5 Eylül 2010 Pazar

Madam Martha Koyu/Halikya-Burgazada


























































Burgazada'da rüya gibi bir koy, poyrazda çok güzel bir sığınak, pırıl pırıl bir deniz ve çok içli, hüzünlü bir hikaye.
Hikayeyi Burgazada ile ilgili bir siteden aldım, kaleme alanı, öyküyü yazanı tebrik ediyorum.
Martha Koyu'nu Çoook Sevgili EMEL AKIN'la birlikte keşfettik. Ve aşağıdaki fotografları çektik.

Sahilde eşi ile birlikte yaptığı evde yaz kış oturan madam martha, yılın oniki ayı da denize giren, denizden topladığı taşlardan yaptığı takıları küçük çocuklara hediye eden, adadaki herkesin sevdiği ve çiçek teyze diye isimlendirdiği biriydi.
bu takılara sahip olanınız var mı?

Berç, en nihayet Martaya kavuştu

Bu, Burgazadada bir zamanlar Halikya diye bilinen... şimdilerde Marta Koyu diye tanınan koya adını veren kadının öyküsüdür. Ve de kocası Berç Kazarın öyküsü...
Kızlık soyadı ile Marta Arat, Lübnanlı Katolik Ermeni idi. Balerindi. Alımlı, gösterişli...

Tek kelime ile güzel bir kadındı. Berç Kazar ise kendi halinde bir Ístanbul Ermenisi idi. Perşembepazarında hırdavatçılıkla uğraşırdı. Kışları Modada, yazları da Burgazadada otururdu. Bu iki farklı dünyanın insanı, karşılaştılar. Tanıştılar. Birbirlerini sevdiler. Evlendiler. Avrupalı bir kadın gibi özgür yetişmişti Marta. Gayet namuslu idi. Ne var ki davranış biçimi olarak klasik Ístanbul Ermeni Cemaatinden farklı bir yapısı vardı.

Göz mü değdi bu sevdaya?
Süslü püslü giyinir... Akşamüstleri iskeleye inip kocasını karşılardı. Doğaya aşıktı tek kelime ile... Tek başına uzun yürüyüşlere çıkardı. Marmaranın o günler tertemiz olan masmavi suları, can dostu idi.

Bir oğulları oldu. Adını Corc koydular. Bu kadar güzellik... Bu denli alım ve serbestlik, göze geldi. Laf ettiler... Adını çıkardılar. Doğa yürüyüşlerini dedikodu malzemesi yaptılar. Denizde çıplak yüzüyor diye lekeleyici iddialar yaydılar.

Rivayet edilir ki, Berç, bu söylentilerden etkilendi. Sürekli olarak surat astı. Yine o günleri yaşayanların anlattıklarına göre, delikanlılık çağına erişen oğlu Corc da tavır koymaya başladı.

Marta, bu haksız yakıştırmaları kaldıramadı. Artık rahat edersiniz diye bir not bıraktı. Bulduğu bütün ilaçları yuttu. Derin bir uykuya daldı. Ve bir daha hiç uyanmadı.
80li yılların başlarında yaşandı bütün bunlar.

Halikya adı unutuldu ama Burgazada Martayı unutmadı. Halikya, tarihe karıştı.
Koy, Marta adıyla bilinir oldu.

Ben, Martaya yetişemedim. Berç Kazarı tanıdım.
Artık vaktinin çoğunu Burgazadada geçirir olmuştu Berç. Koyda minicik bir kulübecik yapmıştı.

Boyası dökülmüş bir sandal: marta

Kulübenin önünde, kendi yaşındaki dostları ile çilingir sofrası kurar... Rakısını yudumlayarak, bir zamanlar Martanın kulaç attığı koyun sularına dikerdi gözlerini.
Pek fazla konuşmaz, öylesine dalıp giderdi.
Hemen kulübenin yanıbaşında yıllardır elden geçmediği belli ters dönmüş bir sandal yatardı öylece. Boyası silinmeye yüz tutmuş adı ise okunurdu hala: MARTA.

Berç anıları ile baş başa seksenini devirdi. Safra kesesi ameliyatı geçirdi. Atlattı. 2000 yılını da gördü. Yaza yetişemedi. Nisan ayının yağmurlu bir günü, yorgun kalbi duruverdi.

Berçin yaşıtı, Nişan Torhunoğlu, Balıkçılar ve faytoncular bile Marta için ağlamıştı diyor. Íçini çekiyor ve ekliyor: Demişlerdi ki, insan böyle laflara itibar eder mi!

Marta Koyunun tepesinde bir sigara içimlik mola veriyor ve enginlere bakıyorum.
Gördüğüm hayal de olsa, güzel... Marta, maviliklerde kulaç atıyor. Yanında bir de erkek var. Berç bu.






2 yorum:

  1. "Denizde çıplak yüzüyor diye lekeleyici iddialar yaydılar" Martha denize ciplak girerdi, bu bir hakikkatir, ama Burgaz da, hele o zamanlarda, bu "dogal" bir seydi..hepimiz Burgaz da ciplak denize girdik...annem, babam, teyzem bile...1930 senelerinden beri(daha oncesini bilmem)... Kiyilar tenha, deniz o zamanlar piril piril di ..simdiki gibi degil! Zaten denize ciplak girmemis insan, denizi seviyorum diyemez!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Zaten denize ciplak girmemis insan, denizi seviyorum diyemez!"

      Ne güzel demişler... :)

      Sil