4 Şubat 2010 Perşembe

Boukoleon/Bukoleon Sarayı









Boukoleon Sarayı

Latince ismi Buccoleonis Majus Palatium
9. Yüzyıldan itibaren kıyıda duran Boğa aslan grubu...
Deniz kıyısında inşa edilen saraylardan ilkinin 2. Theodosios(408-450) tarafından yapıldığı sanılır. Ancak adı, konumu ve biçimi bilinmemekte..5. yüzyılda sarayın batısında özel evler ve 1. bölgede büyük evler yer alır.. Theodosios tarafından 409 yılında o bölgede başka özel konutlar da yaptırıldığı sanılmakta.. Verilere göre, bu ilk saray oldukça izole ve sahilin konumuna göre yapılmış bir yapı. Bu ilk sarayın daha sonraki yapım aşamalarında eski deniz surlarına kadar uzayıp uzanmadığı ve böylece eski payelerin günümüzde hala duran kalıntılarının genişletilmiş Theodosios Sarayının bazı kısımları olup olmadığı, varolan kalıntılar göz önüne alındığında bilnmemektedir. Ancek bir dönemlerde izole olan sarayın, biraz ileride batıda duran Hormisdas Sarayı gibi sürekli genişleyen Büyük Saray‘a (Magnum Palation) dahil olduğu sanılmakta.
10. yüzyılın Üçüncü çeyreği: Nikophoros 2. Phokas'ın (963-969) inşaatı arkeolojik ve tarihsel açıdan emin bir biçimde saptanabilmekte. 967'de ise Büyük Saray'ın batısında güçlü bir sur ve kulelerin yapımı ile sürdürülür. Bu arada bitişik olan evler yıkılır. Daha sonraki kaynaklarda sık sık adı geçen,Skyla ve üstü kapalı hipodromun yanında yer alan kule, duvar çemberinin en kuzey noktasında (Yaklaşık Nakilbend Sarnıcının orada) inşa edilir..
İmparator, surların yanına ambarlar ve alışveriş yerleri yaptırır.. Bu surun ve hemen Tramvay Caddesinin yanındaki kapının kalıntıları günümüze kadar gelmiştir. Bugünkü sarayın bazı bölümlerinin bu dönemde yapılıp yapılmadıkları kesin bilinmez.. Sarayın denizdeki cephesinin önünde Bukoleon adını taşıyan, imparatorun emri altındaki liman yer almakta..
13. Yüzyılın Birinci yarısı:
Latin işgalinin ve yağmalanmasının ardından, Bukoleon Sarayı; Blakhernai Sarayı'nın yanısıra Magnum Palation (Büyük Saray) ile birlikte Latin İmparatorunun Konutu olur.. Sonra St.Michael adı altında, doğudan papanın emrinde olan ruhban cemaatine sahip saray kilisesine dönüşür..
14.-19. yüzyılllar:
Büyük Saray gii Bukoleon Sarayı da Palaiologoslar döneminde terkedilir...1453 İstanbul Fethinden sonra bölge yerleşim alanına dönüşür.. Merkez ise 1554 yılında Kızlar Ağası Mahmud Ağa tarafından inşa edilen ve üç bölümlü bir sarnıcın üzerinde bulunan Ağa Camii olur...
Sarayın deniz cephesinde bulunan heykeller grubu 1532 yılında bir depremde büyük zarara uğrar..16. yüzyılda ise ortadan kalkar..
Eski Saray alanında yapılan yeni binalar ve büyük yangınlar (1489, 1741?, 1758, 1808.,1912) sarayın tüm kalıntıları da tümüyle yok eder. Deniz Surlarının yanında kalanlarpek çok kere betimlenerek resmedilmiştir..(Petrus Gylllius; 1794 civarı Choiseul-Gouffier) 1870 yılından itibaren demiryolu yapımı başka zararlara yol açar ve burada aslan figürleri ile bezenmiş deniz cephesi de yok olur...
20. yüzyılda Bukoleon Sarayı:
1912 yılındaki büyük yangının verdiği zararların ardından, hemen aynı yıl R.Mesguich ve sonraki yıllarda T.Wiegand ve K. Wulzinger tarafından güçlendirme ve aynı zamanda kazı çalışmaları başlar. Saray bölgesi yürürlükte olan yasağa rağmen yeniden yerleşim bölgesi olur. Ancak son yıllarda sahil yolunun 1956 yılından itibaren inşasından sonra kalıntılar içine yapılmış kulübeler yıkılır ama sistematik bir onarım henüz yapılmamıştır..
Bugün mü? Bugünkü durumu benim bildiğim kadarıyla tam bir mezbelelik.. İki sene kadar önce gittiğimde vahşi kapitalızmin uyuşmuş lumpenliğinin çaresiz mağdurları tinerciler yatakları, yorganları sermişler, bali çekiyorlar , yanımdaki arkadaşımla bana saldıracakmış gibi bakıyorlardı.. Biraz dolaşıp hızlı adımlarla oradan uzaklaşmak zorunda kalmıştık. Yanılmayı çok isterim ama 2010 yılı Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul'da ihmal edilen, hoyrat davranılan yapıların başında gelmekte.. Rant kentinin kültür başkentine dönüşmesi dileğimiz. Boukoleon Sarayıyla ilgili 1.80x 2.00 metrelik bir resim yaptım, Kültür Başkentimizde Boukoleon Sarayında sergilemek isterim...
Kaynak Kitap: İstanbul'un Tarihsel Topoğrafyası : Wolfgang Müller Wıener, Çeviren: Ülker Sayın -YKY Yayınları 1. Baskı Ocak 2001,3. Baskı Mart 2007

Bazı fotograflar; Boukoleon Sarayında Büyük bir emekle Değerli Ömer Kaya tarafından çekilmiştir, kendisine teşekkür ederim.
Yukarıdaki ilk üç fotografı Değerli Leonidas Mikropoulos'un görkemli albümünden aldım. Kendisine teşekkür ederim.
































3 Şubat 2010 Çarşamba

Aetos/Aydos Dağı ve Kalesi-Pendik

Pendik’in kuş uçumu 9 km kuzeyinde,yüksekliği 537 metre olan bir dağ. Güneyden bakıldığında konik görünen dağ,kuzey-güney doğrultusunda uzanan bir yükseltinin güneyde son bulan en yüksek noktasında.

Bölgenin en yüksek dağı. Tüm çevreye egemen ve son derece güzel bir manzarası var..

Aetos ismi eski Hellen Dilinde "Kartal" anlamına gelsede "AETOS adı AİTA, AİTOS gibi birçok Anadolu kökeni yer adını çağrıştırmakta...Aigai/Aegaea (Köseler), Aizanoi (Çavdarhisar)gibi...
Zirvedeki manastır kalıntıları ve kuzey doğusunda bulunan Aydos Kalesi oldukça önemli kalıntılar. Bugün bakımsızlık ve ilgisizlik nedeniyle iyice yıpranan geçmişi Bizans Dönemine uzanan Kale'den fotoğrafları aşağıda izleyebilirsiniz.

Bizans’ın son döneminde Aetos olarak adlandırılan bu dağın kuzeydoğuya uzanan yamaçlarında, 328 metrelik bir yükselti üzerinde, halk arasında “Keçi Kalesi” de denilen Aydos Kalesi var. Kalenin Bizans döneminde İstanbul-İzmit arasındaki tarihsel kıyı yolu dışında, Üsküdar-Samandıra-Mollafenari-İzmit yolunun uzunca bir alanını gözlemek için tahkim edildiği anlaşılmıştır.

Taş ve kireç harcı kullanılan kale, en geniş yeri 50 metre civarında ve uzunluğu 120 metreyi bulan bir eliptik biçiminde. Kale içinde 7.5 metre genişliğe ve 12 metre uzunluğa sahip bir de büyükçe sarnıç var.


Bölge tam anlamıyla bir tarihsel coğrafya hazinesi, ancak 2010 kültür başkentinde bile





uygarlık miraslarımız maalesef mezbele görünümünde...
Kale fotoğrafları için Bora Arasan'a (dogudanbatıya.com) teşekkürler.




























Şakran/Swakrana (Eski Gryneion) ve Sakartepe

Şakran plajı, Arapboğan deresi ağzı, sol karşıda Temaşalık/Gryneion...

Antik Sakartepe Şakran ile Elaia/Zeytindağ arasında bir yerde, ilkçağlardan sesler fısıldıyor sanki, Çandarlı Körfezi'ne (Elaitikos Kolpos)
href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhutgTzKb0vBA33K8cq6pBMj7keGYMs6KvHepkvsgCPY0tJiWszr42BjtKs45pF1ideHme0y_raV78lULq6hIFSOK-B9OtHeckzGfa85XHWJdFOUTqIKClxOSHg4um3mlWFDILsfCRMoEI/s1600/sakartepe01.jpg">
Arapboğan Deresi, Yunda Dağı yönünden gelip, Şakran Sahili'nden Çandarlı Körfezine dökülür.

Temaşalık'ta Gryneion/Apollon tapınak yerindeki sütunlar ve arkada Sakartepe ve Şakran yerleşimi.

Temaşalık'tan Sakartepe ve Şakran.

Temaşalık'takisütunlar

Sütunlar...

Çandarlı Körfezi'nde Tavşan Adası, arkada antik Kane Dağı/Karadağ


Arapboğan deresi girişi, Şakran Sahili

Şakran plajından Çaltıdere /Antik Akhaion Limen tarafına bakış.

Şakran Plajı

Şakran

Temaşalık'tan Şakran'a bakış.

ŞakranTemaşalık, Gryneion/Gyna Apollon Tapınak yeri ve zeytinlik