 dolaylarında Miletoslu Hekataios tarafından bir kent, İ. Ö. 100 dolaylarında Ephesoslu Artemidoros tarafından ise biryer olarak anılmıştır. Plinius, bir zamanlar kasaba niteliği taşıyan Myonnesosun kendi çağına dek ortadan silindiğini belirtir. Myonnesos Türk tarihinde de bir rol oynar. Tepenin doruğundaki kırmızı sıvalı üç sarnıç ise tarihlenememektedir.. Ancak geç dönem eserleri olduğu tahmin edilmektedir.
Kaynaklar:
Teos'lu dionysos sanatçıları bir süre Myonnesos'da yaşamışlar,ancak sonra anlaşmazlıklarla ilerdeki Ürkmez'de bulunan Lebedos antik kentine geçmişler....

Kaynak:Eskiçağda Ege bölgesi-George BEAN-Arion yayınları

Aşağıda aynı yapıttan aldığımız Çıfıt Kale'nin çini mürekkepli bir deseni;Desen 50li 60lı yıllara aittir.














Seferihisar Selçuklu Hamamı













Karakoç Ilıcaları/Karnia ?/Ürkmez, Seferihisar












Karakoç'taki sağlık ılıcaları üçbin yıldan beri kullanılmaktadır.
Karakoç ılıcaları,Lebedos kentine bağlı arazi içinde idi ve o kentin yani Seferihisar yakınında Ürkmez köyünün 7-8km. kuzeybatı ilerisindeYDİ. Kolophon(Menderes-Ahmet Beylinin kuzeyi) kentine bağlı arazinin sınırı ise yakında.Çeşme Ildırı'daki arazi kapsamında,o kentin  güneybatı yakınında,şimdiki Ilıca'da bulunan ılıcalar da ünlü idiler.Klazomenai(Urla,Limantepe)kenti antik arazisi  içinde yer alan,Agamemnon ılıcalarına daha çok Smyrna'lılar(İzmir'liler),Lebedos arazisindeki KARAKOÇ ılıcalarına,kaplıcalarına ise EFES'liler gelirmiş.
Antikçağ yazarı Byzantionlu Stephanos ,KARNİA adlı bir IONİA kentçiğinden söz ediyor.Hellen ağzında Karnia(Karna ülkesi) edilmiş adın aslının ,yahut da Hellen ağzında sonuna "ia" takısı eklenmiş kök bölümünün ,Anadolu'lu,Luvi dilinden Karna yani K(UVA)ARNA,Kutlu /Kutsal Kaynak olduğunu kolayca görüyoruz ve Luvi kültürünün yayılma alanı kapsamında bu sözcükten türetilmiş başka tarihsel adlarla da çokça karşılaşıyoruz.Ionia'daki Karna/Karnia çok güçlü olasılıkla Karakoç Kaplıcalarının bulunduğu yerdeki ılıca kentiydi.Hatta Karakoç adı da pek dikkate değer bir biçimde KARNA'ya yakındır.,bu ad Karnaka ,Kutlu Kaynak yeri adından bozma olabilir.
Pausanias'da Karakoç Ilıcaları'na şöyle değiniyor; "Lebedos arazisi içindeki ılıcalar insan soyu için, hayranlığa değer olduğu kadar da yararlıdır."
Kaynak: Sahife 59 Pausanias'da Anadolu Seçmeler. Çeviren Bilge Umar Yeditepe Üiversitesi yayınları 2002
Karakoç ılıcalarının ,erken Bizans döneminde de pek  gözde olduğunu,o dönemden kalma görkemli bir ılıca yapısının aşağıdaki eski ama belge niteliğindeki fotoğraflarıyla da kanıtlanmakta.Yakında Karakoç kaplıca ve ılıca kentine gittiğimizde yeni fotoğraflarını da çekmeyi çok istiyorum.
KAYNAK:IONİA-Prof.Dr.Bilge UMAR-İnkilap yayınları..2001
Aşağıda Karakoç kaplıca ve ılıca kentçiğinden belge niteliğinde eski yıllarda çekilmiş fotoğraflar;.....

Karakoç Ilıcalarıyla ilgili o güzel fotograflar için, Ürkmez'de yaşayan Sayın BAKİ SEVİNÇ'e çok teşekkür ederim.

















4 Şubat 2010 Perşembe

Tralleis/Aydın

Tralleis (Aydın)

Antik Tralleis kenti (bugünkü Aydın), kuzeyde Kestane (Mesogis) Dağları ile güneyde Büyük Menderes (Meander) Nehri arasında yer alan dik bir tepe üzerinde yer almaktadır. Deştepe Höyüğü’nde Kalkolitik Çağdan Tunç Çağının sonuna uzanan kalıntılar bulunmaktadır; Klasik Dönem kenti ise MÖ 1. binyılın ortasında kurulmuştur. Nehir vadisinden yaylaya ve sahile uzanan doğu-batı yolu üzerinde konumlanan kent, Helenistik ve Roma dönemlerinde gelişerek günümüze kadar sürekli olarak iskan edilmiştir. Kentin anıtsal yapılarının çoğu ilk olarak Helenistik Dönemde inşa edilmiş olmakla birlikte, şehir birçok depreme maruz kaldığından, yer üstünde sadece gymnasiuma ait üç kemer günümüze ulaşabilmiştir. Kentin yoğun biçimde taş ocağı olarak da kullanıldığı anlaşılmaktadır. Yerleşim 19. yüzyıldan beri bilinmektedir ve 1880’lerde Alman arkeologlarca kazılmıştır. 1996’dan bu yana ise araştırmalara Adnan Menderes Üniversitesi’nden (Aydın) Rafet Dinç tarafından devam edilmektedir.

Gymnasium ile cephanelik yapıları da dahil olmak üzere birçok yapı ve yapı grubunda araştırma yapılmıştır. Gymnasium en azından MÖ 1. yüzyıla aittir; yukarıda bahsedilen üç kemer ise palaestraya açılan anıtsal girişin ayakta kalabilmiş kısımlarıdır ve antik kentin en iyi bilinen kalıntılarıdır. Kompleksin kuzey tarafında iki katlı bir hamam yapısı yer almaktadır. Cephanelik ilk olarak Helenistik Dönemde inşa edilmiş, daha sonra yapıya iki kat daha eklenmiştir. Yapı, tünellerle kentin önemli bölgelerine bağlanmaktadır. Roma Döneminde, yapıya artık cephanelik olarak ihtiyaç kalmadığında, işliklere dönüştürülmüş ve Erken Bizans Dönemine kadar da bu işlevi sürdürmüştür. Diğer araştırma bölgeleri olarak şehir surları, tiyatro, nekropol, su kemerleri ve kuzeydeki dağlarda yer alan taş ocakları sayılabilir.

The ancient city of Tralleis (modern Aydın) is situated on a steep hill between the Kestane (Mesogis) Mountains to the north and the Meander (Büyük Menderes) River to the south. The mound of Deştepe has remains from the Chalcolithic period to the end of the Bronze Age, while the Classical city was founded in the mid 1st millennium BC. Situated on the east-west route down the river valley from the plateau to the coast, the city flourished during the Hellenistic and Roman periods and has been occupied continuously to the present day. Many of the city's monumental structures were first erected in the Hellenistic period, but the city has been subjected to many earthquakes and only three arches from the gymnasium remain above ground. The city was also extensively quarried for building materials. The site has been known to antiquarians since the 19th century and was excavated by German archaeologists in the 1880s. Since 1996 it has been under investigation by Rafet Dinç of Adnan Menderes University (Aydın).

A number of buildings and complexes have been investigated, including the gymnasium and arsenal. The gymnasium dates from at least the 1st century BC and the three arches remaining from the monumental entrance to the palaestra are the best known remains of this ancient city. A two-storey bath house was situated at the north end of the complex. The arsenal was originally built in the Hellenistic period and two upper storeys were added later. Tunnels connected it to important parts of city. When, during the Roman period, it was no longer required as an arsenal, it was converted to workshops and continued to function in this capacity until the early Byzantine period. Other areas of research include the city wall, theatre, necropolis, aqueducts and stone quarries in mountains to the north.


http://cat.une.edu.au/page/tralleis


Tralleis Antik Tiyatrosunun yeri, Antik tiyatro; Askeri bölgede ve atış alanı olarak kullanılmakta.The place of Tralleis Theatre.