21 Mart 2009 Cumartesi

Thebe/Thebai Antik Kenti/Havran/Tepeoba/Kumluca

THEBE Antik Kenti/Tepeoba/Kumluca/Havran ile ilgili 2009 yılında Aktüel Arkeoloji dergisinde çıkan yazımdan iki sayfa:



THEBE Antik kenti kalıntıları;.....
İlyada destanında ormanlık Plakos eteğinde yüksek kapılı THEBE olarak adlandırılan kentin yeri tartışma konusu olmuştu.ADRAMYTTEİON THEBAİ olarak da anılan yerleşim bu gün EDREMİT ovası olarak anılan ovayı da içermekteydi.Yani THEBE kenti ve THEBE ovası vardı.Bir tarafında antik İDA (KAZ DAĞI),bir tarafında da antik MADRA dağının arasında yer alan günümüzde de bereketli tarım toprakları ile ünlü bir ova.Antik EUENOS(HAVRAN Çayı)ırmağının suladığı topraklar ve ovanın yeri belli ama THEBE kenti kalıntıları nerede?..
MS 2.yüzyılın ikinci döneminde para basıldığına göre şehir bu dönemde de varlığını sürdürmüş olmalıdır.Amasyalı Strabon tıpkı yakındaki bir diğer Edremit Körfezi kenti olan KİSTHENE (GÖMEÇ/AYVALIK/KIZ ÇİFTLİĞİ) gibi THEBE kentinin de kendi döneminde ıssızlaştığını ve terkedildiğini anlatmış.Bunun nedenini de bu bölgedeki kış sellerine bağlamış.
THEBE kentinin yerinin saptanması konusunda gezginler ve araştırmacılar Edremit,Havran çevresinde çalışmalar yapmışlarsa da çelişen sonuçlara ulaşmışlar.
THEBE antik kentinin lokalizasyonu konusunda Alman araştırmacı ( Nümizmatik/Sikke uzmanı olduğunu öğrendik) Josef STAUBER'in görüşüne göre,kent Edremit'in kuzeyinde bulunan PAŞA DAĞI (620 Metre)civarında DERELİ Köyü yakınlarında bulunmaktadır.STAUBER bu çevrede tesbit ettiği mermer sütun,sarnıç,keramik parçaları ve küçük bir ortaçağ kalesi kalıntılarına dikkat çekmektedir.
Ancak kentin yeri başka araştırmalara göre Havran'a bağlı KUMLUCA mevkiinde ve TEPEOBA köyündedir.Bu görüş yörede araştırmalar yapan Prof.Dr.Engin BEKSAÇ tarafından da doğrulanmakta. Çünkü sayın BEKSAÇ tüm yörede,MYSİA bölgesinde çok önemli yüzey araştırmaları yapmış ve çok yakındaki ADRAMYTTEİON/ÖREN kazılarını gerçekleştirmiş bir bilim adamı,yöreyi en iyi tanıyan araştırmacı.

Kumluca mezarlığında çok ilginç kalıntılar var. THEBE Kent ismi ile bugünkü TEPEOBA köyü adı arasındaki benzerliğin de çok ilginç olduğunu belirtmek gerek.THEBE kalıntıları daha geniş bir araştırma ve kazıyı bekliyor, tarihin gelinen bu aşamasında....




THEBE Antik Kenti Kalıntıları:
1-KUMLUCA MEZARLIĞI:
Eybek dağlarının güney eteklerindeki geniş düzlükte fıstık çamı dikim sahası ortasında TEPEOBA hudutlarında Havran'a 15 km. uzaklıkta çok eski bir mezarlık.Yerler özellikle Roma dönemi keramikleri ile dolu. Yaklaşık 20 dönüm genişliğindeki mezarlıkta birçok kalıntı yığını görülmektedir. Ayrıca yüzden fazla mezarlık bulunmakta. Mezarların büyük kısmı kaçak kazılarla, define aradığını sanan kültür tanımazcılarca tahrip edilmiştir.Üzerinde kızılçam ağaçları bulunan mezarlıkta büyük taşlar yanında mezar kapağı tuğla parçaları görülmekte..
2-THEBE HARABELERİ:
Mezarlığın 500m. kuzeyinde(Orman idaresine ait fıstık çamı dikim sahasında)doğu batı yönünde yaklaşık 300m.uzunluğundaki duvar ile birlikte bir takım kalıntılar dikkat çekici)
Kumluca ovasının ve ormana ait fıstık dikim sahasının batısında yaklaşık olarak 10x15m.geniş-
liğinde ve 10m.yüksekliğinde bina kalıntısı. Özellikle kuzey tarafında kemerli giriş kapısı ve işlenmiş taşlar dikkat çekicidir. Harç kullanılmamış yapıda kullanılan taşlar çok büyük ve muntazamdır. Aynı yapının güney tarafında da kemerli bir kapı bulunmaktadır.Çevrede bu şekilde 20'den fazla yapının kalıntıları görülmektedir. Bütün ova ve hanlar yolu üzerindeki yamaçlarda yüzlerce dönüm arazide şehrin kalıntıları görülmektedir. Araziye yayılmış durumdaki harabelere ve kapladığı alana bakıldığında THEBE şehrinin çok büyük bir yerleşim olduğu görülmektedir.
KAYNAK: ZEKERİYA ÖZDEMİR'in KÖRFEZDEKİ ZÜMRÜT: HAVRAN adlı yapıtı Basım:1998
THEBE adı eski Anadolu dillerinden Luvi dilinde "DÜZLÜK,OVA" anlamına gelen TABA sözcüğüdür.(Prof.Dr.Bilge UMAR Türkiye'deki Tarihsel Adlar)
Tarihin Işığında Burhaniye: Prof.Dr. Engin Beksaç-Şule Nurengin Beksaç'


Thebe Antik Kenti 10 Ağustos 2008 günü tarafımdan ziyaret edildi...Nedeni burada bakır madeni arama etkinliğiydi..
Çevrede onlarca sondaj kuyusu açılmıştı...O günlerde aşağıdaki yazıları kaleme almış; İstanbul'da Prof.Dr. Engin Beksaç'ın THEBE kentini lokalize eden açıklamasını basın ve medya organlarına duyurmuştuk..Aşağıda bu açıklamaları ve Prof. Dr. Engin Beksaç'ın Thebe kenti lokalizasyonu ile ilgili anlamlı yazısını okuyacaksınız..

İşte 10 Ağustos 2008 günü ziyaret ettiğimiz Thebe Antik Kenti de büyük bir umursamazlık ve bilim, arkeolojik tanımazlık ile karşıkarşıya ...Muhteşem, kazılmayı bekleyen kalıntılarıyla Efsanevi Thebe kenti şimdi o Kumluca'da Uluslararası Maden şirketlerinin kıskacında..Bilimsel araştırma için bekleyen kent şimdi yok olma , tehlikesi ile karşı karşıya..
Ancak Edremit Körfezi ve çevresindeki tarih, çevre ve doğa gönüllüleri THEBE /THEBAİ kalıntılarının yok olmasına izin vermemeye kararlı..

Thebe Kumluca arazisini gezdik.. Kent yüzeydeki büyük tahribata karşın, yığınların,toprağın altında bilimsel araştırma ve kazıyı bekliyor. Yöre ve Kumluca çevresi bir doğa harikası. muhteşem bir tarihsel coğrafya..Raporlarında arkeolojik alana hiç değinilmemiş, burası orman arazisi diyorlar..Kumluca ve çevresinin Arkeolojik alan ve THEBE/THEBAİ Antik Kenti olduğu kesin.İşte Thebe antik kentinden, Kumluca yayla ve mezarlığından fotoğraflar;
Fıstık çamlarının altında bilimsel kazı ve araştırmaları beklemesi gereken Thebe kalıntıları defineci teröründen sonra şimdi yok sayılarak, madenciler tarafından yok edilmek tehlikesi ile karşı karşıya..
Sevgiyle
Erkmen SENAN-Ressam ;Araştırmacı


Prof. Dr. Engin Beksaç'ın Thebe ile ilgili yazısı;


28.11.2008

* Binlerce yılın ardından gölgeler serilir kumsallar üstüne.

Gölgeler serilir düzlüklere.

Gölgeler yansır nice kayalık ve dimdik tepelere.

İnsanlık tarihinin en parlak sayfalarından biridir Edremit Körfezi'ni çevreleyen bölge ama bilmez birçok kişi neden önemlidir bu bölge.

Çünkü binlerce yılın tanığıdır.

Binlerce yılın esasında sözcüsüdür bu bölge.

Bir tarafta yer alırken daha Neolitik Çağ'da kazanılan başarılara tanık olan çok önemli bir yerleşme, insanlığın daha sonraki süreçlerde yaşadıklarına tanık olan nice yerleşme dağılmıştır tüm körfez çevresine.

Edremit Körfezi çevresinde başta Assos, Adramytteion ve Antandros kadar ünlü olmasa da çok önemli yerleşmeler yer almaktadır. Uzun bir süreç içinde bu bölgede özellikle Körfezin güney kesiminde çalışmış bir araştırmacı olarak bu bölgeyi yakından tanıma fırsatı bulmuş bir araştırmacı olduğum için bir doğa harikası, bir kültürler kaynağı olarak bölgenin şansına, ama bir o kadar da zengin maden kaynakları nedeniyle de şansızlığına tanık olmuş bulunuyorum.

Edremit Körfezi ve çevresi gerçekten muhteşem bir kültür beşiğidir. Doğanın özenle yarattığı bölgelerden biridir. Ama binlerce yıldan beri gayet iyi bilindiği gibi bakır, altın ve gümüş madenleriyle de ünlüdür. Kimileri için büyük bir şans olarak kabul edilen bu madenler, esasında bölgenin doğal ve arkeolojik zenginliğini tehdit eden önemli bir tehlikedir. Her geçen gün de bu tehdit artarak varlığını sürdürmektedir. Madenlerin tehdit ettiği kültürel değerler bir daha yerine konamayacak çok nadide ve ayrıcalıklı şeylerdir. Madenlerin tehdidi altında bulunan arkeolojik alanlar bir daha geri dönüşümü olmayacak yerlerdir. Bölgenin doğal güzellikleri ve tarımsal potansiyeli de geri dönmeyecek niteliktedir. Bunların tümü binlerce yılın şahitleri olan şeylerdir. Mutlaka korunması gereken şeylerdir. Ama madenler de işletilmeyi beklemektedir.

Edremit Körfezi ve yakın çevresi'nden tahribat haberleri almak artık alışıla geldik bir durum gibi gelebilir. Zaman zaman yarasaları korumak için yapılan iyi ve güzel işler duyulsa da bölgeden, genellikle basına yansıyan daha çok yıkım haberleridir. Yıkılan insanlığın geçmişidir. Yıkılan insanlığın geleceğidir. Esasında bu yıkımlar insan hırslarının yıktığı insanlığın kendi insan olma gerçeğidir.

Havran ilçesi Tepeoba köyü kendince mütevazı bir yerdir ama esasında, Tepeoba isminin içinde de saklı olan bir gerçeği de gizlemektedir. Burası eski bir antik kent ve mezarlık alanlarının bulunduğu bir yerdir. Tepeoba sözcüğü esasında içinde eski bir kentin ismi olan Thebai ismini de gizlemektedir. Tepeoba çevresinde bu antik kentin izlerini bulmak da mümkündür. Çünkü kalıntılar orada bizi beklemektedir. Onlar hala ayakta durmaktadır. Hala geçmişin sesini bizlere ve geleceğe yansıtmak için çabalamaktadır. Ama bu yöre madenlerin tehdidi altındadır. Kazısı yapılmamış sadece yüzey araştırmalarından tanıdığımız bu bölge maden faaliyetlerinin tehdidi altındadır.

Aslında, Thebai uzun bir öykünün kaynağıdır.

Bu öykü daha Roma İmparatoru Trajanus devrine, MS. 100lere kadar gider.

Madenci dostlara özenle belirtmek istediğimiz gibi önemli bir deprem bölgesidir bu değerli, ama tehlikeli madenlere sahip yöre.

Bu durumun gayet iyi bildiğimiz bölgede vuku bulan bir depremin ardından Hipoplakioi Thebai adıyla iskân edilen önemli bir kent olmuştur Thebe. Hem de önündeki tüm ovayla özdeşerek ad kazanmış önemli bir yerleşme olmuştur Thebe. Yıllarca gölgeler içinde kalmış olsa da önemli bir kenttir Thebe. Önemli bir arkeolojik yerdir Thebe. Kentinin kalıntılarıyla ve mezarlık alanlarıyla hala ayaktadır Thebe. Ama bu gün hiç çalışılamadan, hiç tanışılamadan yok edilmek istenmektedir Thebe.

Terk edilmesin Thebe.

Terk edilmesin Thebe, nice benzeri kent gibi yok edilmişliğe.

Prof.Dr. Engin BEKSAÇ,Trakya Üniversitesi Arkeoloji, Sanat Tarihi, Öğretim Üyesi













Hiç yorum yok:

Yorum Gönder