10 Ocak 2010 Pazar

Silivrikapı Hipojesi

Hipojeler; yer altına gömülü, 1 ya da 4 odası olan girişleri gizlenmiş yer altı mezarlarıdır.
Silivrikapı hipojesi ile ilgili geniş bir araştırmayı Ümit Serdaroğlu yapmıştı...O konuda kazı raporlarını bulamadım...Kesinlikle bir yer, bir antik yerleşimi, höyüğü veya bir mimari yapıtı, hatta dağ, ırmak, deniz isimlerini bile yüzey araştırması ve kazısını araştıranlarından, uzmanlarından öğrenmek gerek..
Arkeolog Sayın Nezih BAŞGELEN'in Silivirikapı Hipojesi ile ilgili yazdıkları ise şöyle;
 1988 yılındaki onarıım çalışmaları sırasında kapıdan girerken sol tarafta bir buluntuyla karşılaşıldı.. .Bizans dönemine ait ilginç bir "Aile mezarı"(Hipoje) idi bu..Theodosios dönemine tarihlenen Hipoje İstanbul'da geç Antikçağın hem plastik hem resim örneği olarak insitu (Yerinde) bulunmuş ender eserlerden birisidir.. İç odasındaki lahitlerin yan yüzlerinde Tevrat ve İncil'den alınma önemli konulara ait kabartmalar yer almaktadır. Bugün tamir edilmiş içlerindeki kabartmaların mulajları konulmuştur.İki sur bedeni arasındaki alanda bu hipoje gibi pek çok mezar anıtı gün ışığına çıkartılmıştır. Bunların Theodosius 2 öncesi nekropolünün parçaları olduğu sanılmakta.

 İşte yitirdiğimiz değerli arkeolog Prof.Dr. Ümit SERDAROĞLU'nun tıpkı ASSOS/BEHRAMKALE kazılarında olduğu gibi Türk Arkeolojisine kazandırdıklarından...
Selymbria kapısı hipojesi da diyebiliriz..
Hipoje'nin önemi büyük ancak İçinde vahşi kapitalizmin işsiz, güçsüz, çaresiz tinercilerine "sığıntı palas " görevi yaptığı görülüyor... Ne acıdır ki vandallık, ne hale gelmiştir ki, oraya bir bekçi bile koysanız tehdit edilebilir hatta oradan kovulur bile...Daha kötülerini söylemek istemiyorum. Silivrikapı hipojesini ve diğerlerini mesken tutanlar bize sanki"gidin başka bir kapıya" der gibiler. Otopark mafyalarının, lumpen rantçıların, külhanbeyi uyuşturucu satıcılarının kentin kralı olduğu bir "megaköy'de" tarihi eserlerin bir değeri mi olur ?.


 Bu da Atlas'tan bir alıntı;
Istanbul Silivrikapi'da, sur bedenleri arasinda bulunan Bizans hipojesi (mezar odasi) yikilma tehlikesi yasiyor. Hipoje 1988 yilinda, surlarin restorasyonu sirasinda, 37. Kule'nin güneyinde Prof. Dr. Ümit Serdaroglu tarafindan bulunmus ve IS 4. yüzyila tarihlenmisti. 
  
Istanbul'un en eski yapilarindan Silivrikapi Hipojesi ilgisizlikten yikiliyor (üstte), içerisinde ates yakiliyor (altta).  
 
1989 yilinda büyüksehir belediyesi tarafindan restone edildi. Ancak zaman içinde büyük bir tahribata sahne oldu. 
Hirsizlar, 1993 yilinda duvari üç kez delerek iç mekâni kaplayan mermer kabartmalari disari çikardilar. Sökülme sirasinda kirilan kabartmalar daha sonra mali polis tarafindan Gaziosmanpasa'da ele geçirildi ve Istanbul Arkeoloji Müzeleri'ne teslim edildi. Kabartmalar birlestirildi, kaliplari çikarilarak kopyalari mezardaki yerlerine yerlestirildi. Yine mezardaki freskolar (duvar resimleri) restore edilerek koruma altina alindi. Ama önlemler vandalliga engel olamadi. 
 
Yetkililerin Silivrikapi Hipojesi'ne ilgisizligi 1999 yilinda haber konusu oldu. Bugün hayatta olmayan Prof. Dr. Ümit Serdaroglu o dönemde yaptigi açiklamada 'Bu mezar 4. yüzyildan günümüze kalabilmis, yapi tipi itibariyla ender eserlerden biri. Biz kapisini açtigimizda yüzyillardir içeriye kimse girmemisti. Iskeletler, lahitler, kabartmalar, her sey yerli yerindeydi' diyor ve mezarin korunmasinin sorumlulugunun büyüksehir belediyesine ait oldugunu söylüyor (Hürriyet, 15 Nisan 1999). 
 
Istanbul Arkeoloji Müzeleri Müdür Yardimcisi Zeynep Kiziltan, Silivkapi Hipojesi'ni koruma sorumlulugunun kanun geregi büyüksehir belediyesinde oldugunu ancak kendilerine basvuruldugu takdirde uzman destegi verebileceklerini söylüyor. IÜ Ögretim Üyesi ve Bizans sanati uzmani Doç. Dr. Engin Akyürek, korumanin eseri günyüzüne çikarmaktan bile önemli oldugunu söylüyor: 'Çünkü gelecek kusaklar onu anlayip, sizden daha iyi koruyabilir' diyor. 
Silivrikapi Hipojesi yikiliyor. Çatisi çöküyor, dis duvar kaplamalari dökülüyor. Kapisi yok, içerisinde ates yakiliyor. Is ve tahribat nedeniyle iç duvardaki freskolar, belki de restore edilemeyecek derecede zarar görmüs durumda. 1600 seneye direnen tarihi yapi, Istanbul'un göbeginde, vandalizme yenik düsüyor. Istanbul, bir dünya mirasini daha yitiriyor.
www.kesfetmekicinbak.com sitesinden alintidir























4 yorum:

  1. burası iyi bir restarasyondan sonra mükemmel atelye olur.

    YanıtlaSil
  2. Evet Mahmutum ama biz böyle kalmasına bile razıyız, yok olmasın da...

    YanıtlaSil
  3. Yesterday I've found this place in a horrible condition. Ash and ash.
    What can be done to save it?

    YanıtlaSil
  4. 15 Kasım 2015 günü buraya uğradım fakat orayı evsizler sahiplenmiş ve uyuşturucu kullanma yeri haline getirmişler sonrasında polis tüm girişleri kapalı hale getirmiş, şimdi görmek mümkün değil umarım daha da kötü hale gelmeden kıymeti anlaşılır. Yazı için teşekkürler.

    YanıtlaSil